“Yeryüzü şiddetle sallandığı zaman…”

“Yeryüzü şiddetle sallandığı zaman…”

Varlığın dengesini elinde tutan Allah (c.c.) insana gönderdiği hayat kitabında üzerinde en çok durduğu konuların başında kıyamet, ahiret, diriliş ve hesap konusu gelir. İnsanın en büyük yanılgısı ilahi uyarıları dikkate almamaktadır. Hakikatler kendisine bildirilmesine rağmen

“Yeryüzü şiddetle sallandığı zaman…”

 

Sallanıyoruz. Sallandıkça sarsılıyoruz. İnsandaki var olan dengenin bozulması maraz, bozulmanın ileri boyutlara ulaşması ise ölümdür. Evrendeki dengenin bozulması âfet, dengenin tamamen altüst olması ise kıyamettir.

Varlığın dengesini elinde tutan Allah (c.c.) insana gönderdiği hayat kitabında üzerinde en çok durduğu konuların başında kıyamet, ahiret, diriliş ve hesap konusu gelir. İnsanın en büyük yanılgısı ilahi uyarıları dikkate almamaktadır. Hakikatler kendisine bildirilmesine rağmen ‘yokmuş gibi’ bir hayat sürmeyi tercih eder. Günlük meşguliyetler, gelecek kaygısı, nefis, heva ve heves, şeytanın saptırmaları da devreye girince, insan artık sanki Allah yokmuş, sanki ölüm yokmuş, sanki kıyamet yokmuş, sanki diriliş ve hesap yokmuş gibi bir hayat sürmeye başlar. Ta ki sağlığının ya da yaşadığı yerin dengesinin bozulup sarsıldığını fark edinceye kadar.

Son yaşanan depremden sonra ekranlara çıkan uzmanlar söz birliği etmişçesine üç şey üzerinde duruyorlar. Depreme hazırlıklı değiliz. Bu sallantılar asıl büyük depremin habercisi. Onun da ne zaman olduğunu bilmiyoruz.

Cahiliye insanını en çok rahatsız eden şey kıyamet ve hesap konusunun sürekli kendilerine hatırlatılmasıydı. Kendilerine gelen her uyarıdan sonra ‘öyle ise ne zaman?’ diye sorarak dikkatleri vakıadan vakte kaydırmaya çalışıyor ve büyük haberin / Nebeü’l Azim’in değerini boşa çıkarmaya çalışıyorlardı. Allah onların ‘ne zaman’ sorularına kısaca ‘yakında’ diye cevap verirken uzun uzun o zelzelenin  ‘nasıl’ olacağını anlatıyordu.

Modern cahiliye ve sekülerizm bir taraftan Allah’ı hayatın dışına çıkarmaya çalışırken, bir taraftan da dünyayı ve insanı kalıcı kılmayı, cenneti dünyada yaşatmayı vaat ediyordu. Kısmen başarılı da oldu. Çünkü insan gerçekle yüzleşmektense hayal satın almayı ve orada yaşamayı sever. Modern bilimin en başarılı olduğu şey de insanın zafiyetlerini keşfedip bu zafiyetleri hayal pazarına çevirmektir. Kapitalizm bu arsız niyetini gizlemeyip motto haline getirdi: Zengin olmak istiyorsan insanlara hayal sat.

Kapitalizmin mesihleri CEO’lar yapay zekâ, klonlama ve dijital devrim çalışmalarını gözümüze sokup ölümsüzlüğe ve dünya cennetine inanmamızı istiyorlar. En süslü ve pahalı hayallerin ömrü hakikatin duvarına çarpıncaya kadardır. Güzel rüyalar uyanınca biter.

Allah gönderdiği hayat kitabı ile ahlâk, iman ve amel üzere sağlam bir nesil inşa edilmesini istiyor. Sağlam binalar, sağlam kurumlar, sağlam devletler ve medeniyetler ancak bu temel üzerinde yetişen sağlam nesiller ile inşa edilebilir.

Gelin görün ki yaşanan son İstanbul depremi bir hakikati daha ortaya çıkardı. Toplumda ve insanların arasında fay hatları ve derin çatlaklar oluşmuş. İnsanları birleştirmesi gereken afetler ayrışmanın ve inatlaşmanın malzemesi olmuş. Asıl felaket bu. Kalpler de yaşanan enkazlar, aramızda oluşan ateşten hendekler ve uçurumlar… Oysa biz bu konuda da uyarılmıştık:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah’ın size olan nimetini anın. Hani siz birbirinize düşmandınız Allah gönüllerinizi birbirine yaklaştırdı da O’nun nimetiyle kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz Allah sizi oradan kurtardı. Doğru yola erişmeniz için Allah size ayetlerini böyle açıklıyor.”[1]

Derdim insanların korkuları ve telaşları üzerinden yapay kıyamet senaryoları üretmek değil. Normalleşmeye katkı sunmak, Kur’an’ın önümüze koyduğu hakikatlere dikkat çekmek istiyorum.

Kur’an’a göre gerçek olan şu: “Yeryüzünde bulunanların hepsi fânidir. Azamet ve kerem sahibi Rabbinin zâtı ise bâkidir.”[2]

Fani olan insana düşen yaşadığı “an”ı iyi değerlendirmektir. Değerlendiremezse zarardadır. “Andolsun zaman’a ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler başka.”[3]

İnsanların da toplumların da eceli bellidir. “Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler.”[4]

İnsan vaktini bilmediği ecel ve kıyamet için güzel işler / salih ameller ile hazırlık yapmalıdır. Çünkü saat yaklaşmaktadır. “O saat gelmektedir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.”[5]  “Vakit yaklaştı ve ay yarıldı.”[6]  “Onlar onu uzak görüyorlar. Biz ise yakın görüyoruz onu.”[7]

O kıyamet zelzelesi gerçekten çok çetindir. “Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet zelzelesi çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”[8]

Kur’an o büyük zelzeleye dikkat çekmek için Zilzâl/Deprem adında bir sure indirmiştir:

“Yeryüzü şiddetle sallandığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman,

İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.

Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.

O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.

Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir.

Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.”[9]

Hayatını ayetlerden öğüt alıp Müslümanca yaşayanlar için, nasıl ve ne şekilde gelirse gelsin ölüm bir son değil, cennete açılan bir kapı olacaktır. Bu hakikate iman etmek bile hayat ve ölüm konusunda insanı olağanüstü rahatlatmaktadır.

Lütfen depremden ders almak deyince aklımıza sadece binalar, toplanma alanları, ilkyardım çantası gelmesin. Artçı sarsıntılar bizi kendimize getirsin.

 

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

 

[1] Ali İmran, 103

[2] Rahman, 26-27

[3] Asr Suresi

[4] Araf Suresi, 34

[5] Hac, 7

[6] Kamer, 1

[7] Mearic, 6-7

[8] Hac, 1-2

[9] Zilzal Suresi

 

 

İsmail Demirbaş/Dünya Bizim

Google+ WhatsApp