Yüzyılın tuzağı

Yüzyılın tuzağı


Yüzyılın tuzağı

 

 

7 Haziran 2018 tarihinde yayınlanan “Ürdün’de çalkantılar” başlıklı yazımızda şöyle bir bilgiye yer vermiştik: “Bazı yorumcuların tespitlerine göre ABD aynı zamanda, ‘yüzyılın anlaşması’ olarak yutturulmaya çalışılan ve gerçekte Filistin üzerindeki gayri meşru siyonist işgali meşrulaştırmayı amaçlayan anlaşma planına Ürdün’ün tam destek vermesini istiyor. Gerçi Ürdün Filistin davasına sahip çıkma konusunda iyi bir puana sahip olmasa da halkının en az yarısının Filistin asıllı olması ve bütün halkın da Filistin davası konusunda duyarlı olması ülke yönetimini, Filistin davasını tamamen tarihe gömmeyi ve siyonist işgalin kazıklarını sağlamlaştırmayı amaçlayan böylesine sinsi bir anlaşmayı olduğu gibi onaylama konusunda da tereddüde yöneltiyor.”

Ürdün’deki çalkantıların ardından, olayların durulması için bir kaynak temin etmek amacıyla Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinden yardım talep eden Kral II. Abdullah, Mekke’de Suudi Arabistan kralı Selman bin Abdülaziz ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmenin ardından Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt, Ürdün’e iki buçuk milyar dolar yardım sözü verdi. Sonra da Ürdün’deki yeni hükümet, Hani el-Mulki hükümeti tarafından Meclis’e sunulan yeni vergi tasarısını geri çekti. 

Fakat Suud kralıyla Ürdün kralının gerçekleştirdiği görüşmenin hemen ardından siyonist işgal rejiminin başbakanı Netanyahu’nun Ürdün’e bir ziyaret gerçekleştirmesi dikkat çekti. Bu ziyaret Suud yönetiminin, söz konusu yardımı temin etme sözünü şartlı olarak vermiş olabileceği ihtimalini akla getirdi. Çünkü Suud rejimi ve onun başını çektiği diktatörler çetesi “yüzyılın anlaşması” olarak yutturulmaya çalışılan ihanet planına destek veriyor. Hatta Suudi Arabistan’da bugün ipleri tamamen eline almış durumdaki veliaht prens Muhammed bin Selman’ın ABD’ye yaptığı ziyaret esnasında yahudi lobisiyle görüştüğü ve “Filistinliler ya Trump’ın planını kabul etsin ya da çenelerini kapasın” dediği Batılı kaynakların haberlerinde dile getirilmişti ve Suud yönetiminden herhangi bir aksi açıklama olmamıştı. Hatta bu anlaşmaya onay vermemesi durumunda Abbas’ın da tasını tarağını toplamak zorunda kalacağına dair tehditlerde bulunduğu da ifade edilmişti. Onun Trump’ın anlaşması derken kastettiği de “yüzyılın anlaşması” olarak yutturulmaya çalışılan anlaşma tasarısıdır. 

Bu anlaşmaya, Suudi Arabistan’la aynı cephede yer alan BAE ve Mısır da destek veriyor. Filistin direnişinin tamamen reddettiği bu anlaşmaya şimdilik Mahmud Abbas’ın ve Ürdün yönetiminin de biraz itirazları var ve anlaşmanın Filistinlilerin hakları da göz önünde bulundurularak yeniden şekillendirilmesini istiyorlar. Abbas’ın ve Ürdün’ün itirazlarının sebebi ise halklarından gelecek tepkilerden çekinmeleri. Çünkü bu anlaşma Filistin davasını tamamen tarihe gömmeyi, Filistin halkını bütünüyle siyonist işgalin tahakkümüne mahkum etmeyi, işgalin ise kazıklarını iyice çakmasını, Kudüs üzerindeki siyonist tahakkümün de tamamen meşrulaştırılmasını ve bu şehrin işgal rejiminin başkenti olarak tanınması için bütün şartların oluşturulmasını hedefliyor. Zaten ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasının amaçlarından biri de bu anlaşmanın fiili şartlarını oluşturmak için önemli bir adımı atmaktı. 

Suud diktatörünün Ürdün’e yardım sözü vermesinin hemen ardından siyonist lider Netanyahu’nun Ürdün’ü ziyaret etmesi bu açıdan ciddi soru işaretlerine neden oldu. Suud rejiminin yardımı Ürdün’ün bu anlaşmaya itirazlarının tamamen son bulması için bir baskı aracı olarak kullanmak istemesi ihtimalini akla getiriyor. Suud rejiminin bu sıralarda zaten bütün imkânlarını ABD’nin talimatları doğrultusunda seferber ettiği biliniyor. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp