Yumruk!

Yumruk!


Yumruk!

 

 

Altı üstü spontane bir yumruk işte: Biz her gün ne yumruklar yiyoruz!..

Terör: Kontra yumruk!..

Pahalılık: Sağ kroşe!..

Enflasyon: Sol kroşe!..

Adaletsizlik: Aparkat!..

Ve daha envai çeşidi her gün vatandaşı nakavt ederken, biz CHP Genel Başkanı’nın çenesine inen bir “sol kroşe”yi konuşuyoruz!

Amma da büyük yaygara koptu! O kadar ki, “Seçimde PKK uzantısı HDP ile ittifak kuran CHP’nin, seçim sonrasında kendini ‘mağdur’ ve dahi ‘mağfur’(affedilmiş) gösterecek bir olaya ihtiyacı vardı, bu olay imdadına yetişti” diyesi geliyor, insanın: Yumruğu atan “Dayı”ya (şehidin dayısı) ve onu alkışlayan köylülere “terörist” bile dediler…

Tamam, her türlü şiddete karşıyız! Ama CHP yöneticileri “gerçek terörist”görmek istiyorlarsa, kol kola yürüdükleri insanlara baksınlar! Bir yumrukla temizlenemeyecek kadar kendilerini kirlettiler!

Kirlettiler, çünkü HDP ile “ittifak” kurdular. İyi Parti ile Saadet Partisi de bu günaha ortak oldu: PKK tarafından şehit edilen gencecik çocuklarımız toprağa düşerken, PKK’nin “siyasi erki” ile omuz omuza geldiler.

“HDP ile ittifak kurmadık, sandıkta işbirliğine gittik” gibisinden izahlar kimseyi tatmin etmez. Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği sandık, “çeyiz sandığı” değil, oy sandığıdır: Seçim ittifakları zaten sandıkta kurulur.

CHP yöneticileri, “İstanbul’u ve Ankara’yı kazanırsanız, HDP’lilerin oyları sayesinde kazanacaksınız ve bunu unutmayacaksınız” şeklinde, HDP yönetiminden gelen “bedel” hatırlatmasına bile sessiz kaldılar. 

Bu, “Bizim sayemizde kazanacağınız şehirleri bizimle birlikte yöneteceksiniz”demektir! Bir şehri HDP ile birlikte yönetmek demek ise dağ kadrolarını şehir yönetimine katmak, özellikle büyük şehirleri “terörize” etmek mânâsına gelir.

“Bu gerçeği millet neden fark etmedi?” derseniz, etti, ama fark edenler azınlıkta kaldı. Zira Türkiye’de büyük bir genç seçmen kitlesi var. Bunların çoğu 1980 darbe sürecinde dünyaya gelmiş, CHP’nin geçmişini bilmeyen, yoğun Atatürkpropagandası ile büyüyen gençler…

Hiç kimsenin üstünde durmak istemediği handikap işte budur: Atatürk bu kadar yoğun biçimde vurgulanıp, “her yaptığı doğrudur” kanaati oluşturulduktan sonra, “Atatürk’ün partisi” olarak lânse edilen bir partiyi yargılamak kolay değildir!

Atatürk konusuna “eleştirisiz yaklaşım”da bulunurken, “partisi” hakkında ağır eleştirilerde bulunmak, eleştiriler ne kadar yerinde olursa olsun, karşılık bulmuyor.

Atatürk’ü her anmada en olumlu, en övgü dolu cümlelerle anlatan, âdeta “insanüstü” varlık muamelesi yapan, hiçbir konuda “hata” ve “kusur” ihtimalini aklına bile getirmeyen koroya katılan AK Parti’nin CHP’ye yönelik ağır tenkitleri bu yüzden etkili olmuyor. 

“Atatürk’ü kafalara ve yüreklere çakmak” (12 Eylül 1980 darbesinin lideri General Kenan Evren’in sözüdür) için yıllardır devlet çapında o kadar büyük bir çaba gösterildi ki, nihayet “İçinden Atatürk geçen her şey kusursuzdur” anlayışı gençlere hâkim oldu: Bunun meyvelerini de CHP topluyor. 

PKK uzantılarıyla işbirliği dâhil, tüm “hata” ve “kusur”ları, “Atatürk’ün partisini yöneten Atatürk mirasçılarının bir bildiği vardır” anlayışıyla karşılanıyor. 

Atatürk’“salt onaycı” yaklaşımın böyle yansımaları var.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp