Yeni Asgari Ücret Vesilesiyle

Yeni Asgari Ücret Vesilesiyle

Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı/kendini yaşatacak asgari aylık kazanç miktarı, 8 bin lira olarak hesaplanmış. Çocukları saymayalım ‘karı-koca çalışan’ ailenin kazancı, yeni belirlenen asgari ücrete göre 5.650 TL. Aradaki fark nerden karşılanacak?

Hüseyin Alan

Bu ülkeye ‘sosyalist’ yahut ‘şeriatçı’ transfer etmek istense, serbest pazar ekonomisinde bulunabilir mi dersiniz?!

Neden? Bu ikisi ‘özgür-eşit ve adil’ bir toplum taraftarı da ondan. Sosyalist teoriye göre devlet ‘baş belası’, şeri doktrine göre devlet ‘olmasa da olur.’

Sanırım iklim ve coğrafya, arazi ve kültür şartları bu ikisinin sağlıklı üretimine müsait değil!!

Bu da nerden çıktı denecek olursa; ‘Kemalisti-sağcıyı-muhafazakarı-sosyal demokratı’ gördük. Bunlar ya ‘devletten’ yanalar yahut ‘iş-veren’den yana da ondan..

Devleti anladık, onu nasılsa herkes tanıyor: Doğumdan ölüme kadar kayıt altına alan, süreçte ne yaparsan denetleyen, vergi alan, askere çağıran, yöneten, cezalandıran vs.

Bu ‘iş-veren’ de kim o zaman?

Adı üstünde; iş-veriyor. Aç bırakmıyor. Şayet iş vermezse ne olur? ‘İş-arayan’ işsiz kalır.

Bunun kafası bozulur, canı da sıkılırsa ‘iş-verdiklerini’ kapı dışarı eder, iş alan da işsiz ve aç kalır demeye geliyor, öyle ya.

Bu ‘iş-veren’ kimdir, cinsi nedir, nasıl bir mübarek ise, sanki tanrı. ‘Hak’ vermiyor, hisse paylaşmıyor, ‘rızık’ dağıtıyor bu anlayışa göre!..

İst. Ticaret Odası Avrupalı yatırımcıya/para sahibine seslendi: ‘Gelin Türkiye’ye yatırım yapın; burada imalatta bir işçinin saat maliyeti 5.6 $, Almanya’da 47.2 $.’

Anlamaya çalışalım: Kapitalist iktisat biliminde, üretim sürecinde 4 temel unsur var: ‘hammadde/doğa-sermaye-girişimci-emek.’ Burada her birinin payları var: Sırayla ‘rant-faiz-kâr-ücret.’

Gel gör ki maliyet hesabında emeğe en azı hesaplanır yahut baskı altında tutulurken, kâr hesabında emeğe hiç pay yoktur.

Çünkü emek tüketici, enflasyon sebebi, ‘angarya’, yani kârını yatırıma ayıran girişimci değil. Ne verirsen ‘zarar.’..

Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı/kendini yaşatacak asgari aylık kazanç miktarı, 8 bin lira olarak hesaplanmış. Çocukları saymayalım ‘karı-koca çalışan’ ailenin kazancı, yeni belirlenen asgari ücrete göre 5.650 TL. Aradaki fark nerden karşılanacak?

Asgari ücretle çalışan kişi sayısı 7.5 milyon kişiymiş; alt sınıf ve muhafazakar kesimde kadın çalıştırılmaz, 83 milyonun %70’i bu sınıftandır. Bu hesapla, karı koca, iki de çocuk, etti 30 milyon insan bu gelirle geçinecek!…

Sistem bu; serbest piyasa dedikleri de bu: Bu piyasada/sistemde para sahipleri var, emek yoktur, yatırımcı var, uzman emek hesabı yoktur. Dolayısıyla teşvik, muafiyet, tahsis, faizsiz kredi, yatırımcı/para sahibi içindir.

Bedeli kim öder derseniz, orasını piyasaya, serbest pazar ekonomisine/kapitalizme soracaksınız…

Şimdi geriye yaslanıp sakinleşin: ‘Kur’an’da kölelik var mıydı yok muydu; işçinin emeğini alın teri kurumadan ödeyin; hak yemeyin; zekatı verin; faiz yemeyin; aileler parçalanıyor; çocuklar dinden uzaklaşıp deist oluyor’ gibi meseleleri tartışılabiliriz. Atış serbest!

Şimdi anlaşıldı mı dersiniz, ilahiyatçı teologlar, Kur’an’cı ve ehli sünnetçi tarikatlar, niye, ısrarla ‘Adem’i, çocuklarını, cin ve melekleri, İsa’nın babasız doğumunu, Nuh’un tufanını, Musa’nın Kızıldeniz’i geçişini, vahyin nasıllığını, Kur’an’ın Muhammed’in sözü olup olmadığını, keramet ehillerini, şeyhi, Kutbu aktabı, mehdiyi, İsa’nın ne zaman geleceğini…’ meselelerini gündem edip durduklarını?..

Ne piyasaymış bre, ilah mübarek! Tevekkeli kapitalist iktisatta ‘bir gizli el’ var, o, piyasayı düzene sokuyor, kaosa izin vermiyor!

İktibas Dergisi

Google+ WhatsApp