Yeni 28 Şubat’lara hazır mıyız?

Yeni 28 Şubat’lara hazır mıyız?


Yenilerinin olma ihtimali bulunmasa..

Diyebilirsiniz ki, “28 Şubat’ta ne olmuşsa olmuş.. Bize ne? 23 yıl öncesini niye hatırlatıyorsunuz? Niye eskileri eşeliyorsunuz?”

28 Şubat’ta olanları bileceğiz ki..

Yeni 28 Şubat’ları önleyebilelim..

Ne olmuştu 28 Şubat’ta?

“Biz samimi dindar halkımıza karşı değiliz.. Ama, devletin kanunları var.. Laikliğin gerekleri var.. Devletin değiştirilemez ilkeleri var.. Bunlara hepimiz uymak zorundayız..”

Böyle diyorlardı ama..

Bakıyordunuz..

Kendi halinde samimi dindar insanların tepesine tepesine vuruluyor..

Başındaki örtü sebebi ile kızlar üniversite kapılarından geri çevriliyor..

“Hani siz samimi dindarlara karşı değildiniz” diye sorunca..

“Ama onlar dışardan para desteği alıyorlar. Onlar cumhuriyet düşmanı” deniliyordu..

At iftirayı.. Boşver gerisini..

Ben peruk önerisinde bulunmam ama..

Bazı çaresiz öğrenciler..

Perukla eğitimlerini sürdürmek istemişlerdi.. 

Başlarını örtüyorlar. Üstüne bir peruk takıyorlar.. 

Başı açık kızlar gibi, fakülteye devam etmek istiyorlar..

Müsaade ediyorlar mıydı?

Hayır..

Peruğun altına bile bakıyordu, alçaklar..

Peruğun altındaki başörtüyü bile, fakülteye devama engel olarak tanımlıyorlardı..

Soruyorduk:

“Be mübarekler.. Başörtülüyü almıyorsunuz.. Anlamadık ama, ‘anladık’ diyelim.. Başörtü üzerine peruk takandan ne istiyorsunuz!”

Cevap mı?

Ne cevap verdiklerini, bana sormayın..

Şimdi her yeri saran..

Bizim mahallenin dindarlarının da, birlikte iş tuttukları..

“28 şubat bu kadar kötü değildi” diye sabah akşam bizim dindarların bile güzellemelerde bulundukları CHP’lilere sorun..

Bugün de “CHP tarihi ile övünç duyan” CHP’lilerden, onlarla iş tutan dindarlardan bir cevap beklerken..

Üniversite kapısına gelen, peruk takmış kız öğrenciyi bile kapıdan içeri almayacak kadar zalimleşen 28 Şubat’çılarla o yıllarda birlikte hareket eden bizim mahallemizin dindarlarını hatırlatalım..

Mesela Yaşar Nuri Öztürk..

“Yaşar Nuri Öztürk” deyip geçmeyin.

“Bizim mahalleden nasıl sayabilirsiniz” demeyin..

Hafızdı..

Kur’an-ı Kerim’i açtığında, size Türkçesini verebilecek bir bilgisi vardı..

Yıllarca ilahiyat fakültesinde öğretim üyeliği yaptı..

Dört dörtlük, sizin bizim gibi dindar bir insandı..

Sizin hatırladığınız son yılları.. Küçücük bir savrulmanın, sonunda insanları nereye attığının delili..

İşte o Yaşar Nuri’nin, henüz daha bizim mahallenin dışında hissedilmediği yıllarda,  imam hatip ortaokullarının kapatılması ile ilgili bana verdiği bir cevabı unutamıyorum: “Kesintisiz eğitim ile birlikte.. İmam hatip liselerinin de ağırlıkla mesleki derslere yönelmesi sayesinde.. İmam hatipler daha kaliteli öğrenci yetiştirecek.. Şu an ben İlahiyat fakültesindeki öğrencimle iki cümle Arapça konuşamıyorum. Yeni sistemle birlikte, İmam hatipler kaliteli öğrenci yetiştirecek.”

Ne oldu, o süreçte?

İmam hatiplerde, Arapça öğrenmiş öğrenciler mi yetişti?

Yoo..

O söylem ne idi?

Zalimliğin, bizim mahalledekiler eli ile, bizi aldatma sosu idi..

O Yaşar Nuri Öztürk, CHP’den milletvekili bile oldu..

Sonrasında söylediklerini hiç hatırlatmayayım..

Bugün CHP ile iş tutan, bizim mahallenin dindarlarına uyarımız olsun..

Bugün Yaşar Nuri Öztürk’e, “Kesintisiz eğitime verdiğin destek yüzünden, bu ülkenin 15 yıllık nesli kaybedildi” diyebiliyor muyuz?

Ondan hesap sorabiliyor muyuz?

Soramıyoruz..

“Öldü gitti, ne hesabı soracaksın” diyebilirsiniz..

Aynı kafanın ürünü, Zekeriya Beyaz yaşıyor..

Sabahtan akşama kadar, kartel televizyonlarının ekranlarından 28 Şubat’çılara methiyeler düzen Zekeriya Beyaz’a, kaybedilmiş 15 senenin hesabını sorabiliyor muyuz?

“Zekeriya Beyaz mı, o da kim” diyorsunuz, değil mi?

Bugün 28 Şubat’ın zalimlerini savunanların şu ekranından bu ekranına koşan, bizim mahallenin tüm figürleri için de, yarın aynı şekilde isimleri anıldığında, “O da kim” diye sorulacak..

Kullanılacaklar..

Ve atılacaklar..

Yazın bir kenara..

Nerden girdim bu konuya?

28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı dün ölmüş..

Çevik Bir’lerin, Güven Erkaya’ların yanında.. Karadayı paşayı eleştirmek gereksiz olabilir..

Ama..

Sorumluluğu olmadığını söylemek de mümkün değil..

O ki, hakkında yargılama yapılırken, “Ben BÇG’nin ne olduğunu bilmiyorum” bile diyebilmişti..

Emin olun, bugünlerde ekranlara çıkıp, “28 Şubat’ta biz bunları yaşamıyorduk” diyenler de..

Allah korusun, yeni bir 28 Şubat yaşandığında..

“Biz öyle bir şey mi söylemişiz? Hatırlamıyoruz” diyeceklerdir..

Kimsenin sıfatına, oturduğu makamlara aldanmayın..

Çevresindeki dindar insanlara aldanmayın..

Onlara yağcılık yapan, onlara alkış tutan.. Onları el üstünde tutan 28 Şubat’çılara bakın..

Notlarını verin..

28 Şubat’ta demokrasiye balans ayarı yaptığını söyleyen Çevik Bir de vardı..

MGK toplantısından çıktıktan sonra, “Erbakan boncuk boncuk terledi” haberlerini yaptıran Güven Erkaya da vardı..

Bunlara sessiz kalarak destek veren İsmail Hakkı Karadayı da vardı..

Yaşar Nuri Öztürk gibi, ilahiyat profesörleri de vardı..

Şimdi planlanmakta olan yeni 28 Şubat’lar için de..

Aralarında 28 Şubat’taki o zalimliğin mağduru olan insanların bile bulunduğu..

Birçok kişi, birlikte çalışıyorlar..

Erbakan’a “Canım o kadar da hata yapılmazdı” diye eleştiri getirenler..

Bugün de başka gerekçelerle, Erdoğan’a eleştiri getiriyorlar..

Yeni 28 Şubat’ın kaldırım taşlarını döşüyorlar..

Allah fırsat vermesin..

Allah, oyunlarını başlarına çevirsin..

Allah, zalimlerle iş tutanları ıslah etsin..

Amin..

Google+ WhatsApp