Yüzlerine tükürülecek gazeteciler!

Yüzlerine tükürülecek gazeteciler!


Yüzlerine tükürülecek gazeteciler!

 

 

“Akitçi dövüldü mü?” diye haber yapıyor, karanlık oda..

Sorsanız, kendilerini “Gazeteci” olarak tanıtırlar..

Sorsan iki Barış’a..

“Abi, biz gazeteciyiz ya” derler..

Gazeteci gibi kendilerini tanıtıyorlar ama.

Bir gazetecinin kafasına, beyzbol sopası ile vurulmuş..

Boynuna, sırtına vurulmuş.

Tek kişilik değil, dört kişilik bir saldırı gerçekleştirilmiş..

Haydi “bir kişiye dört kişinin saldırısı”nı da bir kenara koyalım..

Cuma namazına giderken bir gazeteciye saldırılmış..

Daha da ötesi..

6 yaşındaki çocuğunun yanında bu alçaklık yapılmış..

Bir günde üç tane Murat Alan haberi yapan karanlık oda, hala “Akitçi dövüldü mü?” başlığını kullanıyor..

Hani ortada sadece anlatım vardır..

Görüntü yoktur..

“Gazetecilik şüphe mesleğidir. Bu gazeteciler de, şüphe haklarını kullanmışlar” deriz..

“Yaptığınız ahlaksızlık” deriz ama..

“Fotoğraf görmeden inanamamışlar” deriz..

Bakıyorsunuz..

Murat Alan’ın beş dikiş atılmış kafasından akan kanlı yüzünün fotoğrafını kendileri yayınlamışlar..

Hâlâ, “Akitçi dövüldü mü?” diye başlık atıyorlar..

Böylesine bir rezilliğe imza atanlar, ilk görüldükleri yerde, yüzlerine tükürmeyi hakediyorlar mı?

Fazlası ile..

Ki, aktarmak zorundayım..

Son bir ay içinde..

İki ayrı gazeteciye daha saldırı oldu..

Onların yanlarında küçük çocukları da yoktu..

Buna rağmen..

Her iki olayda da..

“Muhalif gazeteciler dövülüyor. Yıldırılmaya çalışılıyor” şeklinde algı oluşturmaya çalışıldı..

“O gazeteciler dövülmeyi haketmişler” anlamında söylemiyorum ama.

O iki gazeteci, sabıka kayıtlarını göstersinler.. Her ikisinin de, onlarca mahkumiyeti vardır..

Bir de.. Murat Alan göstersin adli sicil belgesini..

Tek sabıkası yok..

Buna rağmen, Murat Alan’a önce web sitelerinde hedef gösteren yayınlaryaptılar..

Sonra da tetikçileri marifeti ile..

Alçak saldırıyı gerçekleştirttiler..

Ardından da, “Akitçi dövüldü mü?” diye başlık attılar..

Bunlara sözüm söz..

Bu kirli gazeteciliği protesto için..

Gördüğüm yerde, önce yüzlerine tüküreceğim..

Sonra da.

“Karanlık odacıların yüzlerine mi tükürüldü?” diye haber yapacağım..

Olayın gerçekleşme sebebi karanlık odanın tahrikleri ve çarpıtmaları gibi görünse de..

 Saldırının bir muhtemel şüphelisi daha var..

Bir valiye, “İt” diyebilecek kadar saldırganlaşan, sinirlerini aldırmış pozunda halkın karşısına çıkıp, daha önce de Akit TV muhabirini ve bir yerel gazeteciyi dövdürten.. Karakol basıp, ordaki polisleri tehdit eden Ekrem İmamoğlu..

Gerek malvarlığı-AVM ortaklığı ile ilgili haberlerimizin, gerekse yargılandığı Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki nitelikli dolandıcılık suçu dosyasından verdiğimiz haberlerin, Ekrem İmamoğlu’nu rahatsız ettiği, bir gerçek..

Diyebilirsiniz ki..

“Bir tek siz yapmadınız ki, o haberleri..”

Doğrudur..

Sadece Akit yapmadı o haberleri.

Ama Akit’in haber müdürünü dövdürterek, aynı konuda haber yapan diğer gazetecilere de mesajınızı yolladığınız gibi..

Akit haber müdürüne karanlık oda üzerinden yapılmış çarpıtma haberler sebebi ile, başka bir gerekçe ile saldırılmış olma kamuflesi sayesinde..

Kendinizi asli failler arasından çıkartmış da olabilirsiniz..

Yani hem saldırırsınız.

Hem fatura ödemekten kurtulabilirsiniz..

Dolayısı ile, bize düşen, muhtemel failleri hatırlatmak.

Gizleneni ile, açıkta olanı ile, göstermek..

Gerisi emniyetin işi..

Ama lütfen..

İki tane tetikçiyi önümüze koyup..

“Bunlar yapmışlar” denilmesin..

 Aylık geliri bile olmayan iki tane elemanı gösterip, Audi arabayı kimin kiraladığını, hangi para ile kiraladığını, Ankara’dan İstanbul’a nasıl geldiğini, kimlerle irtibatlı olduklarını, ev adresini kimden aldıklarını, Murat Alan’ın o saatte evden çıkacağını nereden bildiklerini ve daha birçok bilinmeyeni deşifre etmeden, iki kişiyi önümüze atıp..

“İşte bunlar failler” denilmesin..

Bu işin karanlık oda tahrikçiliği yanı var..

Bu işin FETÖ destekli sosyal medya ayakları var..

Sosyal medyada kullanılan kimliği belirsiz hesap sahipleri var..

Tabii ki bir de, Ekrem İmamoğlu cephesi yönü var..

Tüm ayrıntıları ile, olay soruşturulmalı..

Gerçek ortaya çıkarılmalıdır..

Bu vesile ile..

Artık şu sosyal medya hesaplarına da, bir çekidüzen verilmelidir..

Bakıyorum, saldırı sonrasında dahi..

Hâlâ kimi hesaplarda..

Tahrik dolu, hakaret dolu, tehdit dolu ifadeler var..

Nasıl olsa “fake hesap” deyip..

Saldırıyorlar ha saldırıyorlar..

O hesabın açılmasına fırsat veren site sorumlularından, bilgi istendiğinde..

“Biz ABD kanunlarına tabiyiz” diye bir cevapla karşılaşıyorsunuz..

Bugün Murat Alan’a yapılan..

Yarın bir başkasına da yapılır.

Bugün Murat Alan’a yapılan tehdit ve saldırıyı normalleştiren paylaşımların sahiplerini hesap vermesini engelleyenlere destek verirsen..

Yarın bizzat sana yapılan saldırıyı normalleştirenlere karşı da mücadele edemezsiniz..

Haber müdürümüz Murat Alan’a geçmiş olsun derken, gerek yargı organlarını, gerek emniyet birimlerini, gerekse kamuoyunu, sosyal medya saldırıları konusunda hassasiyete davet ediyorum..

Twitter imiş, Instagram imiş, Facebook imiş..

Hiçbirisi, Türkiye’den büyük değil..

Suçluları koruyorlarsa..

Suçlulara, dandik hesaplar açtırarak, ülkelerin iç huzurunu bozma noktasında destek veriyorlarsa..

Elbirliği ile, bu sosyal medya kaynakları ile mücadeleyi başlatmalıyız..

Bu işin sağcısı, solcusu yok..

Bu işin suçluları ve mağdurları var!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp