Yine Falaşaların isyanı

Yine Falaşaların isyanı


Yine Falaşaların isyanı

 

 

İsrail’de son günlerde Falaşalardan yani zenci yahudilerden olan Solomon Tekah adında 19 yaşında bir gencin görevli olmayan bir polis tarafından öldürülmesi sebebiyle gösteriler düzenleniyor. Gösterilerde yüz civarında polisin yaralandığı, en az 160 göstericinin de gözaltına alındığı haberlerde dile getirildi. Göstericiler muhtelif şehirlerde ana caddeleri kapatarak trafiğin ciddi şekilde aksamasına neden oldular. Aynı zamanda birçok polis aracı da göstericiler tarafından yakıldı. 

İsrail başbakanı Netanyahu, Falaşa kesimden olan yahudi gencin öldürülmesinden büyük üzüntü duyduğunu dile getirdi ancak göstericilerden de yolları kapatmamalarını istedi. Fakat polisin zenci yahudiyi öldürmesinin tamamen keyfi bir şekilde olduğu olayların gelişmesinden anlaşılıyor. O yüzden Netanyahu’nun üzüntüsünü dile getirmesi ve göstericilere yaptığı çağrılar çok etkili olmadı. 

Çünkü bu olay siyonist işgal yönetiminin ve onun elemanlarının zenci yahudilere yönelik ırkçı politikasının ilk yansıması değil. 1996’da aslen Habeşistan kökenli olan bu yahudilerden alınan kanların imha edildiğinin kamuoyuna yansıması üzerine de büyük olaylar yaşanmıştı. Tepkiler üzerine işgal yönetimi bu yahudilerin Etyopya ve Somali bölgesinden taşındığını, o bölgede de AIDS oranının yüksek olduğunu ve siyahi yahudilerin kanlarının bu yüzden imha edildiğini ileri sürerek kendini temize çıkarmaya çalıştı. İşin gerçeğinde onların kanlarının imha edilmesinin gerçek sebebi onlara yönelik ayrımcı ve ırkçı politikaydı. 

Ancak bu tür olaylar tepkilerin patlamasına ve iyice meydanlara taşmasına neden olan olaylardır. Normalde İsrail işgal rejimi ve beyaz yahudiler zenci yahudilere yani Falaşalara yönelik sürekli ırkçı bir politika izlemektedir ve bu yüzden tepki de her zaman mevcuttur. 

Yahudilik sadece bir din değil aynı zamanda bir ırktır. Dolayısıyla hâlen yürürlükte olan yahudi ilkelerine göre bir kimsenin yahudi olabilmesi için en azından annesinin yahudi soyundan gelmesi gerekir. Yahudilerin annelerinin ve atalarının ise beyaz olduğu dolayısıyla Falaşaların soy olarak yahudi kökenli olmamaları gerektiği söylenmektedir. O yüzden onlara karşı renklerinden dolayı değil yahudi soyuna mensup olmaları konusundaki şüpheden dolayı ırkçı bir politika izlenmektedir. 

Falaşaların soyları hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre bunlar Hz. Süleyman ile Sebe kraliçesi arasındaki evlilikten sonra Sebe kraliçesinin Habeşistan’a giderek yahudi yaptığı kimselerin soyundan gelmektedirler. Falaşaların kökenleri hakkında araştırma yapan Prof. Edward Olendorf’a göre ise bunlar tamamen Habeşistan asıllı Agaw ırkından gelmektedirler. Üçüncü görüşe göre ise Falaşalar yahudi göçmenlerin soyundan gelmektedirler. Yahudiler Habeşistan’a göç ettikten sonra oranın yerlileriyle evlenmiş, dolayısıyla ırkları birbirine karışmıştır.

Bir dönem Filistin’deki intifada yüzünden tersine göç yaşanması üzerine oluşan yahudi nüfus azalmasının telafi edilmesine imkan vermek amacıyla yahudi hahamlar Falaşaların da yahudi kökenli olduğuna fetva vermiş ve onlar işgal altındaki Filistin topraklarına nakledilmişlerdi. Ancak sürekli aşağılandılar. İkinci sınıf muamelesi gördüler. Kendilerine toplumsal açıdan basit işlerde çalışma imkanları tanındı. Az gelir getiren işlerde çalışmak zorunda kalmaları sebebiyle genellikle yahudi toplumun yoksul kesimini oluşturdular.  

İsrail’in onlara yönelik ayrımcı ve ırkçı politikaları, bu politikalar yüzünden çoğunlukla yoksul kalmaları Falaşalar arasında suç oranının artmasına neden oluyor. Bu yüzden de polis tarafından onlara şiddet uygulanıyor. Şiddetin haddini aşması da zaman zaman tepkilere ve kitlesel eylemlere neden oluyor. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp