Yöneticilere “basiretsiz” diyen komutanın emeklilik hakkı yoktur!

Yöneticilere “basiretsiz” diyen komutanın emeklilik hakkı yoktur!


Yöneticilere “basiretsiz” diyen komutanın emeklilik hakkı yoktur!

 

 

TSK’daki bazı küçük küçük yanlışları eleştirdiğimizde..

Ya da..

Eski dönemlerden kalan yanlışlara dikkat çekip, bundan sonra olmaması gerektiğini hatırlattığımızda..

Önce askerlerden, sonra da büyük ihtimalle askerlerin talebi ile, siyasilerden tepki geliyor..

Oysa askere yönelik bir kötü niyetimiz yok..

Bildiğimizi, gördüğümüzü aktarmaya çalışıyoruz.

Yanlış ise, “Yanlış” derler, kabul ederiz..

Doğru ise de, karar alma konumunda onlar olduğuna göre... Görev onlara düşüyor..

Geçtiğimiz ay, Akit TV’deki canlı yayında sarfedilen bir cümle üzerinden, karanlık odanın çarpıtması, FETÖ’cü sosyal medya hesaplarının tahrikleri ile, Milli Savunma Bakanı başladı..

Genelkurmay ve kuvvet komutanları ile devam etti.

Kınamalar. Hakaretler.. Ceza davaları.. Tazminat davaları..

Hepsine eyvallah..

Ama..

Dünkü Cumhuriyet’te yer alan..

Şu haberi de, ben isterim ki, aynı isimler bir yorumlasınlar.

“Duymadık, görmedik, bilmiyoruz” demesinler..

Nedir o haber?

Şu:

“Kadrosuzluk gerekçesiyle emekli edilen Tuğgeneral Erdal Şener, Amerikalılarla yapılan güvenli bölge anlaşmasının onların çıkarına olduğunu söyledi. ‘Ben Münbiç’te Amerikalılarla devriye yaptım. Dostlar alışverişte görsün devriyesi oldu. Tamamen hayal’ dedi.”

Hemen peşinen söyleyeyim..

Erdal Şener’in sözlerine ben inanmıyorum..

Bulunduğu makama yakışmayan sözünü, kabul etmiyorum..

Eğer o tarihte, “dostlar alışverişte görsün” babından bir devriye atmış ise..

Türk kamuoyuna, “ABD ile birlikte Türk askeri Münbiç’de devriye görevi ifa ediliyor” haberleri yayınlanır iken.. Aslında TSK mensupları kesinlikle Münbiç’e sokulmuyor da..

Sadece ABD askerleri giriyor idiyse..

O tarihte de, bu komutanımız, o haberleri düzeltme ihtiyacı hissetmedi ise..

Yani yalan olarak yapılan haberlerin birinci derece şahidi olduğu halde, kamuoyuna bilgilendirme yapmamış ise..

Bugün çıkıp, “Biz dostlar alışverişte görsün diye dolaşıyorduk” sözleri ile, kendisi suçunu itiraf etmiş duruma düşer..

Önce kendisi hesap vermesi gerekir..

Bu sözleri sarfettiği halde, Genelkurmay’dan veya Milli Savunma Bakanlığı’ndan, kendisine yönelik bir uyarı geldi mi?

Bildiğimiz kadarı ile hayır.

Sözlerin yayınlandığı Cumhuriyet gazetesine bir açıklama gitti mi?

Bildiğimiz kadarı ile, hayır..

Dahası var, tuğgeneralin sözlerinin..

“Mevcut dış politika ve basiretsiz adamların bilinçaltındaki düşüncelerle bu işlerin düzelmesi zor” diyor.

Bunu kime diyor?

Artık kim anlarsa..

Kim üzerine alınırsa..

Cumhurbaşkanı mı dersiniz.

Dışişleri Bakanlığı mı dersiniz.

Dışişleri bürokratları mı dersiniz..

Kim üzerine alınırsa..

İyi de..

Bir tuğgeneralin, böyle bir söz sarfetmeye hakkı var mı?

Yetkisi var mı?

Solaklar hemen itiraz edecekler..

“O, artık tuğgeneral değil. Emekli ettiniz onu” diyecekler..

Evet, doğrudur, “1 Ağustos’ta YAŞ toplandı ve bazı komutanlar emekliye sevkedildi.. Bu komutan da, emekliye sevkedilenler arasında imiş!”

İyi de..

O emekliye sevketme kararında yazıyor..

“30 Ağustos itibariyle emekliliğe sevkedilmesine” deniyor..

O halde?

O halde, şu an o sözleri sarfeden kişi, bir emekli tuğgeneral değil, halen muvazzaf olan bir tuğgeneral..

Ve muvazzaf iken, “Dostlar alışverişte görsün devriyesi attık” diyor..

Görevde iken, “Mevcut dış politika ve basiretsiz adamların bilinçaltındaki düşüncelerle bu işlerin düzelmesi zor” diyor..

Komutanımız, “Mevcut dış politika”yı beğenmiyor..

Böyle bir yetkiyi, kimden, nasıl alıyor bilmiyorum.

Devletin yöneticilerine, “basiretsiz adam” hakaretini yapma noktasında, kendisine cesaret veren kim, bilmiyorum..

“Bilinçaltındaki düşünce”lerle, kimi, hangi bilinçaltını kastediyor, bilmiyorum.

Ama söylenilenlerin nihai hedefinde, Cumhurbaşkanı olduğu açık..

Böyle bir durumda da..

Henüz emekli olmamış tuğgeneralimizin hakkında soruşturma açılması zorunlu..

Soruşturma açılmalı ve “30 Ağustos’ta zaten emekli oluyor. Boşver gitsin”denilmeden..

TSK’daki disiplini sağlamak için, “İhraç prosedürü” başlatılmalı..

Komutana eleştirim, “dostlar devriyede görsün” ve “basiretsiz adamlar” sözü ile sınırlı değil..

Açıklamasının tamamı bir fecaat..

Hadi diyelim ki, Türkiye ile ABD arasındaki güvenli bölge mutabakatını, daha iyisi olsun diye eleştiriyor..

Benim bir kamu görevim olmamasına rağmen, bu eleştiriyi yapıyorum, kamu görevlilerinin yapmasını da cesur bir çıkış olarak kabul edebilirim.

Ama..

“Güvenli Bölge için ‘Kapalı kapılar” ardında TSK’nin kara harekâtı engellendi” derseniz..

Bu ülkenin yöneticilerini, resmen hainlikle suçlamış olursunuz..

Bir de buna ilaveten, “Güvenli bölge açıklaması ve ortak harekât toplumun tansiyonunu düşürmeye yönelik bir açıklama” derseniz..

Artık, bu sözler sebebi ile soruşturma açılmasının vakti gelmiş demektir..

Bir de, “Türkiye’nin orada askeri operasyon yapma yetkisi yok” diyerek, kendisinin de yakın tarihte görev yaptığı bölgedeki varlığını Emin Çölaşan’ın tanımladığı sıfatla (Ben o sıfatı kullanmıyorum, kullanamam. Kullanılmasını da tasvip etmem) isimlendirirse..

Bir anlamda, “ABD ile oturup, bu konuda anlaşma yapma yetkimiz bile yok”derse..

Sadece emekliliğinin yakılması değil..

Açılacak soruşturma sonucunda, apoletlerinin de sökülmesini hakketmiş demektir..

Komutanın, röportaj sonundaki önerisi ise, tam evlere şenlik: “Bu sorunlardan kurtulmanın yolu mevcut rejim ile bir araya gelerek bir anayasa çerçevesinde anlaşmak olmalı!”

Yani, “Erdoğan, yüzbinlerce Müslümanın katili Esed ile el sıkışmalı” diyor..

Kim diyor?

Doğu Perinçek dediğinde şaşırmıyorum da..

TSK’da görevli bir komutan söyleyince, şaşırıyorum..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp