Yazıklar olsun, teröriste “Hukuk” diyerek destek çıkan subay eskilerine!

Yazıklar olsun, teröriste “Hukuk” diyerek destek çıkan subay eskilerine!


Samimi olarak söylemem gerekirse..

Akit’e saygısız ifadeleri sebebi ile, AK Parti medya sorumlusu Cemil Ayvalı hakkındaki kanaatim pek olumlu değildir..

Karşı mahalleye şirinlik yapmayı maharet sanan bu isimler sebebi ile, kan kusup, “Kızılcık şerbeti içmiştik, kırmızılık ondandır” dediğimiz çok olmuştur..

Eziklik kompleksi ile, Akit’i mahalle dışında göstermeye çalışan, karşı mahalleye şirinlikler yapan bu tür AK Partililer, süreç içinde yaşananlarla tescillenmiştir ki, ne yaparlarsa yapsınlar, karşı mahalleden kabul görmezler..

AK Parti Medya Başkan Yardımcısı Cemil Ayvalı’nın AK Parti’deki görevinden istifası da; tesellim odur ki, bizim elimizden değil, şirinlik yapmaya çalıştığı karşı mahallenin eli ile oldu..

Ne olmuş da, Cemil Ayvalı istifa etmek zorunda kalmış?

12 Eylül darbesi sırasında harp okulu öğrencisi olan..

Ve o darbe girişimi yapıldığı an itibari ile, “Ben işte buna dayanamam.. Ben darbelere karşıyım” diyememiş..

İstifasını basamamış..

28 Şubat darbesi sırasında ise, askeri hakimlik-savcılık vazifesini gururla sürdürürken, meşru hükümeti devirmeye kalkışan darbecilere “Hooop arkadaş. Hukuk var, anayasa var, kanun var.. Siz, halk tarafından seçilmiş bir siyasi partinin, TBMM’de güvenoyu alarak kurduğu koalisyon hükümetini nasıl devirmeye kalkışırsınız” dememiş, diyememiş..

Aslında “Diyememiş” yanlış oldu.

Zaten kendisi de Refah Partisi karşıtı olduğu için, “Oh oh” diye ellerini ovuşturarak seyretmiş..

AK Parti iktidara geldiğinde, Balyoz darbe planları yapıldığında, yine “Oh oh” diye sevinçle karşılamış..

“Ben darbecilerin bulunduğu bir TSK’da görev yapamam” diyerek, istifasını basmamış..

2005 yılında, avukatlık yapmak üzere askeriyeden emekli olduktan sonra da..

Askeriyedeki darbecilerle işbirliğini sürdürmüş..

28 Şubat darbecileri yargılanırken, onlardan bazılarının avukatlığını üstlenmiş.

Balyoz darbe sanıklarından bazılarının avukatlığını üstlenmiş..

Bu utançların altında ezilerek, bir televizyon kanalı kendisini davet etmiş olsa da, “Ben hangi yüzle ekrana çıkabilirim ki? Benim geçmişim, darbecilikle dolu.. Darbe olmuş, sırtımdaki üniformayı çıkartamamışım.. Darbecilerin emrinde çalışmışım.. Askeriyeden ayrılmışım, darbeciler yargılanacak olmuş, koşa koşa onların avukatlığını yapmışım.. Kusura bakmayın.. Benim halkın huzuruna çıkıp, konuşacak iki kelimem yok” demesi gereken Salim Şen isimli kişi..

Ak Parti’nin genç medya sorumlusunu kaypak cevapları ile sinirlendirmiş..

O da..

“Var mı diyeceğiniz? Siz uyanıksınız da, biz aptal mıyız? Siz darbelere destek vereceksiniz.. Siz milletin seçtiklerini devirmek için, darbe planları yapacaksınız.. Muhtıralar vereceksiniz.. Hatta kapatma davaları açacaksınız.. Açtıracaksınız.. Bizim de ellerimiz armut mu toplayacak..” mealinde bir giriş sonrasında..

2012’lere kadarki süreci değerlendirirken..

“FETÖ ile AK Parti bürokraside kol kola girdiyse bunu da farklı darbecileri tasfiye etmek için yaptı” sözlerini sarfetmiş..

Darbeci Salim Şen, bu sözü yakalar da, derin merkezleri ayağa kaldırmaz mı?

Kaldırmış..

Sonunda Cemil Ayvalı da, bu sözleri sarfetmesinin üzerinden 24 saat geçmeden, istifa etmek zorunda kalmış..

Salim Şen mi?

Onun bir yerden istifa etmesine gerek yok..

O avukatlığına devam ediyor.

Yeri geliyor, Balyoz darbecilerini savunuyor.

Yeri geliyor, cübbeyi giyip, 28 Şubat darbecilerini savunuyor..

Yeri geliyor, cübbesiz olarak, PKK’lılarla kol kola giren HDP’lileri savunuyor..

Aynı programda.. Soruluyor kendisine..

“HDP’li iki milletvekilinin TBMM üyeliğinin düşürülmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Bekliyorsunuz ki..

“Ben 18 yaşında TSK’ya girdim. Binlerce şehit veren TSK’nın 20 yıldan fazla süre şanlı üniformasını giydim. Bu milletin vergileri ile alınan atletini giydim.. Yemeğini yedim.. Lojmanında kaldım.. Gariban annelerin bize emanet ettikleri 20 yaşındaki gencecik delikanlıları eğittik. Ama onların binlercesini, PKK’lı hain teröristlerin kurşunları ile, toprağa vermek zorunda kaldık. Beraber çalıştığım subay arkadaşlarımdan birçoğunu, bu hain örgütün kurşunları ile toprağa verdik. Bu hain örgütün, binlerce güvenlik görevlimizin kanına giren bu kalleş örgütün.. Kundaktaki bebeklerin katili olan, öğretmenlerimizin, güneydoğuya hizmet götürmek için çalışan işçilerin kanına giren bu Amerikan uşağı örgütün uzantısı olan bir partinin milletvekilinin TBMM üyeliğinin düşürülmesini bana sormayın.. Lütfen.. Ben acımı her an taptaze içimde yaşıyorum.. Ellerini kınalayarak askere yolladıkları çocuklarının cenazelerini alan annelerini hatırına.. Bana sormayın bu soruyu.. Kime sorarsanız sorun.. Ama TSK’da 20 yıldan fazla süre ile görev yapan benim gibi bir insana sormayın..  Bana Eren Bülbül’ün katilinin cenazesine giden bir milletvekilinin hukuki durumunu sormayın. Hukukunuz batsın.. Anayasanız batsın.. 15 yaşındaki genci öldürenler için, öldürenlerin cenazesine katılanlar için, benim ne dememi istiyorsunuz? Ne milletvekilliği? Bunların bu ülkenin havasını teneffüs etmelerine bile dayanamıyorum..” cümleleri ile, çağlayan olsun, haykırsın..

Nerdeee?

“Bildiğim kadarı ile, o iki HDP’linin eylemleri, Eren Bülbül’ün öldürülmesinden sorumlu tutulan kişinin cenazesine katılma ile ilgili değil, KCK soruşturmaları ile ilgili” diye söze girip..

Kem ediyor.. Küm ediyor..

“Guk” diyor.. “Gak” diyor..

“Hukuk” diyor.. “Guguk” diyor..

“Ama” diyor.. “Mama” diyor..

“Canım HDP PKK’nın uzantısı bir parti ise, AK Parti ve MHP grupları müracaat etsin, kapatma davası açılsın” diyerek..

Bir yandan “HDP’nin kapatılmasına yönelik girişimi yapmıyorlar” diye AK Parti ve MHP’yi suçlarken..

Diğer taraftan da..

Riyakarca, vicdansızca, yargının verdiği mahkumiyet kararına rağmen, HDP’li milletvekillerinin, CHP’li milletvekilinin TBMM üyeliğinin düşürülmesine, hukuktan itiraz gerekçeleri getiriyor..

Yazıklar olsun size..

Binlerce defa yazıklar olsun..

Cemil Ayvalı kardeşime de..

“Kardeşim” diyorum..

Akit’e yönelik o ettiği  saygısız sözlere rağmen.. Bu darbecilere karşı durduğu için “Kardeşim” diyorum.. 

“Bundan sonrası için bari, karşı mahalleye şirinlik yapma” diyorum!

Bizden zarar gelmez ama, o şirinlik yaptıkların, böyle çiğ çiğ yerler adamı!

Google+ WhatsApp