- ABD’nin Dedeağaç’taki askeri yığınağı ne için? - Batı Trakya Türkiye’ye saldırı üssü mü olacak? - Ölümcül sorular…

- ABD’nin Dedeağaç’taki askeri yığınağı ne için? - Batı Trakya Türkiye’ye saldırı üssü mü olacak? - Ölümcül sorular…


ABD ordusu Türkiye sınırına 20 kilometre mesafedeki Dedeağaç’ı kışlaya çevirdi. Temmuz’da buraya taşıdığı 400 zırhlı araca şimdi 1000 tank ve zırhlı araç, 120 saldırı helikopteri ve 3 bin asker daha ekliyor. Haber böyle…

 

Peki soralım:

 

Bu askeri yığınak, Yunanistan’ı korumak için mi yapılıyor? Kimden?

 

Bu askeri yığınak, Rusya tehdidine karşı mı yapılıyor? Rusya nerede?

 

Bu askeri yığınak, Türkiye’ye saldırı için mi yapılıyor? Neden?

 

Bu askeri yığınak, yeni bir 15 Temmuz benzeri “içeriden müdahale” sırasında “dışarıdan askeri destek” sağlama amacıyla mı yapılıyor?

 

Türkiye’nin sınırının sıfır noktasındaki bu hazırlığın amacı nedir?

 

Batı Trakya, Türkiye’ye saldırı cephesi mi olacak?

Suriye’nin kuzeyinde yaptıkları gibi, Güney Cephesi kurdukları gibi, bu sefer de Yunanistan’da yeni bir “Batı Cephesi”, “Türkiye Cephesi” mi kuruluyor?

 

Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı kurdukları uluslararası ittifak gibi, Ege adalarını silahlandırdıkları gibi, kıyılarımızda füze depoları oluşturdukları gibi, Batı Trakya da milletimize ve ülkemize karşı bir saldırı cephesine mi dönüştürülüyor?

 

Sınırın neredeyse sıfır noktasında, 20 kilometre mesafede bu hazırlık ne? Hadi Türkiye ile alakası yok diyelim. O zaman bu kadar yakın mesafede konumlanmak nasıl bir terbiyesizlik? Bu, hepimizi teyakkuza geçirecek bir tehdit, tehlike, endişe kaynağı değil mi?

 

“Olağanüstülükler çağı”nda “olağandışı” bir hazırlık bu.

Tarih bize çok şey öğretti. Birinci Dünya Savaşı bize çok şey öğretti. Kurtuluş Savaşı bize çok şey öğretti. İçinde bulunduğumuz “olağanüstülükler çağı”nda “olağandışı anormallikler” de işte o kadar vahim gerçekleri önümüze koyuyor.

 

Türkiye’de kitlelerin zihni siyasi muhalefetin yalan ve kurgularıyla iğfal edilirken, bu gerçekleri birileri dikkatimizden uzaklaştırmaya çalışırken, Güney’den kuşatma girişimleri “Batı’dan Kuşatma” planlarıyla devam ediyor.

 

“Geliyorum” diyen bir hazırlığı nasıl göremeyiz? Nasıl önemsemeyiz? Nasıl toplumsal bir reaksiyon göstermeyiz? Nasıl kitlesel bilinç oluşturamayız? Nasıl, bunları unutturmak isteyenlere karşı harekete geçemeyiz?

 

1. Dünya Savaşı sonrası da böyle haritalar çizmişlerdi.

Türkiye’nin güney sınırlarına cephe kurulurken “terör koridoru” dedik. Terör meselesi olarak tartıştık. Aslında değildi.

 

Terör sadece aparattı. İran sınırından Akdeniz’e, Arap-İslam dünyası ile Türkiye arasına kalın bir duvar örülüyor, bir tampon haritası çiziliyordu.

 

Bu; 1. Dünya Savaşı sonrası çizilen haritalarla aynı girişimdi. 21. yüzyılın ilk yarısında haritaları yeniliyorlardı. O dönemin Anadolu haritası daha da küçültülecekti. Batı’nın “terör” adı altında yürüttüğü bu pervasızlık, kibir, “sömürgeci patron” tavrı Türkiye’ye çarpıp dağıldı.

 

Hemen ardından Doğu Akdeniz krizi patladı. Petrol, enerjiydi mesele. Ama esas olan Türkiye’yi Akdeniz’den kovmak, kıyılara hapsetmekti. D. Akdeniz’de neredeyse bir Haçlı donanması oluşturdular. Türkiye’nin nefesini keseceklerdi, ama olmadı. O cephe “şimdilik” etkisiz kaldı.

 

Çevreleme, durdurma, dar alana sıkıştırma…

Kuşatma haritası genişliyordu. Ege’de, Adalar’da, Yunanistan’ın Türkiye’ye en yakın bölgelerinde askeri üsler ve yığınaklara hız vermeye başladılar.

 

Romanya ve Bulgaristan’da on yıldır bir hazırlıktır sürüyordu. Bunları “Rusya’ya karşı Avrupa’yı savunma” olarak pazarlasalar da, son dönemde Yunanistan merkezli, karada ve denizde yapılan hazırlıklarla birlikte ele alındığında tamamen Türkiye ile bağlantılı olduğu netleşti.

 

Tamamı Türkiye’yi çevreleme, durdurma, dar bir alana sıkıştırma amaçlı. Tamamı “Türkiye Yükselişi”ne karşı bütün Batı’nın ortak harekâtıdır.

 

Bu da bize; ABD ve Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik bütün kara sınırlarında, bütün denizlerde, coğrafyanın birçok köşesinde kapsamlı bir hesabı olduğunun, Batı’dan kopmanın, kendi yolunu çizmenin ağır bedelini ödetmeye çalışacağının açık delillerini sundu.

 

Karadeniz krizini patlatacaklar. Kuzey’den de çevreleyecekler.

Bekleyin…

 

Ege, Adalar ve Yunanistan ile Romanya ve Bulgaristan’daki hazırlıklar belli bir kıvama ulaştığında Karadeniz krizini patlatacaklar. Görünüşte Rusya’ya karşı bir gerilim tırmanacak. Türkiye’yi yanlarına çekmeye çalışacaklar. Ama esas olan Türkiye’yi Kuzey’den de çevrelemek olacak.

 

Gerekçe Güney Cephesi için nasıl terörse, Batı Cephesi için nasıl Yunanistan’ın güvenliğiyse, Karadeniz / Kuzey Cephesi için de Rus tehdidi olacak. Pazarlama böyle yapılacak.

 

Ölümcül tercihle yüzleşmek. Yüzyılların aklıyla okumak.

İçerideki cepheye dikkat...

 

Türkiye’yi de ölümcül bir tercihle yüzleştirecekler. Karadeniz’de gerilimi öyle büyütecekler ki, Türkiye’ye “Bizimle misin Rusya ile mi” tercihi sunacaklar.

 

Dedeağaç’taki yığınak Türkiye’ye Batı’da kurulan cephenin en kritik aşamasıdır. Yüzyıllardır Batı ile uzun ve acı dolu bir tarihi olan Türkiye, koca bir imparatorluğu parçalayıp, geride kalanların genlerine kadar müdahale eden Batı’nın bu hareketini de elbette doğru okuyacak.

 

Siz siz olun; Doğu Cephesi’nde, Güney Cephesi’nde, Batı Cephesi’nde onlarla birlikte hareket eden içerideki cephenin zihin oyunlarına kanmayın. Asıl cepheyi içeride kurduklarını bilin.

 

Türkiyeli olun. Türkiye’den bakın. Türkiye sadece Türkiye değil, coğrafyanın kendisidir.

Google+ WhatsApp