28 Şubat'ı Sadece Acılar Üzerinden Okumayalım

28 Şubat'ı Sadece Acılar Üzerinden Okumayalım


28 Şubat süreci siyasi ve sosyal sahada güç kazanan dindar kesimi saf dışı edilebilmek için yapılan postmodern darbenin diğer adıydı. Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi koalisyonuyla kurulan 54. Hükümet’in Başkanı rahmetli Erbakan Hoca’mız kapitalist Batı zihniyetinin taleplerini reddedip, yönünü İslam ülkelerine dönünce laik zorbaların tavrı değişti ve hükümetin rejim tehlikesi içinde olduğunu iddia ederek dindarlar üzerinde yoğun baskılar uygulamaya başladılar. Nitekim Erbakan Hocam kapitalist Batı zihniyetinin kölesi haline gelen İslam âleminin özgürleşmesi için harekete geçmiş ve D-8 fikrini ortaya atmıştı. Hocam Müslümanların siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel sahada güçlenmeleri ve özlerine dönmeleri için aklıselim kişilerle bir araya gelmiş, cemaat önderleri ile istişarede bulunmuş, ilk ziyaretlerini İslam ülkelerine yapmış ve Müslümanların güç birliği oluşturup dışa bağımlı olmaktan kurtulabilmeleri için hamle yapmıştı. Hatırlarsınız aynı dönem RP Sincan Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen Kudüs Gecesi programı sonrasında laik zorbalar tepkilerini en yüksek perdeden gösterip, şehrin merkezinde tanklar yürütüp gözdağı vermişler ve belediye başkanı görevden uzaklaştırmışlardı. Din hayatın her alanına hâkimdir bilinciyle hareket eden bir nesil ortaya çıkınca baskılar artmış ve 28 Şubat’a giden süreç hızlandırılmıştı.

 

Hatırlarsınız o dönem siyasi ve sosyal alanda güç kazanan dindar kesim suç örgütleri ile ilişkilendirildiler ve ağır ithamlarla damgalandılar. Laik zorbalar Batı Çalışma Grubu ekseninde bir araya gelerek dindarlar aleyhine kararlar aldılar ve tehdit kokan açıklamalar yaparak gözdağı vermeye devam ettiler. Dindarlar doğup büyüdükleri topraklarda parya muamelesi gördüler, başörtülü öğrenciler okullara alınmadılar, birçok kişi işten atıldı, ikna odaları kuruldu ve Müslüman evlatları ağır sorgulardan geçirildiler. Batı destekli ordu ve bürokrasinin despotizmi ile halkın seçtiği hükümet düşürüldü ve 28 Şubat bu toplumun inanç ve değerlerine yapılan bir darbe olarak tarihe geçti, aradan 25 yıl geçmiş olsa da açılan yaralar hiç kapanmadı.

 

Darbenin mucitleri 28 Şubat’ın asırlarca devam edeceğini söylemişlerdi ancak o günlerden geriye sadece laik zorbaların tarihe bıraktığı kirli bir miras kaldı. Elbette yaşananları hiçbir zaman unutmadık, yerlerde sürüklenen tesettürlü öğrencilerin çığlıklarını, ikna odalarını, savunduğu davadan vazgeçmediği için ağır işkencelere maruz kalan kardeşlerimizin çaresizliğini, namaz kıldıkları gerekçesiyle işten çıkarılanların mağduriyetini, davam haktır diyen ve ağır iftiralara maruz kalan gençlerin omuzlarına binen yükü asla unutmadık ve o sayfayı her açtığımızda yaslarımız yeniden tetiklendi.

 

28 Şubat dönemini yaşayan ve baskılardan payını alanlardan biriyim ancak başımı çevirip arkama baktığımda maruz kaldıkları hak ihlalleri karşısında hiçbir zaman geri adım atmayan ve mevcut şartlar dâhilinde iş ve eğitim imkânları oluşturarak çözüm üreten azimli ve heyecanlı bir neslin öyküsünü görüyorum. Hatırlarsınız; kazandığımız üniversiteye alınmayınca bir yandan mücadelemizi sürdürürken diğer yandan alternatif eğitim ortamları oluşturarak ilmi çalışmalara kaldığımız yerden devam etmiştik. Bu dönem alternatif dil kursları, İslami ilimlerin tahsil edildiği evler, el sanatları ile ilgili çalışmalar yaygın hale gelmiş ve oluşturulan alternatif kurumlara yönelerek açılan boşluğu doldurmaya çalışmıştık.  Alternatif ilmi çalışmalar bizi bir araya getiriyordu ve bu vesile ile bilgi alışverişinde bulunuyor ve sorunlarımızın mülahazasını yapıyorduk. Baskıların yoğun olduğu dönemlerde kardeşlik duygularımız daha da güçlenmişti ve birbirimize destek sağlayarak zorlukları avantaja çevirmeye çalışıyorduk.

 

28 Şubat yoğun baskı ve tehditlere maruz kaldığımız ve parya muamelesi gördüğümüz bir süreçti ve hepimizde derin izler bıraktı. Ancak yaşadığımız baskıların altında ezilip çaresizliğe teslim olmadık, sabrı kuşandık ve mevcut şartlar altında neler yapabiliriz diye düşünüp alternatif çözümler ürettik. Baskıların en yoğun olduğu dönemlerde çözüm üretebilmişsek, bundan sonraki süreçte de aynı başarıyı yakalayabilir ve yeni ufuklara açılabiliriz. 28 Şubat’ı sadece acı ve mağduriyetler üzerinden okumayalım, bu dönem sahip olduğumuz siyasi bilincin, dayanışma ruhunun ve diğer kazanımlarımızın da farkına varıp bu kazanımları nasıl elde ettiğimize odaklanalım. Olaya bir de bu tarafından bakalım ne dersiniz!

Google+ WhatsApp