28 Şubat 1997’de Hoca’sı, 28 Şubat 2022’de talebesi!

28 Şubat 1997’de Hoca’sı, 28 Şubat 2022’de talebesi!


28 Şubat 1997’de ne olmuştu?

 

28 Şubat 2022’de ne olacak..

 

Bakmayın siz, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “Tarih üzerinden kıyamet koparanlara buradan seslenmek istiyorum. Milli görüş hareketimizin son ve tek temsilcisi Saadet Partisi’nin olduğu masada, 28 Şubat’ı olumlayacak, bu mesajı verecek hatta bunu ima edecek olanlara biz haddini bildirmesini biliriz. Böyle şeyi akla bile getirmek hayal ve imkan dışıdır. Kaldı ki sadece biz değil; o masada 28 Şubat’ın gerçek mağdurları var” sözlerine..

 

28 Şubat 1997’de de..

 

Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz aynı söylemlerle karşımıza çıkıyordu.

 

Bülent Ecevit aynı söyleme sahipti..

 

Bakmayın siz İYİ Parti Meclis Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu’nun, “28 Şubat bir vesayet sürecinin adıdır. Bugün 28 Şubat’ı da aşan bir vesayet vardır. Onun için çok anlamlı bir gündür. Çok iyi tevafuk olmuş” sözlerine..

 

İsmail Bey’e, Genel Başkanı’nın 28 Şubat askeri vesayetçilerinin yargılandığı davada “Darbe midir” sorusuna “Hukuk karar verir, ben bilmiyorum” demesini, hatta “Şikayetçi değilim” demesini hatırlatıp..

 

Devam edelim, 28 Şubat’ın 2022 versiyonunun temsilcilerinin sözlerine..

 

Deva Partisi adına konuşan Mustafa Yeneroğlu, 6 parti genel başkanının 28 Şubat günü bir araya gelmesi için diyor ki, “28 Şubat’a denk gelmesi tamamen tesadüf. İktidarın bu sebepten şikayetçi olması çok normal. Çünkü 28 Şubat zihniyetini, uygulamalarını bugün AK Parti ile MHP temsil ediyor.”

 

O zaman 28 Şubat’ı bir daha ve net tanımlayalım..

 

28 Şubat’ta ne olmuştu?

 

Seçimlerden birinci olarak çıkan Refah Partisi’nin koalisyon ortaklığına son vermek için, askerler ve askerlerle birlikte yürüyen muhalefet partileri harekete geçmişti.

 

Halk seçmiş..

 

En fazla oyu vermiş..

 

Ama egemenler, “Halkın seçmesinin bir önemi yok” demişler ve hükümeti devirme operasyonunu başlatmışlardı..

 

“Bizler egemenler olarak, en yüksek oyu alan Refah Partisi’nin hükümet olmasına izin vermiyoruz” demek yerine.. 

 

“Silahlı Kuvvetler olarak (O dönemdeki darbecilerin yönetimindeki TSK’yı kastediyorum) yönetime el koyduk” demek yerine..

 

Belki bu ihtimali de daha sonra denemek üzere..

 

Ama ilk aşamadaki metot olarak..

 

Sembolleşen söylemleri şöyle idi:

 

“Bu sefer silahsız kuvvetler halletsin.”

 

Darbeci amiral Güven Erkaya lütfediyor, işi halletmek üzere, silahsız kuvvetleri görevlendiriyordu..

 

“Silahsız kuvvetler halletmezse..

 

Biz yine hallederiz” imasını da yapmaktan çekinmiyordu..

 

28 Şubat 1997’den tam 25 yıl sonra..

 

Yine aynı söylem ile, egemenler “Silahsız kuvvetler halledecek” diyerek..

 

28 Şubat 2022 günü, 6+1 partinin birlikteliği ile..

 

Seçimlerde birinci çıkan partinin..

 

Önümüzdeki seçimden de birinci çıkacağından herkesin emin olduğu AK Parti’nin ülkeyi yönetmemesi için..

 

Harekete geçtiler..

 

Çeyrek asır sonra..

 

Aynı senaryo..

 

Aynı metot..

 

Aynı tiyatro..

 

Barolar bu söyleme destek veriyor..

 

Sendikalar bir-iki eksiği ile 6+1 partinin ittifakına destek veriyor..

 

Tabipler birliği.. Mühendisler odası..

 

Hepsi, hepsi yine seçimden birinci çıkan, önümüzdeki seçimde de birinci çıkmasına kesin gözü ile bakılan AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak için, her türlü kirli işbirliğini sahneye koymaya hazırlanıyorlar.

 

1997’de RP’den değil ama koalisyon ortağı DYP’den milletvekili, hatta bazı bakanları istifa ettirmişlerdi..

 

Şimdi de AK Parti’den bakanlık yapmış isimleri istifa ettirip, ayrı ayrı partiler kurdurdular..

 

Tek hedef var..

 

Seçimde birinci çıkacak olan AK Parti’ye, ülke yönetimin vermeyecekler..

 

İyi Parti’nin söylemi Türkçülük üzerine imiş, HDP’nin ise Kürtçülük üzerine..

 

Olsun, farketmez..

 

Hedef aynı..

 

AK Parti’yi indirmek..

 

Saadet Partisi, düne kadar defalarca partisi CHP’li kafalar tarafından kapatılmış bir siyasi hareket imiş..

 

CHP’liler Saadet’ten, Saadet’liler de CHP’den hiç hoşlanmazmış..

 

Olsun..

 

28 Şubat’ta, nasıl ki Anavatan’ın içindeki dindar isimlere bile, DSP ile birlikte hareket edip, Erbakan Hoca’yı indirme operasyonunda görev verildi..

 

Onlar da bunu üstlendiler..

 

Haydi isim de vereyim:

 

Mehmet Keçeciler.. Oltan Sungurlu.. Murat Başesgioğlu.. Arif Ahmet Denizolgun..

 

Dindarlıkları konusunda kimsenin tereddüt etmeyeceği bu isimler..

 

Erbakan’ı indirip, Bülent Ecevit’li bir hükümeti kurmak için..

 

Darbecilerle işbirliği yapan ittifak lehine çalışma yürüttüler. 

 

Şimdi 28 Şubat 1997’nin aynısının tıpkısı tekrarlanıyor..

 

Tüm zıt kardeşler bir araya geliyorlar..

 

“Hiç önemli değil.. Tek hedef var, Erdoğan’ı indirmek” diyorlar..

 

“Öğrenci andını, kafalarına vura vura okutacağız” diyen de o birliktelikte..

 

“Öğrenci andı, ırkçılıktır” diyen de o ittifakta..

 

“PKK eli kanlı terörist örgüttür” diyen de o birliktelikte.

 

“PKK halk hareketidir” diyen de o ittifakta.. Ama ilk ve son hedefleri “Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı seçtirmemek..”

 

Bunun için de..

 

Tüm iddialarını, tüm söylemlerini toprağa gömüp, maskeleri takıp, halkın önüne çıkacaklar..

 

Birinci parti olmak için değil..

 

Ayrı ayrı, her biri, birbirlerine ölümüne düşman oldukları halde..

 

Sanki aynı söyleme sahip partilermiş gibi, oylarını toplattırarak, şanslarını deneyecekler..

 

Allah fırsat vermesin..

 

Allah kurdukları tuzağa kendilerini düşürsün!

Google+ WhatsApp