Yüreklerin fethi eğitimle gerçekleşir (2)

Yüreklerin fethi eğitimle gerçekleşir (2)


Sosyal medya günümüz insanının iletişim ihtiyacını karşılamak için tutunduğu bir araç haline geldi. Komşuluk, arkadaşlık, dostluk gibi değerlerin zayıflaması ve sık sık işittiğimiz yalnızlaşma sorunu sosyal medyaya olan ilgiyi daha da artırdı. Kendi türüyle iletişim kuramayan fertler sanal bir dünyaya açıldılar burada sanal bağlar, sanal ilişkiler kurarak gerçek yaşamdan yavaş yavaş uzaklaşmaya başladılar.

Sosyal medya iletişimi hızlandıran ve bilgiye kısa yoldan ulaşımı sağlayan bir araç ancak seküler kültürün yaraladığı fertler bu araçlara farklı anlamlar yükleyerek tehlikeli mecralara doğru açılmaya başladılar. Ahlaki değerlerden uzaklaşan fertler kendilerini karanlık bir girdabın içinde buldular. Yalnızlaşma, manevi boşluk, can sıkıntısı, hedefsizlik, yoksunlaşma gibi sorunlar bu kişileri girdaba öyle bir çekti ki, buradan nasıl çıkacaklarını kestiremez hale geldiler. İç dünyalarında yaşanan karmaşanın farkına varamayan insanlar sosyal medya mecralarına koştular ve avunmaya çalıştılar. Oysa bu mecralarda sadece iyiler yoktu, ahlaksızlar, saldırganlar, sapıklar ve aklınıza gelebilecek her türlü habis ruhlu kişilerin barındığı bir alandı burası. Ve onlarca masum insan ahlaksızların hedefi haline geldi, rencide edildi, büyük zararlara maruz kaldı. Birçok genç kendilerine buradan ulaşan, sanal dünya sapıklarının, uyuşturucu tacirlerinin, suç örgütlerinin kurdukları tuzaklara düşüp kayboldular

İletişimi kolaylaştıran ve bilgiye ulaşım noktasında kolaylıklar sağlayan Sosyal medya cani ve sapıklar için tehlikeli bir silaha dönüştü. Öyle ki edep ve hayâ duygusundan yoksun olan bir çok kişi sosyal yaşamlarında kaçındıkları ve doğru bulmadıkları hâl ve tavırları burada sergilemekten kaçınmamaya başladılar. Facebook, Twitter gibi araçlar yalanın, iftiranın, kişilik haklarına saldırıların, itibarsızlaştırmaların kol gezdiği bir mecraya dönüştü. Bu durum iki hususu gündeme getirdi. 1. İnsanlarımızın sosyal medya mecralarının kontrollü kullanımı noktasında eğitime tabi tutulması ve bu araçların hangi maksatlarla kullanılması gerektiğinin bilincine varması gerekir. 2. Sosyal medyada sergilenen davranışların İslami değerler eksenindeki şeklinin ne olacağı konusu yeniden ele alınıp, bu konuda sadece hukuki değil fıkhı açıklamaların da yapılması gerekir. İnsanlar normal yaşamlarında haram olan her şeyin burada da haram olduğunun farkına varmak zorundalar. Zira gündelik hayatta karşı cinsle ilişkilerini belli ölçüler dâhilinde sürdüren kadın ya da erkekler sosyal medyada bu ölçüleri fazlasıyla aşabiliyor ve zinaya açılan bütün kapıları rahatça açabiliyorlar. Ne ilginçtir ki, bu kişiler kendilerine İslam’ın haram-helal ilkeleri hatırlatıldığında bu ilkelerin sanal dünyayı kapsamayacağını ifade edip savunmaya geçiyorlar. Oysa hepimiz biliyoruz ki, gündelik hayatta da, sosyal medya mecralarında da zinaya yaklaşmak ve meyletmek haramdır.

Sosyal medya dibi görünmez bir kuyu gibidir. Bu kuyuya körü körüne dalan kişiler sanal âlemde hiçbir hukukun, hiçbir yaptırımın hiçbir tepkisel yaklaşımın olmayacağı vehmine kapılıyor ve içlerindeki kin, nefret, şiddet ve ahlaki kokuşmuşluğu kusuveriyorlar. O nedenle bu alandaki hukuki yaptırımların ve müeyyidelerin caydırıcı nitelikte olması önemlidir. Devletin halkını bu tehlikeye karşı koruması ve sosyal medya üzerinden yapılan cinsel istismar, müstehcenlik, dolandırıcılık, illegal örgütlerin propagandasını yapmak, tehdit, şantaj gibi suç unsurlarına karşı önlemler alması gerekir. 

ABD ve birçok Batı ülkesinde sosyal medya saldırılarına karşı hukuki düzenlemeler yapılmış ve internet üzerinden yapılan iftira, tehdit, kötülüme, kışkırtma, şiddet görüntülerini paylaşma ve suça teşvik gibi saldırılara karşı kişilerin hakları koruma altına alınmıştır. Ülkemizde de sosyal medya üzerinden zarar gören kişilere hak arama yolu açıktır ancak ne saldırıda bulunan ne de saldırıya maruz kalan kişi olayın ciddiyetini kavramış değiller.

Sosyal medya bir araç, siz onu iyi yönde de kullanabilirsiniz kötü yönde de. Fakat son günlerde yaşanan olaylar, ahlaksız ve saldırganların bu mecralarda kendilerine yer edindiklerine ve cesaretlendiklerine işaret ediyor.

Peki, sosyal medya mecralarını kapatmak tek başına çözüm olabilir mi? Kötülüğe meyleden kişilerin ellerindeki araçları alarak, onları ıslah etmiş sayılabilir misiniz? Bu mümkün olabilir mi? Yöneticilerimiz, eğitimcilerimiz, anne ve babalarımız sorunların temeline inip köklü bir çözüm bulmak yerine hep kısa yolu tercih ederler. Kiri görmezden gelip yüzeyindeki köpükle avunur ve bu şekilde sorunun üstesinden geldiklerini düşünürler. Neden? Çünkü temeldeki kire ulaşmak ve köklü bir çözüme gitmek zordur. Bunun için çaba sarf etmek, bedel ödemek ve sabırla beklemek gerekir. O nedenle geçici ve sığ önlemler alır ve kendilerini rahatlatırlar.

Dağa ulaşmış değiliz ancak dağın arkasında nelerin olduğunu görebiliyoruz. Yani sosyal medya unsurlarının kapatılması toplumdaki ahlaksızları, şiddet ve nefret odaklı canileri iyileştirmeyecek onların ruh ve duygu dünyalarında bir dönüşüme sebebiyet vermeyecektir. Bu kişiler sosyal medyanın yerine koyabilecekleri bir araç bulup kötü emellerine devam edeceklerdir. O nedenle kanaat önderleri, Diyanet çalışanları, eğitim camiası ve insani hassasiyet taşıyan kişiler işbirliği yapıp ahlaki ve manevi değerleri toplumun her zerresine ulaştırmalıdırlar. Unutmayalım sahip olduğu ideoloji, içinde bulunduğu durum ne olursa olsun her insanın fıtratında hidayete açılan bir kapı vardır, sorumluluk sahibi kişilerin bu kapıya odaklanmaları gerekir.

Google+ WhatsApp