Yüreklerin fethi eğitimle gerçekleşir (1)

Yüreklerin fethi eğitimle gerçekleşir (1)


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sosyal medyanın kapatılmasına yönelik yaptığı açıklama gündemdeki yerini koruyor. Hatırlayacağınız üzere Berat ve Esra Albayrak’ın bir çocukları dünyaya gelmiş, bu olayın üzerine bazı kendini bilmezler sosyal medya üzerinden gayr-i ahlaki ifadeler sarf etmişlerdi. Bu çirkin ifadelerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan sosyal medyanın kaderini belirleyecek sert bir açıklama yapmıştı.

Sosyal medya üzerinden, iftira, küfür, tehdit, eleştiri ve her türlü şiddeti sergileyerek kokuşmuş zihniyetlerini ortaya koyan hasta ruhlu insanlar sadece hak ihlali yapmakla kalmıyor bunun yanında kötülüğe meyli olan kişileri cesaretlendiriyorlar. Esra Albayrak Hanımefendiye yapılan bu çirkin saldırıyı kınıyor ve bu kişilerin hak ettikleri cezayı bulmalarını istiyoruz. Ve bu duyarlılığın seslerini duyuramayan bütün insanlar için gösterilmesini talep ediyoruz. Esra Hanımı ve seslerini duyuramayan kadınları, erkekleri, çocukları hedef alan ahlaksızlar hak ettikleri cezayı mutlaka almalıdırlar. Fakat biliyoruz ki sıradan insanlar seslerini hiçbir zaman duyuramayacaklar… Gönül isterdi ki, devlet ricali zarar kendi hanelerine dokunmadan harekete geçsinler… Gönül isterdi ki, adı ister Ayşe olsun ister Fatma olsun ister Hasan olsun insanlar bütün sosyal medya mağdurları için aynı hassasiyeti göstersinler. Gönül isterdi ki, ahlaksızlar ülkem insanının en ücra köşelerinde yaşayan bir yoksula dil uzatmakla mevkii sahibi elit kesime ait bir kişiye dil uzatmanın aynı ceza ile karşılık bulacağını bilsinler ve geri adım atsınlar. Ama olmuyor, olmuyor, olmuyor… Adalete vurgu yapanlar adaleti yanlı kullanmaktan kaçınmıyorlar.

Hatırlayacağınız üzere devletin en yüksek merciinden gelen o açıklamaların ardından sosyal medyanın kapatılması meselesi tartışmaya açıldı. Hatta açıklamaların ardından duygusal reflekslerle hareket edip sosyal medya kapatıldığı takdirde her şeyin süt liman olabileceğini ifade edenler oldu. Peki, bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Sosyal medyanın tamamıyla kapatılması durumunda toplumun her kesiminde ayak izlerine rastlanan bu ahlaksızların rehabilete olabileceğini düşünüyor musunuz? Buna gerçekten inanıyor musunuz? Şahsen ben inanmıyorum…

Kuyuya düşen leşi çıkarmadan o suyun temizlenebileceği vehmine kapılmak boşunadır. O nedenle önce sorunun temeline inmek ve çözüme buradan başlamak gerekir. Sosyal medyanın doğru kullanımı noktasında toplumu eğitime tabi tutabilir, kin, nefret, şiddet ve gayr-i ahlaki saldırılarda bulunanlar için gerekli cezai müeyyideler uygulayabilirsiniz ancak bu araçları tamamıyla kapatmış olmanız kalplerinde hastalık olanları iyileştirmez. Bu şekilde toplumu ahlaki değerlerle buluşturamaz, kalıcı bir netice elde edemezsiniz. Kuyudaki leşi görmezden geldiğiniz takdirde kalplerinde hastalık olan ahlaksızlar bu saldırgan tavırlarını farklı şekillerde sürdürmeye devam edeceklerdir. Peki, ne yapılabilir? Siyasilerin birincil görevi toplumu ahlaki değerle tanıştırmak ve insanlaştırmak olmalıdır. Tamam gösterilen çabalara rağmen ahlaki değerleri içselleştiremeyen ve kokuşmuş bir hayatı tercih edenler muhakkak olacaktır ki, bunlar için cezai müeyyide gereklidir. Ancak ahlaki değerler ekseninde verilebilecek etkin bir eğitim sayesinde birçok kişi de sevgiyle buluşacak ve insanlaşacaktır. Aslolan budur, aslolan bu seviyeye ulaşabilmektir.

Hatırlayacağınız üzere ahlaksızlığı güç zanneden bu insan müsveddeleri daha evvel de benzer paylaşımları Selahaddin Demirtaş’ın eşi için yapmıştı ve olay cılız tepkilerle geçiştirilmişti. Ne yazık ki, insanlarımız hakkaniyet noktasında yanlı ve faşizan bir yaklaşım sergileyebiliyorlar. Zarar kendilerine ya da taraftarlarına dokunmuşsa tepkilerini en uç noktada ortaya koyarken, karşı tarafın mağduriyetini pek ciddiye almıyorlar. Oysa adalet her insan ve her canlı için hak olanı savunabilmek, zulme uğrayan kişi kim olursa olsun hakkını iade etmektir. Esra Hanım adına gösterilen haklı tepkilerin, Temel Karamollaoğlu’nun eşine yapılan haksızlıklara da, Demirtaş’ın eşine yönelen ahlaksız saldırılara da gösterilmesini beklerdik.

Siyasi görüşü, savunduğu ideoloji ve sahip olduğu sosyal sınıf ne olursa olsun adaletin müşterek bir değer olduğunu kabul etmek zorundasınız. Nitekim tanınmayan, bilinmeyen bir çok kadın benzer şekilde gayr-i ahlaki saldırılara maruz kalıyor, ölüm tehditleri alıyor fakat seslerini duyuramıyorlar. Makam mevkii sahibi kişilerin maruz kaldığı haksızlığa gösterilen hassasiyet yoksullar için de gösterilmedikçe medeniyetin, adaletin ve insanlığın tesisi gerçekleşemez, yaşanan kokuşmuşluk ve ahlaki dejenerasyonun önüne geçilemez.

Dindar nesil hayallerinden bahseden yöneticilerimiz 20 yıllık siyasi hayatlarında ortaya çıkan hedefsiz, eğitimsiz, maneviyatsız ve özünden kopuk bireylerin durumunu yeniden ele almak zorundadırlar. Nitekim sosyal medya mecralarının kapatılması bu şuursuz ve hedefsiz ve ahlaksız kişilerin halini iyileştirmez. Bunun yerine manevi eğitime ağırlık verilmeli ve bu araçları faydalı şekilde kullanmanın gerekliliği aktarılmalıdır. Sosyal medya bir bıçak gibidir siz o bıçakla adam öldürürseniz suç aleti olur meyve keserseniz faydalı hale gelir. Öyle değil mi?

Google+ WhatsApp