2021’e girerken

2021’e girerken


Takvim zaman dilimlerinin ölçülmesi için konulmuş bir düzenlemedir. Tarih boyunca muhtelif takvim düzenlemeleri ortaya çıkmıştır. Hepsinin amacı zaman dilimlerinin belirlenmesi ve buna göre bir iş düzeninin ortaya çıkarılması, olayların geçekleştiği zaman dilimlerinin tespit edilmesi ve kayda geçirilmesidir. 

 

Kur’an-ı Kerim’de de zamanın belirlenmesi için gecelerin ve gündüzlerin birbiri ardına gelmesinde, ayın hareketlerinde ve zamanın ölçülmesinde işe yarayacak işaretlerde önemli hikmetler olduğuna dikkat çekilir: 

 

“Güneşi bir ışık, ayı bir nur yapan, yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabını bilmeniz için ayı belli menzillere göre düzenleyen O’dur. Allah bütün bunları hak üzere yaratmıştır. Bilen bir topluluk için ayetlerini etraflıca açıklıyor.” (Yunus, 10/5)

 

“Gece ile gündüzü iki ayet kıldık. Gecenin ayetini sildik; Rabbinizden lütuf aramanız ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gündüz ayetini aydınlatıcı kıldık. Biz her şeyi genişçe anlattık.” (İsra, 17/12)

 

Geçmişte yaşanmış olayların gerçekleştiği zamanların bizim yaşadığımız zamana yakınlığını ve uzaklığını da bu zaman ölçümüne göre belirleriz. Zaman ölçümünde bir ana birim niteliği taşıyan yıl önemli olayların kayda geçirilmesinde en çok kullanılan zaman dilimi niteliği taşımaktadır. 

 

Yılların sayılması uygulaması tarihte farklı toplumlarda farklı şekillerde gerçekleşmiştir. Bundan dolayı muhtelif takvim düzenleri ortaya çıkmıştır. Örneğin yahudi takvimi, Çin takvimi, Pers takvimi, miladi takvim, hicri takvim gibi. Bunların her birinde kendine göre tarihin yani yılların sayılmasının ve her bir yılın yani günlerin sayılmasının bir başlangıcı vardır. Ayrıca yılın gün sayısı da değişebilmektedir. Bazılarında güneş yılı yani mevsimlerin dönüşümü, bazılarında da ay yılı yani ayın hareketleri esas alınır. Ay yılı 354 veya 355, güneş yılı da 365 veya 366 gündür.

 

Bazıları da normalde ay yılını esas alırken yıla gün ekleyerek güneş yılına ayarlama yaparlar. Örneğin yahudi veya diğer adıyla İbrani takvimi böyledir. Normalde ay hareketlerini esas alır ama yıl tam 12 aydan oluşmaz. 12 aya gün ilave edilir. Böylece özel günler hem ay günü olarak hem de mevsimsel olarak aynı dönemlere denk getirilir.

 

İslam öncesi Arap toplumlarında da belli dönemlerde yıla bir ay ilave edilerek 13 aya çıkarılır ve böylece güneş yılıyla aradaki farkın kapatılmasına çalışılırdı. Buna da nesi’ adı verilirdi. Bunu haram aylarda savaş yasağını kaldırmak için ayların yerlerini değiştirmek amacıyla da yapıyorlardı. Ancak İslam bunu kesin bir şekilde yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerim’de de bu konuda şöyle buyrulur: 

 

“Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Doğru hesap işte budur. Bu aylarda kendinize haksızlık etmeyin (bu ayların saygınlığını çiğnemeyin). Allah’a ortak koşanlar size karşı topluca çarpıştıkları gibi siz de onlara karşı topluca çarpışın ve bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir. Nesi’ (haram ayları başka aylara ertelemek) küfürde ileri gitmektir. Bu uygulamayla inkâr edenler saptırılırlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için bir ayı bir yıl helal ve bir yıl haram sayıyorlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılıyorlar. Onlara kötü işleri güzel gösterildi. Allah kâfirler topluluğunu doğru yola erdirmez.” (Tevbe, 9/36-37)

 

İslam öncesi Araplarda kameri sisteme göre ayların sayıldığı bir takvim düzeni vardı ama yılların sayıldığı bir takvim düzeni yoktu. Yılları belli önemli olaylara göre sıralıyor ve “şu olaydan üç yıl sonra, beş yıl önce” diye tarih belirliyorlardı. Günümüze uyarlayarak örneklendirirsek, “koronavirüs salgınından beş yıl önce” gibi. 

 

Hz. Ömer zamanında yılların da sayıldığı bir takvim düzeni başlatıldı ve başlangıç tarihi olarak da Müslümanların Mekke’den Medine’ye hicret ettikleri yıl kabul edildi. O yüzden Hz. Ömer’in başlattığı bu takvime hicri takvim denmektedir ve kameri sisteme göredir. İlk ayı ise Muharrem ayıdır.

Google+ WhatsApp