Bu Yazıyı Sakın Okumayın.
Bir havuza kirli su pompalayıp, sonrada sürekli temizlemeye çalışmaktan farklı değil halimiz. Havuza gelen suyu kirleten nedeni ortadan kaldırsanız, bunca sıkın- tıya ve bunca maliyete gerek kalmayacak.
Gerçek şu ki nedene değil neticeye bakı-
08/01/2018


Bu Yazıyı Sakın Okumayın.



 




Bir havuza kirli su pompalayıp, sonrada sürekli temizlemeye çalışmaktan farklı değil halimiz. Havuza gelen suyu kirleten nedeni ortadan kaldırsanız, bunca sıkıntıya ve bunca maliyete gerek kalmayacak.



Gerçek şu ki nedene değil neticeye bakıyoruz. Kimse ‘neden bu haldeyi/m/z’ diye sormuyor. ‘Allah’tan geldi’ deyip geçiştiriyor, gerçeklerin üstünü örtüyoruz.



Bunu FETÖ meselesinde de yaptık, iktisadi meselelerde de yapıyoruz, sağlıkta da…



Bir seküler din olan materyalist bilim düzenin de nedenlerle ilgilenmek caiz görülmez. İlgilenirseniz gerçeği görürsünüz ve oyun/büyü/hipnoz bozulur.



Amaç bütün insanlığı hasta etmek, uyutmak ve bilim dininin meşruiyet zeminini güçlendirmek. Daha öz ifadeyle 2-3 asırlık şeytanî düzenin devamını sağlamak.



Ağır metallerle bezenmiş, bakteri veya virüslerin genetik yapısına müdahale ederek sözde aşı üretirler. Yapmakla kalmazlar ilahlık taslarlar. Hastalıklar bir bir ortadan kalkmışmış… Aşı yapılmasaymış herkes ölürmüşmüş…



Gelin aynı gelir ve hayat düzeylerine sahip 100 gönüllü aileni çocuğa aşı yapmayıp, 100 istekli ailenin çocuğuna da aşı yapalım. Taraftar ve karşıtlar olarak çok değil bir iki yıl izleyelim. Hangi çocuk daha sıhhatli, hangi daha çok hastalanıyor, hangi aile daha rahat, hangi aile daha huzursuz görelim.



Foyaları ortaya çıkacağı için buna yanaşmazlar.



AŞI, BEYİN ÖLÜMÜ, ORGAN NAKLI VE İLAÇ



Küresel şeytanların çocuk yüzlü taşeronu Bill Gates adlı LSD bağımlısı, agnostist inancı mensubu Amerikalı, yeni hastalık pazarlıyor.



İnsanları korkutuyor ki, sözde aşı satabilsinler, sözde ilaç pazarlayabilsinler.



Peşinen belirtelim aşı veya ilaç satmaktaki ana gayeleri para kazanmak değil. Para da kazanacaklar ama asıl gaye bizleri köhne düzenin kölesi yapma veya sürdürme…



Aşı dayatması, beyin ölümü dalaveresi, organ nakli sömürüsü ve ilaç kobayı yapılmamızın ana nedeni bu.



Bunlara itiraz ettiğinizde sinirleniyorlar. Gericilikle suçluyorlar. Mukaddeslerine, mabetlerine, ilahlarına saldırılmış birine yahut kırmızı görmüş boğaya dönüyorlar. Sahte tanrılarına reddedişimize bile tahammül edemiyorlar.



GELECEĞİMİZE DOĞRULTULAN SİLAHLAR



Aşıyı ilk geliştiren Osmanlı ama aşı bugün kelimenin tam anlamıyla insanlığa doğrultulmuş bir silah…



Beyin ölümü Rockefeller’e ait Harvard üniversitesinin ruhu sayan, maddeperestlerin tanımladığı ve 50 yıldırı bir arpa boyu yol alınamayan cinayet makinesi… Bir başka deyişle de (manşetimizde de göreceğiz üzere) zenginlere yedek parçaya çevrilen fakirler…



Organ nakli hayat kurtarma yalanın sürekli besleyen soygun sistemini…



323 milyon nüfusu ve 800 milyar dolarlık sağlık harcaması ile uyutulan Amerikalı, yıllık bir milyar doktor müracaatı ile soyulan Türkiye…



1,3 milyar nüfusu veya 20 milyar doları bulmayan ilaç harcaması ile ilaç dalaveresini ispat eden ülke Hindistan…



Bakmakla görmek farklı şeyler… Bakanımız çok ama görenimiz yok. Aynı torna tezgâhının ürünü olan diplomalıların görmesini beklememek gerek, zira bu düzenden beslenen onlar. Peki, düzeni besleyen bütün bir millete ne demeli?



Örnek mi istersiniz buyurun!



Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, sadece medikal firmalara olan 250 milyon(yani 250 trilyon ya da 70 milyon dolar) liralık borç nedeniyle faaliyetlerini durdurmak üzereymiş.



İlk yüz nakli, ilk kol nakli gibi sadece ölüden asla alınmayan sadece diriden alınabilen organları nakletmekle meşhur hastanemiz. Bu hastanede olup bitenlerle ilgili içeride kaydedildiği söylenen ve personelin gönderdiği ses kaydı…



Şov dönemi bitmiş olmalı ki, hastanenin başhekimi Hürriyet’e konuşmuş…



Bir nevi iflas ettiklerini itiraf etmiş ve eklemiş “Borcumuzdan dolayı 1 liralık malı 4 liraya alıyoruz. KOBİ’lere ayakta dursunlar diye kredi veriliyor. O parayı bize versinler biz de firmalara dağıtalım. Hem onların işi görülsün, hem de biz borçtan kurtulalım.”



Bu kadarına pes doğrusu! Teklife bakar mısınız? Kimseden tepki bile almıyor bu yüzsüzlük… Olacak şey değil.



Adama sorarlar bu kadar parayı ne yaptınız, bu para ile hangi keşif yaptınız, hangi insanı yetiştirdiniz, hangi söküğümüzü diktiniz diye…  Ama bizim ülkemizde kimse sormaz. Sorulmayacağını bildikleri için aynı delikten binlerce kez geçer ve sokuluruz biz.



“Organ nakli yaptık” diyeceklerdir. O halde sonuç elde var sıfır.



Yani şöhret için harcanan milli servetler. Heba edilen kaynaklar, medyatik çabalar ve iflas…



Yine de sormak lazım bunlara…



Kalp krizleri, kanser, engelli doğumlar, alerjiler, diyabet neden arttı? Her yıl en az 1 milyar resmi doktor müracaatı var? Hani doktorsunuz ya, hani hastaneydiniz ya, bu felakete yönelik çözümünüz nedir?



Cevabı siz duydunuz mu, biz duyamadık da!



Bunca gelişmişliğe, bunca çalışana, bunca imkân ve kaynağa rağmen neden sizden birileri batılıların yaptığının, satın alıcı ve kullanıcısı olmanın ötesinde bir şey yapmıyor? 1 liralık şeyi 4 liraya almaktan öte bir şey gelmiyor bunların elinden?



Cevap verebilirler mi? Tıp camiasından kimse cevap veremez. İstatistik değeri bile olmayan küçük istisnalar hariç, batıya çıraklık ve kalfalık yapan bir camia. Muhtevasını asla bilmedikleri batının sözde ilaçları kortizon, antibiyotik, ağrı kesici yazmayı, batı mühendisliğinin aletleri ile gerekli gereksiz kesip biçmeyi tıp sanan bir camia.



Bu eleştirilere kulaklarının tıkalı olduğunu biliyoruz. Söyleyecek her söz için küçümseyici dudak büküşlerinden de haberdarız. Olsun biz yeni ölmeyen insanları anestezi ile nasıl ölü gösterdiklerini itirafından, Osmanlı döneminde kitaplara yansıyan beyin ölümünün ölüm olmadığını gösteren metinlere dek pek çok gerçeği müteakip yazımızda bir kez daha kayda geçelim belki, gören birkaç vicdan sahibi çıkar.



 



 



Can Kemal Özer/Yeni Söz