Zamanımızın algı baronları

Zamanımızın algı baronları


Asrımızda insanlar, geçmiş ve gelecek zamandan koparılarak ‘bura’ya, ‘şimdi’ye algılarla hapsediliyorlar. Bu asırda dinin hayattan uzaklaştırılmasını ve din-dışı bir dünyanın kurulmasını arzu edenlerin en büyük silahları, algı oluşturmadır. Algıları olguların yerine ve önüne geçirenlerin olgunlukları olmaz. “Akıl çağı’nın bitişi, Algı çağı’nın gelişi: mutlak Sahte’nin zaferi” olduğundan şüphe bile edilemez.

Hilafetin yokluğunda algı, aklı teslim aldı, çarmıha gerdi. Artık günümüzde insan, algı’nın, algı operasyonlarının kurbanı konumundadır. Algı, yer-küre’de, yer-körü olmaktır. Tabii ki, yer-küre’de yer-körü olmak, sahte’nin zaferini alkışlamaktır.

Algı operasyonları, psikolojik savaşın alâmetleridir. Bilindiği gibi, “Psikolojik savaş, manipülasyon, algı operasyonu kavramları birbiri ile iç içedir. Psikolojik manipülasyon, ikna yöntemlerinde sık sık kullanılan bir yoldur. Kullanılan bu terimler sürekli değişse de işin temelinde asıl hedef birey ya da kitleyi kendi rızası ile ikna ederek istenilen kanaati sağlamak amaçlanır. Bu kanaati sağlamak için yapılan her faaliyete psikolojik manipülasyon deniyor.”

Algı operasyonu demek; akıl-fikir haysiyetinin boğulması, boğdurulması demektir. Algı operasyonlarına katılmak, “hakikat haysiyetsizliğine” soyunmaktır. Hakikatleri gurultu çıkararak, yaygara kopararak suikasta uğratmaktır. Mekkeli müşrikler de aynı şeyi yapıyorlardı. Rabbimiz haber veriyor: 

“İnkâr edenler dediler ki: Bu Kur’an’ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın.” (Fussilet Sûresi/ 27)

Günümüzde Kur’ân-ı Kerim’in Rasûlüllah(sav)’in örnek ve önderliğinde Allah’ın muradına göre anlaşılmasına engel olmaya çalışan “Mealcilik”, “Tarihselcilik” gibi şeytanî akımlar, küresel münkir ve müşrik baronların oluşturmaya çalıştıkları algılardır.

Müsteşriklerin, kelimeleri tahrif ederek yerlerini değiştiren Yahudilerin algılarına göre Kur’ân ayetlerine, Peygamber sünnet ve siretine karşı tavır takınmak, din düşmanlarını alkışlamaktır.Müslümanlar olarak dinimizin değer vermediğine değer vermek, Allah’ın dinine hakaret etmektir. İslâm, İslâm dışı fikirlerle anlaşılmaz ve yaşanmaz. Bakınız bir gün Hz. Ömer (ra), elinde bir kısım Tevrât sayfaları ile Peygamber Efendimiz’e gelip:

“-Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar Tevrat’tan bazı kısımlar. Onları Zurayk Oğulları’na mensup bir arkadaşımdan aldım” dedi.

Peygamber Efendimiz’in yüzünün rengi birden değişiverdi. Bunun üzerine Abdullah bin Zeyd (ra), Hz. Ömer’e:

“-Allah senin aklını başından mı aldı? Rasûlullah’ın yüzü ne hâle geldi, görmüyor musun?” dedi.

Hatâsını anlayan Hz. Ömer (ra) hemen:

“-Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, peygamber olarak Muhammed (sav)’den, önder olarak Kur’ân’dan râzı olduk” dedi.

Bunun üzerine Allah Rasûlü’nün yüzünde güller açtı, üzüntüsü gitti. Sonra da şöyle buyurdu:

“-Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer Mûsâ (as) aranızda olup da ona uyarak beni terk etseydiniz derin bir dalâlete düşmüş olurdunuz. Siz ümmetler içinde benim nasibimsiniz, ben de peygamberler içinde sizin nasibinizim.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevaid ve Menbau’l Fevaid, C:1, Sh: 174)

İslâm ümmeti, bir tek İslâm ile mukayyeddir. İslâm dışı fikirlerle, düşüncelerle Müslümanları mukayyed hale getirmeye çalışanlar, algı baronlarına kurban gidenlerdir. İnsanlık tarihi kadar kökü eskilerde bir kavram olan algı yönetimi, ilk çağlardan bu yana savaşların kazanılması, hedef kitlelerin ikna edilmesi, savaşmadan hasmın kendi safına çekilmesi, kendi düşünce ya da paradigma kalıpları doğrultusunda karşı tarafın paradigmalarının dizayn edilmesi hususlarını ihtiva etmektedir. 

Algı operasyonu; propaganda, psikolojik savaş ve enformasyon savaşı teknikleri ile bireyin elinden karar verme hürriyet ve iradesini almaktır. Birey, maruz kaldığı algı operasyonlarının farkına varamadığı için hür davrandığını zannederek hareket etse ve düşünce geliştirse de hakikatte o bir esirdir.

Algı, insanı hayâsız ve ahlaksız kılar. İnsanları doğru bilgi ile buluşturmak ve yanlış algıları engellemek, hakikat savaşçılarının vazgeçilmez görevleridir. Bilgi yoksa ve çıkar ağır basıyorsa doğruya yanlış, yanlışa doğru denilir ve öyle gösterilir. İşte bunun adı algıdır. Bu da düpedüz hayâsızlık ve ahlâksızlıktır. Haramzadelere servet kazandırmak için toplumu yalan ve yanlışlarla bilgilendirenler, algı baronlarıdır.

Günümüzde emperyalistler emellerini olgularla değil, algılarla gerçekleştiriyorlar. Yok edip devirmek istedikleri, öldürmek istedikleri liderleri, şahsiyetleri önce algılarla insanların, toplumların nezdinde mahkum ediyorlar. İşgal ve istilâ etmek istedikleri ülkeleri önce algılarla kötülüyorlar. İnsanları onunla ikna ettiriyorlar. Sonra da işgal ve istilâ ediyorlar. Algı, bizim dünyamıza ait bir kavram değil, çünkü biz algı yaymayız, hakikati yayarız, biz algı kurmayız, hakikati inşa etmeye çalışırız, biz ma’ruf olanı emrederiz, münker olandan da alıkoyarız, algıyı ilan etmeyiz. Bir meselede algı yerine hakikati ortaya koymak, bilgi katillerini, hakikat düşmanlarını hayat sahnesinden kovmaktır. 

Google+ WhatsApp