Yıkım sözleşmesi koronavirüsü hastalıklar çeşitlidir

Yıkım sözleşmesi koronavirüsü hastalıklar çeşitlidir


İnsanlığın sağlığı için her alanda tıbbî tedbirlerin alınması zorunlu.

 

Batı düşüncesinden gelen dalgalar insanları derinden sarsıyor. Bunlar çeşitli hastalıklara neden ve yol açıcı. Zihnî olanı korkunç olanların başında geliyor.

 

Korkuya dayalı vehim bir hastalık. Çıkara, maddeye dayalı paranoya halindeki korkular da bir hastalık. İnsan rızk temininde emeğiyle çabalar elde eder. Bu, insanı huzurlu eder.

 

Gönlünü yabancılıklara kaptıranların, onlara tutku hâlindeki bağlılık ve bağımlılıkları da hastalık. Batı, manevi olarak tükenmiş durumda. Elini insanın emeğiyle, hakkı ve kanıyla yuyuyor. Kirli elli ve ruhlu.

 

Türkiye’nin Batı bağımlılığı yüzyılı aşkın bir süredir köleliğe vardıracak kadar bağımlı hâle getirmiş durumda.

 

Müslümanların temel kurumları var. Aile bunların başında geliyor. Ailenin, ocağın merkezinde anne ve kadın var. Baba evin temel direği ama asıl ruh anneden geliyor. Anne en güvenilir olanı. Geleneksel yapıda genellikle bölgesel özellikler bakımından farklılıklar bulunuyor. Çevre kültürünün etkisidir bu. Genelde anne evdedir, ezilmeyenler onlardır. Erkek ise dışarıda en ağır işlere koşar.

 

Kadınsız ev harabedir. Öksüz çocuklu aileler daha çok dağılırlar. Yetimler onlara göre daha şanslı. Anne evin hem annesi hem babası olabiliyor. Ama babalar genelde hem baba hem anne olamıyorlar.

 

Modernleşme, Batılılaşma ile birlikte materyalizm kemirici bir unsur olarak yuvalara girdiğinden beri aile düzeni bozuldu. Eşler arasındaki dengeler ortadan kalktı.

 

Günümüzde kadın cinayetleri eskiye göre oransal olarak çok daha fazla. Madde tutkusu manevilikten uzaklaştırdı. Batı türü hayatta sadece aile düzenleri bozulmadı bireylerin tutkuları değişti.

 

Alkol, uyuşturucu, madde bağımlılıkları insanların dengesini tam anlamıyla tahrip etti. Bunlara bağlı olarak cinsel hayat en uçlara doğru götürdü. Büyük kentlerdeki cinayetlerin artışlarının geleneksel yapıyla zerre ilgisi yok.

 

Sapkınlıklar insanlık tarihinden beri var ola gelen bir hastalık. Peygamberlerin de bu gibi durumlarda zorluklar yaşadıkları bilinir.

 

Aile yapısını koruma, toplumsal ve katılımcı yaşama sağlıklı oluşun göstergesi. Bireysellikten bencilliğe ve bene geçiş insanlığın tükenimidir. Bu gibi durumlarda aile kurumu dağılıyor. Gününü gün edenler bireysel ve bencil yaşarlar. Bunlar da bunalımlar getirir. İnsanın o anki yaşama düşüncesi belli bir yere kendisini taşır. Sonrasında artık bunalım dönemi başlar. Müzelik insanlar gibi huzur evlerine tıkışırlar, tıkıştırılırlar.

 

Batı’nın temel sorunları var. Milliyetçilik, buna bağlı ırkçılık, alkol ve sapkınlıklar. Bunların üstesinden kolay kolay gelinemiyor. Materyalist anlayış insanı sonuna kadar tüketiyor. Bu anlayışta insanın değeri yoktur. Değersiz kılınan insan üzerinde uçlar, sapkınlıklar olağan.

 

Asıl üzücü olan AB’nin veya Batı’nın dayatmalarıyla çıkarılan yasalar ve yapılan düzenlemeler. İslâm inancına göre haram olan davranışlar Batı yasalarıyla serbest bırakılıyor. Kumar, sömürü, cinsel sapkınlıklar, zina ve tabiî ki faiz. Müslümanların adım adım bunları sırasıyla kanıksaması tamamen değerlerinden uzaklaşmalarına neden oldu.

 

İstanbul Sözleşmesi Batı’nın bir dayatması. Türkiye’yi yönetenlerin, o dönemde parlamentoda bulunanların tamamı bir vebali omuzlarına yüklenmiş bulunuyorlar. Melekler onların bu tutum ve davranışlarını, eylemlerini kayda geçirmiş bulunuyor. Bunlara bağlı olan günahlardan bunları yasalaştıranlar sorumlu. Bu, yukarıdan gelen bir buyrukla nasıl apar topar yasalaştıysa gene bir buyrukla çok kısa sürede kaldırılabilir. Ne yazık ki bağımlı olanların eli o tarafa bir türlü varamıyor. Bu vebalin altından nasıl kalkacaklar, bu sorumluluktan nasıl kurtulacaklar?..

Google+ WhatsApp