Yolun Aydınlık Olsun

Yolun Aydınlık Olsun


Yolun Aydınlık Olsun

 

 

Ey genç!

Biliyorum… Yaşamının en verimli çağında ağır bir yükü omuzlayıp çıktın yola

Büyüklerin para, mülk, unvan ve geçici konumların peşinde koşarken sen inandım dedin ve cesaretini kuşanıp yürüdün…

Bundan bana ne demedin

Korkuya kapılıp geri dönmedin

Bağrında yaşadığın topraklara ve inandığın değerlere kem gözle bakan düşmanın karşısına zırh gibi dikildin.

Yaşamının en verimli çağındaydın, evlenecek yuva kuracak, meslek edinecek ve hayırlı nesiller yetiştirecektin. Ama düşmanın kapıya dayandığı bir noktada artık seni tutacak hiçbir şey yoktu. Vakit geç oldu dedin ve olduğun yerden doğruldun.

Şehadete giderken geride sadece iki şey bıraktın.

Bir tatlı tebessüm ve kutlu bir mesaj!

Söyleyemediğimiz şeyi söyledin, duyamadığımızı duydun, muvaffak olamadığımıza muvaffak oldun. Peki, bizler o kutlu mesajı görebildik mi? Duyabildik mi? El uzatabildik mi sana?

Duyamadık, göremedik, hissedemedik, algılayamadık, koşamadık, ulaşamadık ve senin gösterdiğin o cesareti gösteremedik?

-------------------------------

Ey mazlum ve yoksulların Peygamberi

Ey haksızlığa uğrayanların hakları alan, yetim ve öksüzlerin yüreklerini teskin eden Resulüm

Şimdi gel gör ki ümmetin ne durumda?

Hangi yöne gitsek şimdi biz? Kime anlatsak derdimizi?

Değiştik, dönüştük, dünyaya tapar hale geldik. Hayallerimiz ve hedeflerimiz yön değiştirdi. Acı ama artık Müslümanların gündeminde tevhid, hak ve adalet gibi değerler yer almıyor, Müslümanlar daha fazla para kazanmanın ve daha fazla mevkii elde etmenin derdine düştüler. Bugün Müslümanların dindarlıktan anladıkları şey ise tek kişilik hücrelere çekilip burada dinin birkaç hükmünü yerine getirebilmek … Bencilleştik bencilleştiler… Artık hayatımızda ötekine yer veremiyoruz.

Ey Resülüm!

Sen bütün yaşamın boyunca ezilenlerin ve zayıfların yanında yer alan ve onların yüreklerini teskin eden bir peygambersin. Sen komşun açken tok yatamazsın diyen bir Peygambersin. Ama gelin görün ki bugün nüfusunun büyük çoğunluğu Müslümanlardan oluşan coğrafyalarda komşu komşuyu katlediyor, komşu komşunun iffetine göz dikiyor komşu komşunun evini soyuyor, komşu komşunun çocuğunu öldürüyor…

Cennete giden yolun tuğlaları, paylaşım, adalet, erdem, bilgi ve bilinçten geçiyor fakat bugün bu değerler tarihi geçmiş bir eşya gibi hayatın dışına itiliyor. Bugünün insanı hayattaki tek geçerli şeyin para olduğuna inanıyor.

İnsanlar kimsenin aşına suyuna karışmıyoruz deyip sessizliğe gömülüyorlar. Peki, ama zulme sessiz kalmak aynı zamanda ortak olmak değil midir? Zulme göz yuman ya da sessiz kalan bizler ezilen halkların haklarını korumakla sorumluyuz ve bu sorumluluğumuzu yerine getiremediğimiz için vebal altındayız. Bu bir gerçek!

 

 

milli gazete

Google+ WhatsApp