YÖK’e çağrı: Darbeye “Meşru” diyen hukuk hokkabazlarının isimlerini silin!

YÖK’e çağrı: Darbeye “Meşru” diyen hukuk hokkabazlarının isimlerini silin!


İnsanın aklı resmen duruyor..

Kilitleniyorsunuz..

Bir kelime konuşmaktan aciz hale düşüyorsunuz..

Lütfen söyler misiniz.. 

“Bu ülkenin üniversitelerinde, daha önemlisi hukuk fakültelerinde..

Bugün dahi..

27 Mayıs darbesini meşru göstermek için bildiri hazırlayan adamların ders kitapları okutuluyor” dersem..

“Yok daha neler” demeyecek bir akıl sahibi olabilir mi?

27 Mayıs 1960’ta, belinde silah olan, TSK’nın utanç duyacağı bir avuç çete, ülkenin seçilmiş başbakanını derdest ediyorlar..

Hangi yetki ile?

TSK içindeki on tane albayın, 20 tane subayın, “İşler iyi gitmiyor” demeleri halinde, başbakanı görevden alabileceğine dair bir kanun maddesi nerede yazılı?

1924 Anayasası’nın neresinde yazılı?

Kanunların neresinde yazılı?

Bu ahlaksızlığı, bu cinayeti işleyen darbecilerin yaptıklarının hukuki olduğunu söyleyebilen insanlar, bugün hukuk fakültelerinde okutulan anayasa hukuku kitaplarının kapağında ismi olan hukuk hokkabazları..

İsimlerini de vereyim..

O tarihte İstanbul Üniversitesi Rektörü olan, sözümona idare hukukçusu olan Ord.Prof. Sıddık Sami Onar..

Hokkabazlığa bakın, o tarihte İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı olan ceza hukukçusu Prof. Naci Şensoy..

Soytarılığa bakın.. Medeni hukukta ordinaryüslüğe çıkmış  Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu..

Rezalete bakın, İstanbul Hukuk Fakültesi’nde anayasa hukuku profesörü olan Prof. Hüseyin Nail Kübalı..

 Hukuksuzluğa tüy diktirilmesine bakın, İstanbul Hukuk Fakültesi idare hukuku profesörü Prof. Ragıp Sarıca..

O tarihten sonra öğrencilerine hangi yüzle hukuk dersi verdiğini merak ettiğim İstanbul Hukuk Fakültesi anayasa hukuku profesörü Prof. Tarık Zafer Tunaya..

“Meşrudur” dediği darbecilere yaranamayıp, bir süre sonra üniversiteden atılan, sonra onları tekrar memnun edip Anayasa’yı hazırlama komisyonuna giren idare hukukçusu İsmet Giritli..

Merak ediyorsunuz değil mi?

Bu böyük böyük hukukçular, acaba 27 Mayıs darbesini, hangi gerekçelerle meşru ilan etmişler?

Ben vereceğim ama..

Merak etmenize gerek yok..

Tırışkadan nameler..

Değil hukuk profesörlerinin, en utanmaz mafya liderlerinin bile dillendiremeyeceği gerekçeler..

Buyrun birlikte okuyalım..

Meşruiyet bildirisinin ilk paragrafını size aktarıyorum..

Bugünün “Darbe olmaz, o devirler çoktan kapandı” diyen solcularından başlayın..

Bizim mahalleden, “Ama beni koltuktan indirdi. Ama benim oyuncağımı elimden aldı. Ama olmaz ki, ben seçime girip seçilmiştim” mavalları ile, kendilerine gerekçe üreten isimler güzel okusunlar..

Darbe için adım atıldığında, kendilerinin esamesi okunur mu okunmaz mı, iyi anlasınlar..

İfade aynen şöyle:

“Millî Birlik Komitesi ve Türk Silahlı Kuvvetler Başkumandanlığı tarafından yeni bir Anayasa ön projesi hazırlamak üzere Ankara’ya çağrılarak görevlendirilmiş olan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Ord. Profesörü Sıddık Sami Onar, İstanbul Hukuk Fakültesi Medenî Hukuk Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, İstanbul Hukuk Fakültesi Esas Teşkilât Hukuku Profesörü Hüseyin Nail Kubalı, İstanbul Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Profesörü Ragıp Sanca, İstanbul Hukuk Fakültesi Esas Teşkilât Hukuku Prof. Tarık Zafer Tunaya, İstanbul Hukuk Fakültesi Doçenti İsmet Giritliden kurulmuş olan Komisyon, Rektör Sıddık Sami Onar’ın başkanlığında toplanarak, aşağıdaki esasları tespit etmiş ve Millî Birlik Komitesi Başkanlığına sunmuştur.”

10 tane milli irade düşmanı, kendilerine milletin emanet ettiği silahı, milletin seçtiği insanlara doğrultup, darbe yapmışlar..

Cumhurbaşkanı derdest edilmiş.. Başbakan derdest edilmiş.. 

Böyle bir süreçte, profesöründen araştırma görevlisine kadar.. Hakiminden avukatına kadar.. Tüm hukukçuların yekvücut olup, “Darbe meşru değildir.. Direniyoruz” demeleri gerekirken..

27 Mayıs’ta darbe yapılıyor. Üç beş gün sonra değil. Aynı gün, darbeye teşne sözümona hukukçular, askeri uçakla, Ankara’ya gidip, darbecilerin emrinde, “adam öldürmenin haklılığı” konusunda sözümona hukuki gerekçeler hazırlıyorlar..

Yuh size..

Yuh olsun topunuza..

Yuh olsun, bugün dahi sizin isimlerinizi övgü ile anan sözde hukukçulara.

Devam ediyor, “cinayet”i meşru göstermek için, hukuki gerekçeler üretmeye çalışan, mafya babası avukatlığına soyunan sözde hukukçular:

“Bugün içinde bulunduğumuz durumu adi ve siyasî bir hükümet darbesi saymak doğru değildir. Devlet, hukuk, adalet, ahlâk, amme menfaati ve amme hizmeti fikrini temsil etmesi ve amme haklarını koruması gereken siyasî kudret maatteessüf aylardan, hatta senelerden beri bu mahiyetini kaybetmiş, şahsi nüfuz ve ihtiraslarla zümre menfaatini temsil eden maddî bir kuvvet haline gelmiştir. Her şeyden evvel hukuka bağlı sosyal bir kuvvet olması lazım gelen devlet kudreti, bu hırs ve etkinin gerçekleşme vasıtası haline getirilmiştir.”

Bu lafları bir yerlerden hatırlıyorsunuz değil mi?

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan başlayın..

Meral Akşener’e, Ali Babacan’a, Ahmet Davutoğlu’na kadar.. HDP eşbaşkanlarına kadar.. Hepsinin ağzındaki ifadeler, tam da bunlar, değil mi..

“Hukuk mahiyetini kaybetmiş..” 

“Zümre menfaati gözetilir olmuş..”

Mış mış da mış mış.. Muş muş da muş muş..

Size ne hokkabazlar?

Velev ki dedikleriniz doğru olsun..

Bunun yolu, seçimde milletin oyları ile, ikitdarın değişmesi değil mi?

Siz nereden çıktınız?

Size bu tespiti yapma yetkisini kim verdi?

Devam ediyor, cinayete mazeret üretme soytarılığı:

“Bunun içindir ki siyasî güç, asıl devlet kuvveti olan ordusuyla, adliyesi ve barolarıyla, üniversiteleriyle, kamu efkârının mümessili olan basını ve öteki sosyal kuruluş ve kuvvetleriyle her türlü manevî bağlantısını kaybederek..”

Ne zaman milleti layıkıyla temsil eden bir idare, sandıktan çıkarsa..

Bu sözlerin aynısı ile, kafayı çıkartıyorlar, değil mi?

Kafayı çıkartıp, denemeleri yapıyorlar..

Defalarca denediler..

Şimdi tekrar denemek istiyorlar..

Aynı cümlelerle..

Aynı isnatlarla..

Onun için diyorum ki..

27 Mayıs darbesini meşru göstermek için bu bildiriye imza atan ve bugün dahi hukuk fakültelerinde, siyasal bilimler fakültelerinde kitapları okutan şu hukuk katillerinin isimlerinin, ilim yuvalarından silinmesi için, YÖK adımını atmalıdır..

Bunların kitapları fakültelerden çıkartılmalı, bunların isimleri, üniversite içindeki salonlardan silinmelidir..

Silinmelidir ki, “Darbe hayatımızdan gerçekten çıkmıştır” diyebilelim..

Google+ WhatsApp