* Stratejik akıldan insani duyarlılığa... Kıtalar dolaşıyoruz. * Türkiye büyük ülkedir. Ne yaparsanız yapın artık küçültemezsiniz.

* Stratejik akıldan insani duyarlılığa... Kıtalar dolaşıyoruz. * Türkiye büyük ülkedir. Ne yaparsanız yapın artık küçültemezsiniz.


ABD’nin ani çekilmesi, Taliban’ın beklenmedik bir hızla Kabil’e girmesi, korkunç bir insanlık dramına yol açtı. On binlerce insan Kabil Havaalanı’na akın etti, uçaklara binmeye, ülkeden çıkmaya çalıştı.

 

Uçak tekerlerine tutunup havadan yere çakılanlar, ABD işgalinin Vietnam’daki, Irak’taki vahşet örneklerini bir kez daha yaşattı. Bütün işgallerde milyonlarca insanı katleden, korkunç insanlık suçlarına imza atan, şehirleri yok eden, ülkelere ve insanlık medeniyetine en ağır zararları veren ABD, Kabil’de yirmi yıldır kendisiyle çalışanları bile ortada bıraktı.

 

Taşıyabildiği az sayıda insanı kargo uçaklarına istif etti. Hayvan muamelesi yaptı. Götürüp Afrika’nın ortasına (Kongo) bıraktı. Afganistan’ı işgal ederken yaşattığı çirkinlikleri Afganistan’dan kaçarken de sergiledi.

 

Kabil’de alkışlanacak tek ülkedir Türkiye!

 

Türkiye’nin; Kabil Havaalanı’nın kontrolünde, insanların tahliyesinde, organizasyon yeteneğinde, bütün bunları yaparken insana duyduğu saygıda, hiçbir ayrım gözetmeden herkese yardım etme becerisinde, soğukkanlı ve sağduyulu halinde, ülkelere örnek oluşunda gösterdiği özen ve başarı alkışlanmalı.

 

Türk askerinin, diplomasisinin, sivil kuruluşlarının, Ankara’daki siyasi aklının, bürokrasisinin yetenekleri ve özverisi teslim edilmeli. Türkiye dışında hiçbir ülke, bu başarıyı sağlayamadı, bu ölçüde insani tavrı göstermedi, gösteremedi.

 

Akdeniz’de mülteci boğar gibi…

 

ABD binlerce insanı yüzüstü bıraktı. ABD ile birlikte Afganistan’da olan Fransa, Almanya gibi Avrupalı ülkelerin tamamı, birlikte çalıştığı insanları yüzüstü bırakıp kaçtı.

 

Hepsi; korkudan, Afgan insanını insan yerine koymamaktan, bencillikten, kibirden beslenen aşağılık, onursuz bir tavır sergiledi.

 

Avrupa sınırında mültecilere ne yaptıysa Afganistan’daki ortaklarına aynısını yaptı. Akdeniz’de mültecileri nasıl boğduysa Afganistan’daki “adamları”nı Kabil Havaalanı’nda boğulmaya terk etti.

 

“Türkiye 21. yüzyılın beklenenidir” Kötülük saçanlara yüz vermeyin…

 

Türkiye’nin Afganistan politikası, Taliban’a bakışı, Orta ve Güney Asya’daki güç kaymalarını okuma biçimi, kendi yükselişinin ve nüfuz etkisinin farkındalığı kusursuzdur.

 

“Türkiye 21. yüzyılın aklıdır” derken, “Türkiye 21. yüzyılın sürprizidir” derken bunu kastediyoruz. Ve şimdi “Türkiye 21. yüzyılın beklenenidir” diyoruz. “Türkiye 21. yüzyılın vicdanıdır” diyoruz.

 

İçerideki karartmalara aldırmayın. Kötülük saçanlara yüz vermeyin. Zihninizi bulandırmayın. Ülkenize, milletinize, devletinize güveninizi sarsanlara, iyilikleri sulandıranlara, başarıları küçümseyenlere yüz vermeyin. Gözlerinizi karartmalarına izin vermeyin.

 

Sessiz devrimlerin ülkesi…

 

Bu ülke; insanlık adına, coğrafya adına, geçmiş ve gelecek adına çok şeye imza atacak. Dünyada sessiz devrimlerin ülkesi olacak. Birileri ne kadar bunu gölgelemeye çalışsa da, Türkiye aklı, Türkiye etkisi, Türkiye duruşu, Ortadoğu’ya, Orta Asya’ya, Güney Asya’ya dalga dalga yayılıyor.

 

Bunun siyasi sonuçları olacak. O ülkelerin kendilerine dönmesinde, kendilerini yeniden kurmasında, güçlerini ve zenginliklerini fark etmesinde bir bilinç dalgasına yol açacak. O sokakların öz güveninde patlamaya, ülkesini ve dünyayı algılama biçiminde derin sarsıntılara sebep olacak. Bütün bunlar aslında şu an oluyor.

 

İşte Türkiye bu yüzden “tehdit” görüldü. Bunun için içeriden durdurulmaya çalışılıyor. Bunun için iç cepheler kuruluyor. Bunun için siyasi partilerle terör örgütleri tek çatı altında toplanıyor. Dışarıdan durduramayanlar içeriden vuruyorlar şimdi.

 

Bakanlar, çizmeleriyle, ev ev, köy köy dolaştı. Kötüler yine kaybetti.

 

Ülkemizin güneyini orman yangınları, kuzeyini sel vurdu. Bu doğal âfeti bile içeriden durdurma amaçlı kullandılar. Çirkin bir kampanya yürüttüler. Oysa milletimiz dayanışma içindeydi, devlet bütün unsurlarıyla bölgedeydi. Olağanüstü organize bir müdahale yürütüldü.

 

Bakanlar haftalarca evlerine gitmedi. Ayaklarında çizmeler, köy köy, ev ev dolaştı. Herkesle tek tek görüştü. Hasarlar tespit edildi, ihtiyaçlar listelendi, tedarik edildi. Evler yeniden yapılıyor, ağaçlar yeniden dikiliyor. En önemlisi de insanımız yeniden ayağa kaldırılıyor.

 

Dünyanın hiçbir ülkesinde bunu göremezsiniz. Bu mükemmelliği, organizasyon yeteneğini, bu insani seferberliği, dayanışmayı, devlet cömertliğini ve merhametini göremezsiniz.

 

Stratejik akıldan insani duyarlılığa kıtalar dolaşıyoruz.

 

Türkiye’nin bu başarısını, sadece Kabil’de, sadece sel ve yangın bölgelerinde değil, içeride ve dışarıda bütün alanlarda görüyorsunuz.

 

Stratejik akıldan insani duyarlılığa, geleceğe hazırlıktan geçmişin birikimine, Anadolu yükselişinden coğrafya bilincine, artık kıtalar dolaşan merhamet ve güçten tarihi dönüştürmeye Türkiye “geri döndürülemeyecek” bir yere ulaşmıştır.

 

Türkiye’yi sevenler kazanacak.

 

Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yolu denerlerse denesinler bu yürüyüşü durdurmak mümkün değildir. Bu aklı felç etmek, bu milletin kalbini kurutmak, ülkemizi öfke ve nefrete teslim etmek mümkün değildir.

 

Türkiye’yi sevenler kazanacak.

Google+ WhatsApp