Yok mu bir yönetmen, oynatsın şu kadını!

Yok mu bir yönetmen, oynatsın şu kadını!


Yok mu bir yönetmen, oynatsın şu kadını!

 

 

Bir tiyatrocu vardı..

Füsun Demirel adında..

Tiyatrosunu oynarken..

Daha büyük tiyatrolara heveslendi..

İki yıl önce Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda, şunları söyledi:

“Ne yazık ki AKP iktidarıyla birlikte sürekli fetvalarla ülke yönetilmeye başlandı. Neredeyse artık dinle yönetilme noktasına geliyoruz.”

Bir tiyatrocu kadın..

Ve ülke yönetimi hakkında fikir yürütmeler.. Akıl vermeler, “Ben bilirim” modunda açıklamalar..

Karşısında akıllı bir gazeteci olsa..

“Füsun Hanım, senin ne işine siyaset? Siyasetçilerimiz var zaten.. % 25’i milim geçemiyorlar.. Seninle biz tiyatroyu konuşalım.. Sanatı konuşalım.. Siyaseti de, siyasetçilere bırakalım” diyeceğine..

Bu tür açıklamaları hazır el tetikte beklediği için..

Çanak sorularla konuyu genişletiyor:

“Oynamak istediğiniz bir rol kaldı mı?” 

Tiyatrocu cevap veriyor:

“Çok var. Mesela o dağlardaki gerilla kızları oynamayı çok istedim. Yaşıma bakacak olursak artık gerilla değil ancak bir gerilla annesini oynayabilirim. Belki bir gerilla annesi olurum artık ya da anneannesi. Kadınların özgürleşmesi adına çalışmak ve üretmek istiyorum. Bütün bir hayatımı buna adadım. Ölene kadar da devam edeceğim. Her şeye rağmen inadına kahkaha!”

Gerilla..

Gerilla kız..

Ya da gerilla annesi..

Bir de aynı röportajda, muhabirin, “Küçükken güncenize şöyle yazmışsınız:‘Devrimci olup, silahı alacağım, bu haksızlıkları yapanları kurşuna dizeceğim.’ Yaş ilerledikçe haksızlık yapanlarla mücadele yöntemleriniz evrildi mi?”sorusuna, “Aslında kafamda hiçbir şey değişmedi inan bana! Yaşım ve fiziksel durumlardan ötürü onlar biraz hayal oldu. Dağa filan çıkacaktım sözde! Hatta benim babamın beni yurtdışına yollama sebebidir” cevabı verildiği için.

Hali ile medyada tartışma başladı: 

“Füsun Demirel, PKK’lı teröristlere ‘Gerilla’ diyor. Ve PKK’lıları ya da PKK’lı terörist kızların annelerini oynamak istiyor” diye..

“İnadına kahkaha” diyen tiyatrocu, hemen çarketti..

“Bu sözlerindeki ‘Gerilla’ PKK’lılar değildir. Bahsettiğim ve çok etkilendiğim İtalya iç savaşında faşistlere karşı mücadele vermiş, ülkesinin kurtuluşu için savaşmış milis kadınlardır!”

At yalanı, varsa inananı.

Sonra ne oldu?

Tiyatrocunun sosyal medyadaki dünkü mesajından öğreniyoruz:

“3. yılım ve sadece işimi istiyorum... Çalışmak... Herkes gibi. Hiç mi yürekli bir yapımcı yönetmen kalmadı? Yüreğim daha fazlasına dayanamıyor. Bilin istedim. Sadece bir işi bile çok gördüler. Ben iyi değilim!”

“Her şeye rağmen inadına kahkaha!”

Sonra ise..

“Ben iyi değilim.”

Samimi kanaatimi söyleyeyim..

Eğer konu “terör” olmasa idi..

Gencecik insanlarımızın..

Askerlerimizin, polislerimizin canı söz konusu olmasa idi..

Aldatılan Kürt gençlerinin, kendi ülkesinin insanlarına doğrulttuğu silah söz konusu olmasa idi..

Ortada “kan” ile ilgili çok büyük bir oyun olmasa idi..

“Ben iyi değilim” diyen birisinin üzerine gitmek istemezdim...

Ama..

40 bin insanımızın hayatına mal olmuş terörü kutsarcasına, teröristten yana tavır alırcasına..

Eline silah almış insanları, “Gerilla” diye tanıtırsanız..

Bir de..

Onların vurdukları masum insanlar üzerinden değil de.

Silah tutan ve masum insanları öldüren o teröristlerin anneleri üzerinden topluma mesaj vermek isterseniz..

Kısacası, teröristleri masumlaştırmaya çalışırsanız..

Kusura bakmayın..

“İyi olmadığınıza üzüldüm” diyemem!

“Kendiniz etmişsiniz.. Kendiniz bulmuşsunuz..” derim..

Hanımefendinin yeğeni Aslı Aydıntaşbaş, Kandil’e gidip, teröristbaşı Murat Karayılan ile görüşüp, sözümona röportaj yapacak..

Teröristlerin sözcülüğünü yapacak..

Teyzesi hanımefendi de..

Oynadığı rolleri aşıp, bir de terörist annesi oynamak istediğini söyleyecek, bir de “terörist” ifadesi yerine, “gerilla” ifadesini kullanacak..

Sonra da tüm bunları hiç hatırlatmadan..

“Hiç mi yürekli bir yapımcı, bir yönetmen kalmadı?” diye soracak..

Füsun Hanım “Her şeye rağmen inadına kahkaha” diyordu ya..

Ben şimdi onun bu mesajından sonra, aynısını söylemeyeyim..

“İnadına kahkaha” demeyeyim..

Ama hem kendisinin samimiyetini test etmek için..

Hem de kendisine bir çıkış yolu olması için..

Aynı çağrıyı, ben de tekrarlayayım..

“Yok mu bir yapımcı? Yok mu bir yönetmen?”

Devam ediyorum çağrıma:

“Verin şu kadına bir gerilla (Füsun Hanım’a göre gerilla. Bana göre terörist) annesi rolü.. Oynatın şu kadını.. Gerçek hayatta, PKK’ya kaçırılan kızların anneleri nasıl örgüte beddualar ediyorsa.. Füsun Hanım’a da dizi ise dizide, tiyatro ise tiyatroda ettirin o bedduaları.. Dağa kaçan Kürt kızlarının anneleri, nasıl PKK’ya lanetler okuyor ise.. Füsun Hanım’ı oynatın o rolde, lanetler okusun PKK’ya..”

Hem işsiz kalmamış olur, Füsun Hanım..

Hem de..

“İtalya’da faşistlere karşı mücadeleyi kastettim” derken, ne kadar samimi olduğu ortaya çıkar..

Üstelik, gerçek hayat ile de, uyumlu bir rol üstlenmiş olur..

“Ama.. Mama?” diye söze girip..

“Ben o rolü oynayabilir miyim ki acaba? Ben ‘Anne rolü’ demiştim ama, ‘PKK’ya lanet okuyan anne rolü’ dememiştim” diye kıvırtmalara başlarsa Füsun Hanım..

O zaman da..

“Verin bu kadına bir ‘dansöz’ rolü, ömür boyu kıvırtsın dursun” dersem..

Haksız olur muyum?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp