Zamanın farkında olmak

Zamanın farkında olmak


Zaman insana bağışlanmış bir süreç. Her insanın bir dönemi ve zamanı var. Sürekli akan ve insanla yenilenen bir olgu.

 

Geçen zaman, geçen zamanın insanlarıyla akıp gitmiştir. Biz ise bir zamanın içindeyiz. Bizim dönemimiz ve bizim sorumluluklarımız var. Biz bugünden ve kendimizden sorumluyuz. Başkası adına yaşamıyoruz. Başkası adına yaşamasak bile başkalarına zarar vermeden, katkı sağlamakla da yükümlüyüz. İnsanın sorumlulukları çok yönlü.

 

Zamana karşı sorumluyuz. Çünkü zaman, soyut gibi olsa da aziz bir varlık. Zamanın rengini değiştiren insan, çeşitlendiren ve zenginleştiren de.

 

Zamanlar soylu insanlarla ve yaptıklarıyla anımsanır. Hz. Peygamber yüzyılı zamanın merkezi. Arkadaşlarıyla birlikte anılıyor dönem. Dönemlerin doruğu ve güzelliği. Bilgeler, kahramanlar ve soylu kimseler zamanlarıyla anılırlar. İslâm medeniyet ve kültürünün büyükleri onların çabalarıyla olmuştur. İmam Gazali, Mevlana, Muhyiddin İbn Arabi, İbn Sina, İbn Rüşd, Fuzuli, Baki, Şeyh Galip, büyük sultanlar, padişahlarla anılır oldu zamanlar. Sultan Alpaslan, Sultan Selahaddin, Sultan Fatih, Yavuz ve Kanuni gibi. Her peygamber kendi döneminden ve insanından sorumlu. Onlar da dönemleriyle anılırlar.

 

Her toplumun her kültürün kendilerine göre önde olanları mutlaka var. Bu, o toplumları ilgilendirir. Bizi ilgilendiren düşünce dünyamız ve zamanımızı aydınlatanlar.

 

Yukarıda isimlerini andıklarımız İslâm medeniyetinin büyükleridir. Çok daha isim var İsimlerini sıralamaya kalksak, sayfalar yetmez. Her birinin özellikleri ve konumları farklı. Öncüleri büyüten onların çabaları zamanlarına anlam kazandırmalarıdır.

 

Zaman eleği çok güçlüdür. Bugün çok önde görünenler yarın belki de hiç anılmayabilirler. Zaman en belirleyici olanı. Zaman, en adil olanı.

 

İnsan kendi zamanından sorumluysa zamanı nasıl değerlendireceğini bilir. Çünkü zaman adım adım yürünen bir hayat. Canlı bir varlık gibi. Zaman insanla canlılık kazanıyor. Bu dönemde insan karmaşası var, savruluyor giderek. Hayatın anlamından çok sadece kendi benini anlamlandırmaya ve bireysel yaşamaya bakıyor. Bundan yeterince tatmin olmuyor. Doyumsuzluk onu uçurumların eşiğine götürüyor. İnançsızlık insanı amaçsız kılıyor. Bu da artık önü alınamaz olaylara sürüklüyor. İnsan, insandan da sorumlu. İnsan insanı kendi ateşine sürükleme hakkına sahip değil. Güzellikler sunmakla yükümlü.

 

Karanlık zamanlar da var. Onu karanlık hâle getiren karanlık ruhlu kimseler. Zalimler zamanın karanlık yüzleridirler.

 

Bu dünyanın Hitler’leri, Trump’ları, firavunları benzerleri eksik olmaz. Geçmişte vardılar şimdi de vardırlar. Bunları bizim dünyamızda da görmek olası. Yok diyemeyiz çünkü vardırlar.

 

Örgütler oyunun küçük oyuncakları, kuklaları, piyonları. Onları oynatan büyük firavun güçler. Silah tüccarları, ilaç sömürgenleri, hastalık türetenleri, dünyayı kirletenleri. Onlar da dünyanın ve zamanın karabasanlarıdırlar.

 

Dünya insanlığın ortak mülkü. Ne yazık ki dünyayı ve zamanı kendilerine mülk bilenler dünyayı ve zamanı insanlığa haram ediyorlar.

 

Zamanın bilincinde olmak insanı insan kılar. Hem bugünü hem geleceği anlamlandırırlar. Kendilerinden sonrakiler geçmiştekilere rahmet okurlar, hayırla anarlar

 

İnsan, zamanın güzel bir şiiri ise hayat da şiir gibi olur ve şiir gibi bir zamanda yaşanmış olur. Fazlalıkları olmayan bir hayat güzelliği. İnsan inceliği.

 

İnsan eserleriyle anılır. Geleneğimizde güzel özellikler var. Hayırlı işlerde bulunmak ve hayırla anılmak için.

 

Güzel insan aşk ehlidir. Zamanına âşıktır, inancına âşıktır, insana ve sevenlerine âşıktır. Aşkı onu sonsuzluğa götürür. Kanatlandırır. Zamanın Anka kuşu olurlar. En aşılmazlıklara giderler ve yücelirler.

Google+ WhatsApp