Zihniyet ve değer farkı

Zihniyet ve değer farkı


Zihniyet ve değer farkı

 

 

ABD’de yaşayan Yahudi Profesör Norman Finkrestein katıldığı bir programda Netanyahu’nun Yahudi ırkçısı olduğunu ifade etti ve şunları söyledi: “Bu kişi ırkçı üstünlükçüsü bir halkı temsil ediyor. Halkın çoğu onun zihniyetinde ve onun zihniyetine oy veriyor. Zihniyet diyorum değer değil…” Netanyahu’nun Trump ile ortak özelliklerinin de bu zihniyet olduğunu ifade eden Finkrestein, “İkisi de duvarları seviyor, Trump Meksikalıları dışarıda bırakmak için güney sınırına duvar örüyor, Natanyahu Arapları dışarıda bırakmak için duvar örüyor” dedi.

Irkçılığın tarihi insanın tarihiyle başlamıştır. Hatırlayacağınız üzere Allah (c.c.)  şeytandan Hz. Adem’e secde etmesini istediğinde şeytan, “Ben ateşten yaratıldım o topraktan” demiş ve kendisinin daha üstün olduğuna iddia ederek reddetmişti. İnsanlık tarihi şeytanın izini sürdürenlerle Hz. Adem’in izini sürdürenler arasında devam eden bir mücadeleden ibarettir.

 

Irkçılık ferdin, kendisini doğuştan sahip olduğu bazı özellikler üzerinden değerlendirip üstün görmesi ile karakterize bir durumdur. Yani kişi teninin rengini, doğup büyüdüğü aile ya da coğrafyayı, ekonomik imkânlarını ve kültürel bazı kazanımlarını gerekçe göstererek kendini diğerlerinden üstün görüyor.

Doğuştan imtiyazlı olduğuna inanan ırkçı zihniyet ötekileştirdiği kişileri köleleştirmeye ya da yok etmeye çalışır. Yetim, yolda kalmış, yoksulluğa düşmüş, zulme maruz kalmış fertlerin haklarının korunması için ilkeler koyan İslam ise ırkçılığa şiddetle karşı çıkar. Allah yeryüzünde adaletin ikame edilmesini ister. Zira adalet hayatın kıyısında değil kalbinde yer alan zirve bir değerdir. Buna göre kişi doğuştan getirdikleri ile değil, kendi çabaları ile elde ettiği değerler ile yükselebilir. Yani üstünlük ancak takva ile mümkündür.

Toplumsal, siyasi ve kültürel ilişkilerini biz ve ötekiler üzerinden sürdüren faşistler en büyük savaşı insani değerlere ve bu değerlerin kalbi olan adalete karşı yapmaktalar. Ne yazık ki adaletin ikamesi için çaba göstermekle sorumlu tutulan Müslümanlar bu konuda yeterli çabayı gösteremiyor, mazlumların ardından ağıt yakmakla yetiniyorlar.

Bilmelisiniz ki; iman ettim demeniz tek başına yeterli değildir, iman etmeniz neyi gerektiriyorsa o minvalde yaşamak zorundasınız. Zulüm kimden ya da hangi cenahtan gelirse gelsin karşısında durmalı ve zalime karşı adalet sancağını büyük bir onurla kaldırabilmelisiniz.

Adaleti ayakta tutanlarla birlikte olup yeryüzünde fitne ve fesat çıkaranlara “dur” diyebilmelisiniz. Kul hakkına gerekli hassasiyeti göstermeli, yeryüzünde varlık gösteren her canlının haklarını korumak için çaba göstermelisiniz.

Unutmayın değer kavramını zihniyetten ayıran en temel şey adalettir eğer adaletin safında yer almıyorsanız bilin ki siz bir değere değil bir zihniyete sahipsiniz. Değer adaletle ayakta kalır ve adaletle yükselir. Zihniyet ise kibir ve nefret odaklıdır.

Irkçılık bir zihniyettir, şiddet ve nefretten beslenir. Kişinin yönünü, tavrını, bakış açısını ve davranışlarını şiddetle şekillendirerek nefret ekmeye devam eder. Üstat Bediüzzaman zihniyet kavramı için, “İnhisar-hubb-u nefisten geliyor sonra maraz oluyor ve ondan çıkıyor” der… Yani kişinin kendini sevmesi, kendini öncelemesi ve bir şeye tek başına sahip olmak istemesi ile ortaya çıkan patolojik bir durum olduğunu ima eder. Fakat ne yazık ki,  bilinçsiz kitlelerin sorgulamadan sahiplendiği bir şeydir ırkçılık. O yüzden Resulullah, her durumda ve her şartta bilinci ayakta tutmamızı tavsiye etmiştir.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp