Yumuşatılmış halini merak ediyorum

Yumuşatılmış halini merak ediyorum


Güzel adamdır İlhan Kesici.

Keyiflidir, nüktedandır, naiftir, hatır nevazdır.

Her daim iletişim halindedir, sohbeti dinlenir.

Minareyi eğik bırakmayı sevmez, illa ki düzeltir.

Birçok konuda kendisinden farklı düşünürüm, katılmadığım fikirleri vardır, yeri geldiğinde de eleştiririm.

Böyle bir şahsiyetin; gözünden kıvılcım çıkaran, diliyle ateş eden Özgür Özel gibi nobran, küfürbaz kişilikle aynı çatı altında siyaset yapabiliyor olmasını da alkışa layık bulurum!

İlhan Kesici İstanbul milletvekili. Düşünsenize İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu. Onunla çalışabiliyor olması da bir kez daha alkışı hak etmiyor mu?!

Örnekleri çoğaltmak mümkün lakin gereksiz. Zira meramım anlaşılmıştır diye ümit ediyorum.

İlhan Kesici geçenlerde katıldığı bir televizyon programında şu meşhur ‘sahte tablo’ ile ilgili konuştu. Belli ki, Bellini’nin diye itelenen bu sahte tablonun alınmasından çok rahatsız olmuş. Konu açılınca dayanamadı patladı.

“Çok ayıp, bunu da çok ayıplıyorum. Bellini ayarında bir ressam Fatih tablosunu yapacak, bunu müzayede organizasyonu, ne olduğunu, in midir cin midir ne olduğunu söylemeyecek, böyle bir şey olabilir mi ya? Bu böyle reklam yapılmaz. Çok yanlış kardeşim. Kim, kim ya bu? Ressam kim? Bellini’nin atölyesinde resmedildiği zannedilen… Bu ne ya, böyle ciddiyetsizlik olur mu? 1 hafta böyle reklam için, in mi cin mi ne olduğu belli olmayan bir şey için… Tabloyu ister al, ister alma, bunu Bellini diye satma. 6 buçuk milyon lira etmez, en az 6 buçuk milyar lira eder o” dedi.

Haklı.

Basit bir tabloyu ek maliyetleriyle birlikte 8 milyon liraya çok af buyurun fena itelemişler. Dahası tablonun sahte olduğu konusunda uzmanından tarihçisine ve dahi satın alanına varıncaya kadar kimsenin şüphesi yok artık.

Tablo sahte, dolandırıldınız beyler.

Neyse biz gelelim asıl meseleye.

İlhan Kesici ‘sahte tablo’ konusunda içeriden bir ses olarak kitabın ortasından konuştu ya; sormayın başına gelenleri.

Birileri çıktı ‘o sözlerin şifresini çözdük, parti kuracak. O yüzden maraza çıkartıyor’ dedi.

Uğur Dündar arkadaşımız da hafif yollu dalga geçmeye yeltendi. Bunu yaparken de baltayı taşa vurdu. Zira Dündar’a göre tablo sahte değildi.

Hasılı, İlhan Kesici’yi ayak üstü linç ettiler.

O da bunun üzerine ikinci bir açıklama yapmak zorunda kaldı.

Şimdi buraya dikkat!

Kesici şöyle dedi:

Biraz topa sert girmişim gibi geliyor. Hâlbuki öyle girilecek olsa bile futbolcu tabiriyle topu bir yumuşatma olabilirdi. Biraz topa sert girmişim. Biraz göğsümde yumuşatabilirdim.”

Kesici bu sözlerinin ardından kendisi için başlatılan linç kampanyasını durdurmayı başardı.

Müthiş bir adam.

İşin tuhaf yanı mahallesi bu açıklamasına tav oldu.

Beğendi.

Geri adım zannetti.

Yahu daha ne desin? Aynı konuda aynı köşeden ikinci kez fileleri havalandırdı.

Tıpkı Brezilyalı eski milli futbolcu Romario De Souza Faria gibi.

Yumuşacık bir atışla.

Ve son bir not.

Sahte bir tabloya 8 milyon lira ödenmiş.

Kandırılmış, kazıklanmışlar.

Belediye zarara uğratılmış.

Bu sahte tablo nerede, nasıl ve ne yüzle sergilenecek? Çöp yahu!

Şimdi sevgili İlhan Kesici diyor ki, “biraz göğsümde yumuşatabilirdim”.

Vallahi merak ediyorum bu kepazeliği nasıl yumuşatacağını.

Eleştirisinin yumuşatılmış halini göndersin bu köşede yayınlayacağım, söz.

Google+ WhatsApp