ABD’nin İnsan Hakları Raporu

ABD’nin İnsan Hakları Raporu


ABD birçok konuda olduğu gibi insan hakları ihlallerinde de öncüdür. Çağımızın Moğol İmparatorluğu sayılır. ABD zulmünü tescil eden pek çok manzaranın uzun süre hafızalardan silinmesinin mümkün olmadığını sanıyoruz. Bu manzaralara bakıp da ABD’nin “insan hakları ihlalleri” hakkında rapor hazırladığını düşününce insanlığın halini daha iyi anlıyoruz. Kumar masasından kalkmayan, günde üç öğün kafa çeken Bekri Mustafa’nın imam olması gibi.

 

ABD her yıl insan hakları raporu yayınlıyor. Tabii onun kanlı elleriyle böyle raporlar hazırlamasını herkes garipsiyordur. Ancak bu onun için önemli bir diplomatik oyundur. 

 

Birinci olarak bu tür raporlarla her konuda olduğu gibi “insan hakları” konusunda da kendisinin hüküm mercii olmasını istiyor. Böylece “insan hakları” konusunu da yerine göre siyasi baskı aracı olarak kullanma fırsatı elde ediyor. Tıpkı “terör” ve “teröre destek veren ülkeler” ile ilgili raporlarını siyasi baskı aracı olarak kullanıp başka ülkelere bu yolla dayatmalar yapabildiği gibi. 

 

İkinci olarak da “insan hakları” raporlarıyla kendi kirlerini kısmen örtmeye çalışıyor. Biz her ne kadar “insanlığın en büyük düşmanının insan hakları ihlalleriyle ilgili raporlar hazırlamasının ne anlamı olabilir?” diye düşünsek de o, hizmetindeki medya organlarını kullanarak bu tür raporlar vasıtasıyla kendisini “insan hakları”nın bekçisi, bu konudaki ihlallere karşı tavır koyucu bir güç olarak kabul ettirmeye, böylece imaj düzeltmeye çalışıyor. 

 

Üçüncü olarak da bu konudaki tutumu nükleer silahlanma konusundaki tutumunun bir benzeridir. O kendisini nükleer silahlanma alanında sınırsız yetki sahibi kabul ederken, ileride karşısına pürüz çıkarabilecek ülkelerin aynı silahlara sahip olmalarını engellemek için baskı gücünü kullanıyor. Yerine göre bu konuyu birtakım ülkelere yüklenmek, onları köşeye sıkıştırmak ve kendisiyle uzlaşma içinde hareket etmeye zorlamak için değerlendiriyor. Aynı şekilde “insan hakları” konusunda da kendisinin sorgulanmasına fırsat vermek istemezken başka ülkeleri sıkı bir sorgulamadan geçiriyor ve elde ettiği tüm verilerden bu ülkeleri kendisiyle uyumlu çalışmaya zorlamada yararlanıyor.

 

ABD’nin insan hakları raporları hazırlaması kendi konum ve tutumuyla çelişkili; ama bu, raporlarına yansıyan tüm bilgilerin reddedilmesini gerektirmez. Doğruyu bazen şeytan da söyleyebilir. Doğru şeytanın ağzından çıkmış olsa da doğrudur. Kötü olan bu doğrunun söylenmesinin şeytana kalmış olmasıdır. 

 

Fakat ABD’nin raporları her konuda olduğu gibi insan hakları konusunda da taraflıdır. Sürekli himaye ettiği siyonist işgal rejiminin ihlalleriyle ilgili çok basit şeylere yer verirken ve onun ihlallerinin çoğunu gözardı ederken sıkıştırmaya çalıştığı ülkelerle ilgili olarak da bazen doğruları yansıtmayan iddialarda bulunmakta veya birtakım bilgileri çarpıtabilmektedir. 

 

Aynı taraflılık savunulan kesimler açısından da karşımıza çıkıyor. Örneğin LGBT’nin ahlâksızlığı toplumsal hale getirme ve normalleştirme amacına yönelik uygulamalarının engellenmesini insan hakları ihlali olarak yansıtırken, inançlarından dolayı mağdur edilenlerin, ırkçı saldırılara maruz kalanların mağduriyetlerinden doğru düzgün söz etmez veya basit bir olay gibi yansıtmaya çalışır. 

 

Tabii ki en önemli taraflılık kendi kurumlarının haksızlıklarının ve ihlallerinin üstünü örtmesi konusunda karşımıza çıkıyor. Bundan önceki raporlarında da Amerikan işgal güçlerinin Irak’ta, Afganistan’da, Ebu Gureyb Hapishanesi’nde, Guantanamo’da ve daha pek çok yerde gerçekleştirdiği ihlaller söz konusu raporlara yansıtılmadı. Bu ihlallerin yansıtılmaması tabii ki inkârı anlamına gelir. Çünkü ABD’nin insan hakları raporu hukuki ve insani tavrı değil siyasi tavrı; ABD’ye hakim olan siyasi zihniyetin kendi duruşunu yansıtmaktadır. Dolayısıyla insan hakları konusunda kesinlikle güven verici bir referans olamaz. ABD terör konusunda olduğu gibi insan hakları konusunda da raporlarını ve damgalamalarını bir sopa olarak kullanmaktadır. 

Google+ WhatsApp