ABD kazanırsa?.. Rusya kazanırsa?.. Türkiye?..

ABD kazanırsa?.. Rusya kazanırsa?.. Türkiye?..


Batı destekli Ukrayna kuvvetlerinin Rusya topraklarında düzenledikleri saldırılar ile.. Düzinelerce tank ya da yüzlerce asker kaybından ağır travma yaratacak, ismi de ‘Moskova’ savaş gemisinin ‘batırılması’, Kremlin’e ‘davet’ mektubunun bir daha teslim edildiğini gösteriyor; ‘hızlı ve kanlı ol’!..

 

İki vaka da, Putin’in sessiz kalmasını imkânsız kılacak darbeler. Savaşın sınırlarını aşması ve sadece kendisinin değil etrafındaki donanma unsurlarının da korunmasından sorumlu lider kruvazörün vurulması cevabın ne/nasıl olacağı korkusunu yükseltiyor…

 

ABD ve kimi müttefiklerin savaşı beslediği ve teşvik ettiğine yönelik artık kimsenin kuşkusu bulunmuyor. Önde gelen, daha doğrusu önde giden ülke de İngiltere. Rusya’ya bakarsanız, Buça’da yaşananların arkasında Londra bulunduğuna dair net, detaylı ve bol delil Rus istihbaratının elinde. Talep eden olursa paylaşmaya da hazırlar…

 

***

 

Diğer kesin bilgi de, Rusya’nın harekâtı tamamlayıncaya kadar durmayacağı. Putin, Rusya’nın şu ana kadar Ukrayna’nın çeşitli bölgelerindeki eylemlerinin yalnızca düşman güçlerini bağlamayı, Ukrayna ordusunun altyapısını yok etmeyi, kısaca, ülkenin doğusunda, Donbas’ta aktif operasyonlar için koşullar yaratmak olduğunu söyledi…

 

Rus ve Ukrayna kuvvetleri, Donbas için hazırlıklarını sürdürüyor. Buradaki savaşın ‘belirleyici’ olacağı yönünde kanaat hâkim. Yani bir ‘kazanan ve kaybeden’ ortaya çıkacak.

 

Bu yüzden Rusya-doğrulanmamış rakamlara göre-100 bin ‘seçilmiş’ askeri bölgede topluyor. Kiev yönetimi de mevcut/müsait tüm kuvvetleri doğu cephesine aktarıyor. Ayrıca bu birlikler donanımlı ve içlerinde ‘yabancı savaşçılar’ da mevcut.

 

Hatta Batı basınına bakarsanız, İngiliz Özel Kuvvetleri (SAS) ve ABD Özel Kuvvetleri’nin “Delta” askerleri de orada…

 

***

 

Kremlin’in muhatap olduğu medya sorularına bakıldığında, ‘neden daha hızlı hareket edilmediği’ öncelik kazanıyor. Verdikleri yanıt, Batı’nın ‘çabuk ve kanlı’ tahriklerinden anlaşılabilir. ‘Bedeli ne olursa olsun’ diye değil, “adım adım, kontrollü” bir savaş planı sahaya giydiriliyor.

 

Bu da, sahadaki sonuçların en fazla bir ay içinde yoğunlaşarak belirginleşeceğine ama nihai sonuç çıkmasının daha fazla zaman alacağına işaret ediyor.

 

***

 

Putin salı günü yaptığı açıklamada, Moskova’nın "başka seçeneği olmadığı” cümlesini tekrarlayarak, “Harekât eksiksiz tamamlanıncaya ve belirlenen görevler yerine tam getirilinceye kadar sürecek” sözünü verdi…

 

‘Seçeneksizlik’ sadece muharebe sahasına yönelik bir ifade değil. Stratejik ve ‘büyük haritaya’ ait bir çatı. Savaşın doğası anlık gelişmeleri tartıştırdığı için, Rusya’nın bu savaşa neden “son çare” olarak girdiğini unutturuyor…

 

Çıplak gerçek, Rusya’nın bu savaştan Çin ve ABD ile eşit ve güçlü bir süper güç olarak çıkması şart çünkü yeni dünya düzenini kuracak asal oyunculardan biri olmasının tek yolu bu. Doğru-yanlış, böyle inanıyorlar. Moskova’nın, ‘başka seçenek yok’ ifadesi o…

 

Geçtiğimiz perşembe günü Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu’nun, “Donbas’ta savaş, müzakereleri ve barış arayışlarını tökezletecek” mealindeki açıklamaları ile.. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sayın Kalın’ın, “Bu savaşın etkileri on yıllar sürecek. Jeopolitik dinamiklere ve bölgesel ittifaklara kadar her alanda yeni dengeler kurulacak. Büyük stratejik kayıplara ve insani dramlara neden olacak” okumaları aslında savaşın kaçınılmazlığı ile küresel gerçekleri, Rus askeri adımlarının arkasındaki stratejik kırıkları, mecburiyetleri de anlatıyor…

 

***

 

Bu da bizi her şeyiyle konuşulan savaşın bir türlü dillendirilmeyen temel çıktısına/yüzleşmeye getiriyor…

 

Savaşı Ukrayna yani ABD ve İngiltere kazanırsa, ortaya çıkacak yeni dünyada Türkiye’nin pozisyonu ne olacak?.. Savaşı Rusya kazanırsa, geri kalan dünyada Türkiye’nin konumu ne olacak?..

 

Rusya’nın kaybetmesi durumunda, ABD’nin Çin’e yürüyüş yolları rahatlamış olacağı gibi, Batı ittifakı denilen köhne mimari, yerleşik düzeni yaşatmaya devam edecek. Bir seri haklı itiraz geliştiren Türkiye gibi ülkelerin biat etmesi istenecek. Üstelik şartlar değiştiği için, ‘çekimser’ kalan ülkelerin imzalamaları için daha sert teslim belgeleri masaya sürülecek…

 

Batı’nın başarısız olması durumunda ise yerküre bir bilinmezlik obruğuna yuvarlanacak, Çin ve Rusya gibi küresel hâkimiyet teorileri gelişmemiş ülkeler benzer taleplerle karşımıza çıkacaklar…

 

Üstelik mesele sadece savaşın kazanılması/kaybedilmesi olmadığı, örneğin hâlihazırdaki nizamın ‘ekonomi politik’, dolarizasyon, askeri güç dengeleri de iyice savrulacağından kara delik oluşacak. Stabilizasyon/istikrar bulunana kadar da “büyük stratejik kayıplar ve insani dramlar” yaşanacak. Yıllar boyu…

 

Bu açıdan bakılınca Amerika da seçeneksiz. Ne tüm mimariyi yenileyebiliyor, ne haklı itirazlara, global adalet arayışlarına cevap verebiliyor. İç istikrarı ve ekonomisi çok dalgalanıyor. Kör-topal son darbeyi vuracağını düşündüğü Çin’e yükseliyor…

 

Türkiye için “çaresizlik/seçeneksizlik” boyutunda açmaz –kriz iyi yönetilir ve gelecek iyi teşhis edilirse– onlarınki kadar katı değil. Daha şeffaf; Ankara, Orta Asya, Avrasya, Karadeniz, Akdeniz hatta Ortadoğu haritasına bakıldığında, dünya ikili, çoklu veya kutupsuz bile olsa sıkışmış değil.. Tersine, yüksek kartları var.

 

İlk yapılması gereken, son dönemde büyük aşamalardan geçen ordumuzu “dosta güven düşmana korku” veren bir yapıya daha da dönüştürmek! İki, iç politik istikrarı korumak…

Google+ WhatsApp