Ze gençliği ve gelecek IV

Ze gençliği ve gelecek IV


İnsanlığın geleceğe dair hayalleri var. Modern ve konforizmin yüksek olduğu bir zamanda beklentiler daha farklı oluyor. Modern hayatta artık kimi durumlar ilgi alanı dışında.

İnsanlığa, büyü oluşturan da bozan da insan. Geçmişe dönük mitler, kahramanlıklar, heyecanlar düne dairdir. Belli kesimlerin ve kuşakların üzerinde etkisi vardı. Bugünün insanının bunlara dönüp bakmıyor, üzerinde düşünmüyor. Yukarıya, tarihe ve geçmişe yönelmiyor. Güne ve gündelik olana bakıyor. Gözleri etrafında ve önündeki nesnelerde.

İnsanlarda hayal kırıklığı oluşturan geçmişe dair kimi durumların, inanışların giderek etkisini yitirmesi gerçeği göz ardı edilemez. Bu, inanç konusuna kadar geliyor.

Gençliğin inançtan uzaklaşması bir boşluk oluştursa da boşlukta geziniyor. Bu, bir anlamda onu özgür kılıyor. Babasının inandıklarına inanmama, hatta onlara kulak vermeme, geçmişe dair anlatılanları umursamama. Onlar onun dünyası değil ve onlarla ilgili değil.

Tartışmalar sosyal medyada, diji dünyada gerçekleşiyor. Kimi zaman hedefleri olan bir toplumun onlardan uzaklaşması, umursamaması hayatının özünü oluşturuyor.

Yakın zamanda yapılan araştırmalarda gençliğin %27’sinin inançsız olduğu yönünde. Oruç tutan, namaz kılanların oranı düşüyor. Manevi eğitim veren kurumların etkisizliği midir, toplum üzerinde baskın olan hava mıdır? İnanışların gençlerde bir küçümserlik duygusu oluşturduğu bir psikoloji midir? Baskın olan ne?

Aile içi çatışmaların derinleştiği, çocuğun başını alıp gittiği, gelse bile kendi dünyasını yaşadığı bir dönem. Ev, yuva, eş sahibi olma derdinde değil. Günü yaşama tercihinde.

Öğretmenler; sorumluluk alan, çocukları olan veya olmayan bir önceki kuşak. Onlarla kendinden sonrakiler arasında da uçurum bulunuyor. Okuma alanları, eylemleri düşünceye dayalı değil. Kendini nerede ve kimde bulacak ona bakıyor.

Yaşananları görmezlikten gelme sorumluluktan kaçmadır. İnsanın ruh dünyasını kavramama, baskıyla denetim altına alma sonuç getirmiyor. Kimi bağımlılıkları olmasa aile içinde bir gün bile kalmayacak. Hatta aile büyüklerinin kendisine bakmaya zorunlu olduğu düşüncesinde. Öğrenim hayatı bitse bile bir sorumluluk altına girmek istemiyor.

Belli kalıp sloganları bulunuyor. Onlara kimi sapkınlıklardan söz edilemez, çünkü bunlar “özel tercihlerdir” ya da “özgürlükleri engelleme ya da kısıtlamadır”.

Metafizik bir ruhun oluşu bu durumda söz konusu bile olamıyor. Çünkü bunu yıkanlar da alanlarındaki tartışmaların sonuçlarından kaynaklanıyor. Dini konularda bilgisi olsun ya da olmasın tartışma konusu ettikleri şeyler geçmişte, geçmişin koşullarında ve ortamında yaşanmışlıkları bugünün en temel sorunuymuş gibi gündeme tutmalarından kaynaklanmakta.

Akla ve mantığa göre yapılan çıkarımlar ve değerlendirmelerde çelişik tutumlarının farkında bile olunamıyor. Sünnet ve hadisi reddeden kimi çevrelerin, sadece Kur’an ile olunabileceği varsayımlarıyla zaman içinde Kur’an’ın da reddine kadar gidilmeye neden olunuyor. Namazın farzları var sünnetleri var. Namazın sünnetleri terk edilince namazda bir şey geriye kalmıyor.

Dini eğitim veren kurumların çocuklarında bu anlamda ciddi olarak zihni bir boşluk oluşuyor. Nihilizmin, inançsızlığın onların aralarında bu denli yaygınlaşmasının nedenleri de buralarda aranmalı. Çünkü öncüleri olan kimseler güven vermiyor.

Gençlik birbirine yön veriyor. Bu bir dalgadır. Geçmişte köy enstitülerinde okuyanlar materyalist bir anlayış içinde yetiştirilirken onlara iş ve hayata dair bir dünya kuruluyordu. Gene geçmiş dönemin imam hatip okullarında okuyan gençler bulundukları çevrenin örnek insanları olma çabasındaydı. Bu iki kuşak birbirinin zıddı gibi görünse de hayatın farklı boyutlarını oluşturuyorlardı. Hedefleri ve idealleri bulunuyordu. Çevrelerinde de etkiliydiler.

Şimdiki etkilenmeler küresel. Dünyanın bir ucundaki bir oluş çok kısa sürede, anında diğer uçta karşılık buluyor. Çünkü o bugünü yaşıyor dünü değil. Dün umurunda olmuyor.

Google+ WhatsApp