Yeni adli yılda yargıdan beklentiler!

Yeni adli yılda yargıdan beklentiler!


Yeni adli yılda yargıdan beklentiler!

 

 

Bir adli yıl daha, bugün başlıyor..

Bakmayın siz, şu baronun, bu baronun Yargıtay’daki açılışı boykot etmelerine..

Açılıştaki boykot, cumhurbaşkanını protesto için.

Yoksa..

Baro başkanları da, solak avukatlar da.. Yüksek yargıda el üstünde tutuluyorlar..

El üstünde tutulmasalar, hangi baro başkanı, “Yargıtay’ın tertiplediği bir açılış töreni”ne katılmayacaklarını, rest çekerek açıklayabilir ki?

El üstünde tutulmasalardı, yapacakları boykotun cevabını da, en sert şekilde alırlardı..

“Başkanlığınızın, Yargı Tarihi içinde nasıl anılacağı, tam da bu dönemlerde vereceğiniz kararlarla tayin edilecektir” terbiyesizliğini yapan baro başkanı ve yöneticileri hakkında, hadlerini bildiren bir suç duyurusu yapılırdı..

Barolar; Kocaeli’sinden tutun, İstanbul’undan, İzmir’ine, Ankara’sına kadar hepsi, “Biz savunmayı temsil ediyoruz. Biz özgürlüğü, düşünce hürriyetini temsil ediyoruz” dedikleri halde.. Akit gazetesi, akit tv hakkında suç duyurusu üzerine suç duyurusunda bulunurken..

Kimi zaman Mustafa Kemal’e hakaret edildiği bahanesi ile.. Kimi zaman “nefret söyleminde bulunuyorlar” diyerek savcılığın kapısını aşındırırlarken..

Yargıtay da..

Kendilerine yönelik olarak..

“Tarihte nasıl anılacağımız hakkında karar vermek sizin haddiniz değildir”içerikli bir dilekçe ile..

Haydi suç duyurusundan da vazgeçeyim..

Bir “had bildirme” açıklaması yapabilirlerdi..

“Kabul etmiyoruz”“red ediyoruz” türünden açıklamaların çok ötesinde..

Boykot çağrısı ile ilgili basın bildirisinde bile.

“Yargının kurucu unsurlarından biri olan savunma mesleğine duyulan saygı ve gösterilen önem” şirinlikleri yerine.. 

“Siz bize boykot uyguluyorsanız, bugünden itibaren biz de size boykot uyguluyoruz” diyebilmeliydiler..

“Boykot” derken..

Yargıtay’dan barolara, baro başkanlarına bir haksızlık, bir adaletsizlik yapılması önerisinde bulunmuyorum..

Ama, Yargıtay üyelerine, barolarda avukatları bilgilendirmek üzere verilen konferanslar, yapılan etkinlikler, “boykota cevaben” iptal edilebilirdi..

“Siz bizi tarafsız bulmuyorsanız, zaten bizim üyelerimizin verecekleri konferanslara ihtiyacınız yok demektir” denilebilmeli idi..

Baro başkanlıklarına verilen içtihad desteği kesilip, “Bir zahmet Yargıtay’ın resmi sitesinden yararlanmayı deneyin” denilebilirdi..

Haydi diyelim ki, Yargıtay’dakiler, “yanlış yapana biz de yanlışla mı cevap verelim” hassasiyetini gözetiyorlar..

O zaman. Hiç mi olmasın, yapılan eleştirilerin ne kadar militanca, ne kadar pespaye, ne kadar ahlaksızca olduğunu halka aktaramazlar mıydı?

“Külliye’deki açılış töreni, tarafsızlığı zedeliyor ise, sizin oturduğunuz baro başkanlığı koltukları tarafsızlığınızı zedelemiyor mu?” denilerek, oynanan maskeli balo, kamuoyunda net şekilde deşifre edilemez miydi?

Öyle ya..

Baro başkanlıkları, kendi ceplerinden harcadıkları paralarla mı baro binalarını inşa ediyorlar, tefriş ediyorlar?..

O paralar, sizin-bizim vergilerimizden karşılanmıyor mu?

O binalara harcanan paraların kontrolü de, aslında yürütmede değil mi?

Baroların azılı düşmanlık yaptığı Tayyip Erdoğan istese, baroların en büyük mali kaynağı olan baro pulu uygulaması bir çırpıda kesilip, muhataplar cıscıplak ortada bırakılamaz mı?

Ki, baro pulu uygulamasının en sert şekilde uygulanması, bedelinin yüksek tutularak barolara para kazandırılması da, zaten AK Parti döneminde gerçekleşti..

Daha net söyleyeyim..

Uygulamadaki değişik yorumların çözümü, şimdi suçlanan Yargıtay tarafından barolar lehine çözüme kavuşturuldu..

Ne güzel hatırlatılmış, atasözümüzde: “Besle kargayı, oysun gözünü..”

Yargıtay, bu açıklamaları niye yapmaz?

Üç tane militan baro başkanına, meydanı niye bırakır?

“Siz bize ‘yürütmenin emri altındaki yargı’ mı demiştiniz? Buyrun size, bu iftiranın hakkını veren bir karar” deyip..

“Vekaletnamelere baro pulu yapıştırılmasa da, geçerlidir. Barolar arzu ederlerse, o vekaletnameler için yapıştırılmayan baro pulu ücretlerini ilgililerinden tahsil edebilir” içtihadında bulunursunuz..

Sadece bu karar ile birlikte..

Sonrasında alın kahvelerinizi..

Kurulun koltuklarınıza..

Seyredin gümbürtüyü..

Külliye’deki adli yıl açılış törenine, koşa koşa..

Kapının önünde 30 tane selfi çekip, sosyal medya hesaplarında yayınlayarak..

“Aman, bir yanlış anlaşılma olmasın” diyerek..

Bir müfteri, ‘Şu baro başkanı açılışa gelmedi’ derse..

Gösterebilmek için, bakın nasıl ilan-ı aşk ile külliyede boy gösteriyorlar..

Külliye’nin kapısında, bakın nasıl yüzlerce fotoğraf çektiriyorlar..

Değil kendileri..

Çoluk çocuk, hatta kundaktaki bebeleri ile nasıl geliyorlar külliyeye, görün..

Baro başkanları, Yargıtay’ı boykot edecekmiş!

Haydi ordan, şımarık zengin çocukları..

Baba parasını yiyorsanız.

Bu örnekte; siyasi iktidarın sayesinde, barolar olarak cebinizi dolduruyorsanız..

Siyasi iktidarın karar merciindekiler de..

Ellerindeki gücün farkında değillerse.

Bunlar da böyle, şımarırlar da şımarırlar..

İşin içindeki Yargıtay, yapılan tehditlere, karalamalara sessiz kalırsa..

Bu hukuk militanları da, rest üzerine rest çekerler..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp