Yusufca bir duruş

Yusufca bir duruş


Yusufca bir duruş

 

 

Eğitimciler ve ebeveynler genç bireylerin zinaya eğilim göstermelerinde sosyal medyanın etkin bir faktör olduğunu ifade ediyorlar. Gençlere bu konudaki düşüncelerini sorduğunuzda hiç düşünmeden ortamın kendilerini bu alana doğru ittiğini söylüyorlar. Oysa etkin faktör ne olursa olsun haramdan kaçınmakla mükellefiz. Müstehcen yayınların yaygınlaşması, kadın ve erkek arasındaki mesafenin kaldırılması, mahremiyet sınırlarının delinmesi elbette zinaya giden yolları açıyor. Ancak içinde bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun bizi kötülükten koruyabilecek içsel ve dışsal saiklara sahibiz ve tehlike anında bu saikları harekete geçirmek zorundayız. Tamam… Aslolan içsel ve dışsal şartların Allah’ın koyduğu ilkelere göre düzenlenmesi ve yeryüzünde huzurun tesis edilmesidir. Eğer dışarıda bizi kötülüğe iten uyaranlar varsa sırtımızı dünyaya dönüp, Allah’a sığınmalıyız. Unutmayalım ayaklarımızın altında cerahat kokan sular akıyor fakat ne olursa olsun gerekli önlemleri almalı ve kire bulaşmadan yürümeliyiz.

 

Hazreti Yusuf’un yaşadığı çileli yolculuğu hepiniz hatırlarsınız. Hz. Yusuf, gençliğinin en verimli çağında bir kadın tarafından gayr-i ahlaki bir teklifle karşılaşır. Görünürde bu teklifi reddedebilecek bir engel de yoktur. Ancak O Allah’a kuvvetli bir imanla bağlıdır ve Yaratıcı’nın bu tavrından hoşnut olmayacağını bilmektedir. Kendisine gayr-i ahlaki teklifte bulunan kadına şöyle seslenir: “Allah’a sığınırım. Çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana çok güzel baktı...” Genciz ve zinaya karşı kendimizi koruyamıyoruz diyen genç bireyler Hz Yusuf’un sergilediği bu irade örneğini dikkate almalı, rol modellerini ahlaki dejenerasyon fenomenlerinden değil kendi dinamiklerimizden seçmelidirler.

Hz. Yusuf’un kendisini kötülüğe davet eden bir kadını reddetmesi kuşkusuz onun iman ve iradesinin bir sonucudur. Zira onun sarsılmaz imanı ve tutarlı tavrı kadını iftiraya götürecek kadar öfkelendirmiştir. Fakat o nefsine “dur” deyip Allah’a teslim olmuştur. Hz. Yusuf’un teslimiyeti karşısında kurulan bütün tuzaklar, ortaya konulan bütün desiseler boşa çıkmış ve O mahkûm olarak girdiği zindandan, saygın bir mevkiye kadar ulaşmıştır.

Unutmayalım şeytan yandaşları üzerinden bize ulaşıyor ve onların eliyle zarar veriyor. Habis kişilerin durmaksızın fitne ürettiği hayatta üzerimize atılan kirler vardır ve olacaktır. Böyle durumlarda sığınacağımız tek varlık Allah’tır, gideceğimiz tek mekân ise O’nun huzurudur.

Hz. Yusuf maruz kaldığı iftira ile zindana atıldığında şöyle dua eder: “Ey Rabbim zindan bana bunların beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer sen bu kadınların tuzağını, düzenini benden uzak tutmazsan (korkarım ki) ben onlara meylederim de cahillerden olurum.” Nefsinin ve kendisini zinaya zorlayan kadının taleplerine karşın Hz. Yusuf zindanı tercih etmiştir. Zira o mutluluğun gayr-i ahlaki yönelimlerde değil, Allah’ın rızasında olduğunun bilincindedir.

İslam zinaya yaklaşmayı yasaklayarak bu kulvara gidecek yolları kapamak ister. Desmond Morris’in açıklamalarına göre de temasın birinci basamağı insanlarla belirli bir mesafeden göz teması kurmaktır. Buna göre bir kaç saniyede karşı tarafın fiziksel özelliklerini görmek ve değerlendirmek mümkün olabiliyor. Zira gözler gördüğü kişi hakkındaki çıkarımlarını bir kaç saniye içinde beyne gönderiyor. Yani göz göze gelmekle iletişimin ilk bağı kurulmuş oluyor. İslam ise bu konuda bir sınırlama getirerek zinaya gidecek yolu kapatıyor.

Fahreddin Er-Razi İslam’da bakışa bağlı yasağın daha önce vurgulanmasına değinir ve bakışın haramın habercisi olduğunu söyler. İslam karşı cinsle ilişlerimize keskin sınırlar koyarak zinaya karşı korunmayı sağlar. Fakat günümüzde bırakın karşı cenahı kendilerini muhafazakâr dindar kesimden sayan birçok kişi dahi bu sınırı delerek harama kapı aralıyorlar. İnsanın kendi kuyusunu kendi elleriyle kazması ne garip değil mi?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp