12 Mart 1971

12 Mart 1971


12 Mart Muhtırası, 60 darbesi sonrası darbecilerin kendi aralarındaki bir hesaplaşmaydı aslında.

 

27 Mayıs, DP’ye karşı yapıldı ama darbeci kanatta mesela Türkeş de vardı ve darbe sonrasına ilişkin bir kafa karışıklığı da vardı. 60 öncesi henüz “ortanın solu” bilinmiyordu, karma ekonomi bilinmiyordu. ABD-AET dengesi gözetilmiyordu. “Batıya kalkan bir tren” vardı da, bir de “Küçük Amerika” olma hayalleri vardı. Hepsi Laikti, Atatürkçü idi, NATO’ya, CENTO’ya, AET’ye bağlıydı da devamı da vardı.

 

68 kuşağı diye bir “kuşak” çıkacaktır daha sonra, Paris’te, ABD’nin dolar oyununun farkına varan De Gaulle’ye karşı başlatılan bir Amerikan komplosu ile Avrupa’daki solcular meydanlara sürüklenmişti. Yani ABD ile Batı arasındaki önemli bir krizin ardından 1971’de 12 Mart olayı patlayacaktır. Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bir muhtıra vererek hükûmeti istifaya zorlayacaktır.

 

Aslında 12 Mart’a giden süreç, 60 darbesinin içindeki, sol, sosyalist kanatların kendi aralarındaki iç hesaplaşmadan da besleniyordu. Aybar “Milli Demokratik Devrim”den söz ediyordu. Demokrasi yoluyla, Sosyalizme ulaşılacak ve Bağımsız Türkiye yeniden inşa edilecektir. Mihri Belli daha farklı bir süreç öngörüyordu. Sovyet devrimindeki tecrübeden yararlanılarak, “askeri darbe” yoluyla “genç subayların” önderliğinde “proleter devrim”le  gerçekleşecek ve sonuçta işçi sınıfının hakimiyeti ile sonuçlanacaktır. 12 Mart’a giden yolda bir takım işaret taşları var, onlara bakmak gerek. 

 

Ülkemizde gerçekleşen bütün darbelerde ABD ve NATO ülkelerinin çoğu vardır. Hepsi Demokrasi adına, Laikliği koruma adına yapıldı. Hepsi Atatürkçülük adına yapıldı. Ve her ara rejim hükümetlerinde Masonik örgütlerin üyeleri ağırlıklı olarak yer aldılar.

 

Kanlı Pazar 12 Mart öncesi önemli bir olay. 16 Şubat 1969 tarihinde İstanbul Beyazıt meydanında ABD’nin 6. Filo’sunu protesto etmek için 76 gençlik örgütü sempatizanların biraraya geldiği olayda katil bir el, halkın üzerine ateş açtı. Sağ ve sol çatışma için medya günler önceden kışkırtıldı ve sonunda korkulan oldu. Ve hâlâ o komplonun failleri ortaya çıkartılmadı. “Kanlı Pazar” 2 ölü ve 100 yaralı ile noktalandı! Böylece Sosyalist gençlerle Komünizmle Mücadele dernekleri arasına kan davası girdi! Soğuk Savaş için aslında bazı subaylar Özal Harp subayı olarak eğitilmek üzere çok önceden ABD’ye gitmişler ve dönüp ordu, siyaset, bürokrasi ve STK içinde örgütlenmişlerdi. Medya ve sermaye ile derin bağlar kurulmuştu.

 

1966’da Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, sağlık sebebi ile TBMM tarafından görevinden alınmış yerine Genelkurmay başkanı Cevdet Sunay getirilirken Cemal Tural 16 Mart 1966’da Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilmişti.. 16 Mart 1969’da Cemal Tural da gitti yerine Memduh Tağmaç getirildi. Bu arada derin bir el 14 Mayıs 1969’da, küs olan İnönü ve Bayar’ı barıştırdı. 12 Ekim 1969 genel seçimleri,evdeki hesaba uymadı ve Demirel’in Adalet Partisi % 46.55 oy aldı ve TBMM’de 256 sandalye kazandı ve Demirel başbakan olurken CHP 143 milletvekiliyle ana muhalefet partisi oldu. Böylece Milli Demokratik Devrim hayalleri de suya düşmüş oluyordu. 20 Mayıs 1969’daki darbe teşebbüsü böyle bir ortamda gerçekleşti. Ve sonra zaten seçim kararı alınmıştı ama seçim beklenen sonucu vermeyince 1970’de 15-16 Haziran Olaylarıpatlak verdi. Grevler başladı. Bu kez DİSK devredeydi. Birileri düğmeye basmıştı. İşçilerden sonra öğrenciler sokağa salındı, fakülteler işgal edildi. Sıkıyönetim, gözaltılar, örfi idare mahkemeleri arkası arkasına geldi. Kadıköy’deki olaylarda 2 işçi, 1 polis ve 1 esnaf olmak üzere 4 kişi öldü. 16 Haziran’da olaylar Ankara, Adana, Bursa ve İzmir’e sıçradı. Bu arada, Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından 4 ABD askeri kaçırıldı. 26 Ocak 1970’te “Kör dünyanın göbeğine ‘Hakyol İslam yazacağız”, “Ne sağdayız ne solda Hak yoldayız Hak yolda” sloganı ile Millî Nizam Partisi kuruldu. Benim ilk ve son, tek siyasi parti üyeliğim bu partidir. 12 Mart’ta Erbakan yurt dışına çıktı. O dönmeden MSP kuruldu. Ve ilk mahkûmiyetimi MNP davasında, yayınladığım bir bildiri sebebi ile aldım ve Yargıtay’da kararın onanması halinde yurt dışına çıkmak üzere İstanbul’a geldim ve hâlâ İstanbul’dayım. Sanıklık kariyerim 12 Mart’la yaşıttır. Yani 50 yıllık sanıklık kariyerim beni yargılayanların yargı kariyerlerinden daha fazla! Zalim dikta rejimleri döneminde sanık olmak, benim için şereftir!

 

12 Mart Muhtırası, 1971’de TSK’nın Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler’in, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu’nun ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur’un Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bir muhtıra vermesi ile hükûmetin istifaya zorlandığı askerî müdahalenin adıdır. Bu; Cumhuriyet dönemindeki 4., başarılı olmuş 2. ve TSK içinde hiyerarşi içerisinde yapılmış 1. askerî darbe girişimidir. Darbe gerekçesi “Maske, Mesafe, Musluk” gibi aynı nakarattır: Laiklik, İrtica, Demokrasi, Atatürk ilke ve inkılabları! Mumcu’nun dediği gibi, banka soyarken yüz maskesi, darbe yaparken Atatürk maskesi.. HES yerine sıkıyönetim yolu ile insanlar eve tıkılmıştı o gün. Banka soygunları vardı. Sağ-sol kavgası, aynı ülkenin çocuklarını birbirine kırdıran kanlı bir senaryoya dönüşmüştü. Kimileri Suriye ve Filistin kamplarında eğitim alıp geliyordu. Kır gerillası, şehir gerillası eğitim kampları vardı. İsrail Başkonsolosu Ephraim Elrom’un 17 Mayıs 1971’de THKP-C lideri Mahir Çayan ve arkadaşları tarafından kaçırılması olay olmuştu. Elrom infaz edildi.. Tutuklanmalar başladı.

 

1971’de yeni bir Bretton Woods yapıldı. 12 Mart’tan sonra MSP’nin kurulması, CHP-MSP koalisyonu, 1. MC, 2. MC.. Kıbrıs Harekatı, ABD’nin muhtırası, sanayi hamlesi, İslam Konferansının kuruluşu ve Türkiye’nin üyeliği, Afyon Alkoloid Fabrikası, “Yeşil Komünistler“ suçlaması, Anadolu sermayesinin büyükşehirlerde boy göstermesi. Her darbe döneminde yaşananlar, bu dönemde de yaşandı. Bütün darbeler lanetlidir, darbecilere ve sermaye, siyaset, bürokrasi, medya, STK’daki işbirlikçileri de bu lanetin paydaşlarıdır. Bir köşe yazısında 12 Mart’ı ancak bu kadar özetleyebildim. Tarih; övgü ya da sövgü kitabı değildir, ders alınır. Ders almazsak tekerrür eder. Ve ben, günümüze baktığımda, sağı-solu ile tarihten gerekli ve yeterli dersleri aldığımızdan emin değilim. Selam ve dua ile. 

Google+ WhatsApp