* Türkiye’nin sırrı ne? Altı yılda bu kadar cephede ne yaptık? Dünyada örneği yok! * Macron niye öfkeli? ABD niye kaybetti?

* Türkiye’nin sırrı ne? Altı yılda bu kadar cephede ne yaptık? Dünyada örneği yok! * Macron niye öfkeli? ABD niye kaybetti?


Türkiye; 2016’dan bu yana (15 Temmuz sonrası) girdiği askeri müdahalelerin hiçbirinde başarısız olmadı. Hepsinde istediği sonucu aldı ya da almaya dönük süreç lehine seyrediyor.

 

Dünyada bu kadar kısa zaman aralığında, bu kadar çok cephede, bu kadar başarılı sonuçlar alabilen hiçbir devlet yok. Suriye’de, Libya’da, Karabağ’da, Irak’ın kuzeyinde hep şaşırtıcı başarılar yakaladı.

 

Bu müdahalelerin tamamı kalıcı, uzun vadeli, jeopolitik planlamalardı. Kısa vadeli terörle mücadelenin çok ötesinde, Türkiye’nin büyük geleceğini kurmaya ayarlı hesaplardı.

 

Orta Kuşak Ortaklığı: Onları tam alnının ortasından vurduk!

 

Bizi Anadolu’ya sıkıştırıp orada boğmaya ayarlı bütün uluslararası kurguları, harita çalışmalarını, iç ve dış kuşatmaları tam alnının ortasından vurduk.

 

Türkiye; Orta Afrika’dan Orta Asya’ya, Ortadoğu’dan Güney Asya’ya kadar girdiği diplomatik atılımların, siyasi girişimlerin, ekonomik çabaların ezici çoğunluğunda başarı sağladı.

 

“Coğrafya Ortaklığı”, “Orta Kuşak Ortaklığı”, Atlantik’ten Pasifik kıyılarına uzanan yeni nesil siyasi dil “ortaklığı” alanlarında özellikle Batı’yı şok edici, sarsıcı sonuçlar aldı.

 

Yumuşak Güç’te de en etkili ülke oldu.

 

Türkiye; ”Yumuşak Güç” (Soft Power) kullanımında en etkili ülke oldu. Doğu’nun ve Batı’nın etkisini sınırladı. Hem 15 Temmuz sonrası gibi dar bir zamanda, hem de COVİD-19 salgınının dünyayı dize getirdiği bir zamanda bunu yapabildi.

 

ABD ve Avrupa’nın, bütün eski sömürge dünyalarında nüfuzu zayıflarken, etki alanı daralırken, “gücüne erişilemez Batı” algısı ters yüz olurken Türkiye yeni bir akıl, bilinç, gelecek önerileri ile hem Batı’ya meydan okudu hem de o ülkelere rol model oldu.

 

Artık Batı sömürgeciliği bitiyordu, bitecekti, bitmeliydi. Artık ülkeler ve uluslar, şehirler ve kültürler, Batı’nın ezici, milletlerin kişiliklerini rencide eden baskı dönemi sona ermeliydi. 21. yüzyıl, ezilen toplumlar ve ülkeler için yeni bir başlangıç olmalıydı.

 

“Batı Çağı”nın sonu ve kötülük fırtınaları. Su kuyusu açmıyoruz!

 

Bu, bir zihinsel devrim arayışıydı. “Batı Çağı”nın sonunda, dünya yeni güç haritalarıyla bir kez daha kurulurken, yeryüzünün ana eksenini oluşturan kuşaktaki ülkeler ve milletler, bir kez daha Batı’nın ya da Doğu’nun bir kere daha sömürge ve yağma alanları olmamalıydı.

 

Buradan bir güç yükselmeli, bir akıl öne çıkmalı, bir kişilik gelişmeli ve yeryüzünün eksenini sarsmalıydı. Yüzyıl önce baskı altına alınan coğrafya ayağa kalkmalı, kendisi olmalıydı.

 

Türkiye’yi; sadece askeri harekât bölgelerinden, sadece Avrupa ve ABD başkentlerindeki çetin pazarlıklardan, sadece Soçi görüşmelerinden, sadece Afrika’da su kuyusu açma videolarından ibaret sanmayın. Sadece içerideki bitmek tükenmek bilmeyen kötülük fırtınalarından ibaret sanmayın.

 

Aynı tarihte ABD bütün cephelerde kaybediyordu.

 

Türkiye’yi bu başkentlerden, ABD ve Avrupa’nın yaptıklarının arta kalanlarından, eski ezberlerinizden, zihinlerinizdeki kalıplardan, artık etkisini yitiren Batı merkezli dünya düzeninden okumayın.

 

Kuzey ve Orta Afrika’dan Asya’nın en uçlarına kadar bir bilinç dalgası, bir zihinsel harekât olarak okuyun.

 

Bir kıyaslama yapalım: Türkiye 2016’dan, 15 Temmuz’dan bu yana bunları yaparken aynı tarih aralığında ABD bütün askeri operasyonlarında başarısızlık yaşıyordu. Bir tane bile askeri ve siyasi başarısı olmadı. Tam tersi, eski yüklerinden kurtulmaya, kaçmaya, başarısızlıklarını gizlemeye çalışıyor.

 

Afganistan’dan çekildi. Suriye ve Irak’tan çekilmeye çalışıyor. Ortadoğu ve Afrika’da güç kaybediyor. Orta ve Güney Asya’da etkisi zayıflıyor. ABD’nin gücünü, nüfuzunu artıracak tek bir örnek yok.

 

Türkiye; Fransa’nın Afrika’daki kalelerini teker teker deviriyor.

 

Avrupa’ya gelelim. AB’nin en hırçın ülkesi Fransa örneğinden gidelim. Macron, iktidara geldiğinden beri Fransa her alanda güç kaybetti. Çok sayıda agresif müdahaleye girişti, hepsinde kaybetti. Bu, sadece Macron’un başarısızlığı ile sınırlı değildi.

 

Afganistan’da yeni bir cephe açmaya çalıştı, kaybetti. Suriye’de tutunamadı. Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı cephe kurdu, rezil oldu. Karabağ’da Ermenistan’ın yanında yer aldı, kaybetti.

 

En ağır yenilgiyi Libya’da aldı. Her yönüyle Türkiye karşısında tutunamadı. Ama Fransa’nın asıl kaybı yeni başlıyor. Kuzey ve Orta Afrika’da, eski sömürgelerinde kurduğu kaleler bir bir devriliyor.

 

Bu bölgelerin tamamında Türkiye, Fransa’yı devre dışı bırakıyor, boşa çıkarıyor. Paris’in öfkesi bundan.

 

Macron Cezayir’e niye öfkeli?

 

Son bir örnek; Macron “Cezayir tarihi Türkiye etkisiyle tamamen yeniden yazıldı. Fransa’ya yönelik nefrete dayanıyor” diye bir açıklama yaptı. “Türkiye Cezayir’i etkiledi, Cezayir Fransa’ya düşman oldu” demek istiyor.

 

Bu açıklama üzerine Cezayir, Fransa Büyükelçisi’ni geri çekti. Bir kriz patladı. Daha önceki, “Türkiye, Fransa’nın içişlerine karışıyor” açıklamalarını saymıyorum bile.

 

Macron aynı sonuçları yarın Afrika ülkelerinde de görecek. Panik buradan.

 

ABD kaybetti, Fransa kaybetti, biz kazandık. Türkiye ortak mirastır!

 

Mesele şu;

 

Türkiye, altı yıl gibi çok kısa bir zamanda dünyanın birçok bölgesinde askeri operasyonlar yaptı. Yumuşak güç kullandı. Ortak kimlik ve mirası harekete geçirip dayanışmayı artırdı. Ülkelere “kendileri olma” yönünde rol model oldu. Bunlardan hiçbirinde başarısız sonuç almadı.

 

Aynı dönemde ABD bütün alanlarda kaybetti. Fransa bütün alanlarda kaybetti. Hiçbir Batı ülkesi, Türkiye’nin güç yükselişi ile yarışamadı. Onlar geriledi, biz öne çıktık.

 

Türkiye, bundan sonra da bu girişimlerini devam ettirecek. Ve bütün alanlarda başarılı olacak. Hamaset değil, gerçekçi okuma bu. Güç haritası yeniden şekillenirken hiçbir ülkede Türkiye’nin elindeki kartlar yok. Çünkü Türkiye, ortak bir mirastır.

 

Bu daha başlangıç. Tarih yeni başladı. İçeriden durdurma planı çökertilmeli.

 

“Yaptığın yanına kâr kalır” döneminde dünya. Savunma değil, hızlı yürüme zamanı. Türkiye’nin başarı sırrı, savunma dönemini kapatması oldu. Küresel sistem oturana kadar bu böyle. Türkiye asla vazgeçmemeli, asla durmamalı.

 

“Türkiye, Çin ve Rusya, AB’nin geleceği için tehdittir” tanımlamasını dikkatli okuyalım. Çünkü Türkiye’nin girdiği bütün alanlarda Avrupa kaybediyor.

 

Biz daha yolun başındayız. Bu daha başlangıç. Tarih yeni başladı. Yeter ki, içeride kurdukları geniş cephenin Türkiye’yi durdurmasına izin verilmesin. Bu içeriden durdurma planı çökertilsin!

Google+ WhatsApp