Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* Evlât Katili bir babanın itirafları 1 ve 2 * Allah bilir, biz bilmeyiz / 2 * FET֒cüler darbeyi başarsaydı da! * Gayri Müslim satıcıdan Kurbanlık hayvan satın alınır mı? * “Savaş ve Sorunlara Yol Açan İran'ın Öldürücü Arzularıdır” * İdlibli Öğretmenin Hayali * Avrupa hizmetçi istiyor, şahsiyetli bir ortak değil! * Maduro telekonferansla dünyaya seslendi * ‘Bu durum başka bir hal alacak’... * Trump asıl oyuncu değil, sadece satrançtaki bir taş!

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 59811
Toplam 381749074
En Fazla 606285
Ortalama 151970
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0
.: Yazarlar :.

 
Kur’an’a Tarihselci yaklaşımın arka planı
13/04/2017 - 00:28

Yakup Döğer

Kur’an’a Tarihselci yaklaşımın arka planı

 

 
Son dönemde popülaritesi artmaya başlayan Kur’an’ı anlamadaki tarihselci metot, savunmacılarına da bir bakıma kendilerini gündemde tutmaya vesile bir işlevde görmekte. Usulün dışında farklı bir şey söyleme sevdası, ilk dile getirenleri medyatik yaparken, diğer yanda da muhataplar bulmakta zorlanmadı. Dinin konuşulduğu medyatik platformlarda, fikir teorisyenliğinin ötesine geçilemediği gibi, güne dair çözümlerde üretilmek istenmedi. Hayatın yaşanan yüzüne dair pratiklerin neler olabileceğine ait zaruretlere neredeyse hiç değinilmediği gibi, dinin bu dünyada bir işe yarayabileceğine dair tespitlerde de bulunmakta sürekli kaçınıldı.

Bu gün Kur’an’ı anlamadaki tarihselci metodun savunucularının öyle sanıyorum ki en zor cevaplayabilecekleri sorulardan birisi, böyle bir düşünceye neden gerek duyduklarıdır. Tarilselci düşüncenin Batı dünyasında bir karşılığının olduğu gerçektir. Bu Batı zihninde anlaşılabilir bir şeydir. Tıpkı demokrasinin, laikliğin, seküler düşüncenin, dinin devletten ve hayattan soyutlanmasının, akılcılığın inşa ettiği modernizmin anlaşılabileceği gibi. Çünkü bütün bu düşünceler Batı dünyasının kendi içerisinde yaşadığı sosyolojik ve tarihi gerçekler neticesinde ortaya çıkmıştır.

Tarihselci görüşün ilk çıkış noktası olarak Batı dünyasında tahrif edilmiş İncil’e karşı başlatıldığını bugünün tarihselcileri de olmak üzere bilmeyen yoktur. Akademik anlamda Batı ile Doğu arasında ilişkinin, daha anlaşılır ifadeyle Batı’nın Doğu üzerindeki ciddi tahrifleri 18. Yüzyılda başlamış ve 19. Yüzyıl ile zirve yapmıştır. Kurumsallaşmış olarak varlığını gösteren oryantalist çalışmalar, özellikle İslam ve Kur’an üzerinde yoğunlaşmış, birçok Batılı felsefeci Kur’an’ı kendi dillerine tercümeler yaparak aydınlanma düşüncesinin akılcı yaklaşımıyla yorumlamaya gitmiştir.

Oryantalist çalışmaların temelinde İslami kaynakların güvenilir olmadığını ortaya koyma çabası yatmaktadır. Batılı oryantalistlerin Kur'an üzerine yaptığı çalışmalar genel olarak üç başlıkta toplanabilir. Bunlar: 1) Kur’an metni üzerinde çalışmalar, 2)Tefsir tarihine ilişkin çalışmalar, 3) Müslümanların hayatında ve İslam düşüncesinde Kur’an’ın rolüne dair çalışmalar. Erken dönem İslâm kaynaklarının orijinal olduğuna inanmama eğilimi Mustafa İslamoğlu’nun “İslam Tefsir Ekolleri” adlı kitabını Türkçeye çevirdiği Ignaz Goldziher’in (1850-1921) hadis üzerine yaptığı çalışmalar ile resmen başlamıştır. Goldziher, İslâm tarihi için hadislerin kaynak olamayacağını açıkça ifade etmiştir. Ona göre isnadı uydurma birçok hadisin siyasî ve mezhebi amaçlarla kullanılmış olmasından dolayı hadisler erken dönem İslâm Tarihi için orijinal tanıklar olamaz.(1) Mustafa İslamoğlu Goldziher için, “Ben Goldziher'in eserinin hiçbir yerinde ne Kur'an'a, ne İslamı değerlere karşı, en ufak bir hakarete rastlamadım”(2) demektedir.

Kur’an’ın muhafazasını eleştirel şekilde gündeme getiren Batılı Kur’an Tarihi çalışmaları ilk defa Alman oryantalistlerden Theodore Nöldeke’nin 1860 yılında Almanca yayınladığı “Geschichte des Qurans” adlı eseri ile başlamıştır. Encyclopedia Britannica’ya yazdığı “Kur’an” maddesinde benzer fikirlerini özetleyen Nöldeke’nin bu eseri daha sonra birçok öğrencisi tarafından tamamlanacaktır. 19. yy’ın ortasında Nöldeke’nin çalışması ile başlayan Kur’an Tarihine dönük bu ilginin 20. yy’ın ortasına kadar yoğunlaşarak sürdüğünü görürüz. Nitekim Yahudi asıllı bir Macar oryantalist olan Ignaz Goldziher’in eserleri, Nöldeke’nin eserinden sonra Batı’da en etkili eserlerden biri olacaktır. 1950 sonrasına tekabül eden ve sömürgelerin çözülmeye başladığı dönem diye adlandırabileceğimiz Kolonyalizm sonrası evrede Kur’an metninin sıhhatini tartışan Kur’an Tarihi literatürünün Oryantalist çalışmalarda ilgi kaybına uğradığı söylenebilir. Akademik ilginin metnin sıhhatinden çok artık Kur’an metninin dili ve üslûbu ile metnin bizzat tefsirine doğru yönelmeye başladığı gözlenir. Ancak şu var ki, her ne kadar ilgi metnin üslubu ve tefsiri üzerine gözükse de temelde metnin dili, üslubu ve yorumu üzerine yapılan çalışmaların nihayette metnin sıhhati ve muhafazasına yönelik tarihsel tartışmaları sıkça gündeme taşıdığı söylenebilir.(3)

Kur’an’ın ilk kez ciddi olarak Avrupalıların gündemine girişi Benediktin tarikatının ünlü Cluny rahibi Petrus Venerablis’in (ö.551/1156) gayreti ile olmuştur. Petrus’un Haçlı Seferlerinin amaçları doğrultusunda, temel kaynaklarına ulaşarak İslami tehdidi bertaraf etme niyeti, Kur’an’ı ilk kez Batı’da araştırma konusu haline getirmiş, bundan sonra da artık Batının gündeminden hiç düşmemiştir. Petrus “İslam maddi güçle değil, sözün gücüyle yenilebileceği” kanaatindedir. Bunu gerçekleştirmek için tercüme komisyonu kurarak Kur’an-ı Kerimi Latinceye tercüme ettirmiştir. Bunlardan biri Kur’an’ın eleştirdiği İncil’in itibarını Hıristiyanlar nazarında tekrar sağlamak ve Hz. Muhammed’in “sahte peygamberliğini” ispatlamak; ikincisi de İslam’a karşı başarılı bir misyonerlik faaliyetinde bulunmaktır. Petrus bunu başarabilmek için kurduğu bir komisyona, Kur’an’ın çevirisinin yanında, bazı İslami eserleri de Latinceye tercüme ettirdi.(4) 

İlerleyen zaman içerisinde Kur’an üzerindeki çalışmaların yoğunlaşması ve oryantalist çalışmaların merkezine oturması, Kur’an ayetlerinin yeniden bir kronolojik sıraya dizilmesine kadar varmıştır.  Özellikle Alman oryantalistlerin Kur’an metninin orijinal kronolojik sırasını tespit etmeye ilişkin araştırmalarının 19. yüzyılda Gustav Weil (1808-1889) ile başladığı söylenebilir.(5) Modern dönemde Kur’an’ın metinsel ve edebî tahliline ilişkin Kur’an araştırmalarına öncülük eden birçok Batılı oryantalist bulunmaktadır. Mekkî surelerin özelliklerinin incelendiği çalışmalarda, Kur’an metninin edebî tahlilini yöntemsel olarak tartışmaktadır. Modern dönemde Batı’da yapılan Kur’an çalışmaları, İslami metinleri modern yorumlamayla metinleri birleştirerek okumaya dayanmaktadır. Bu yorumlamalara göre, Kur’an’ın muhataplarının Yahudi, Hıristiyan ve Arap unsurlardan oluşan bir bağlamı bulunmaktadır.

Kur’an üzerinde tahrifkar çalışmalar yapanların başında gelen oryantalistlerin en önemli isimlerinden biri olan Richard Bell’de, Hz. Peygamber’in (as) ilk dönem yaşamıyla ilgili rivayetlerin çoğunun sahih olmadığını, Kur’an’ın Hz. Peygamber’in (as) vefatından hemen sonra toplanmış ise de, Kur’an’ın kronolojik olarak düzeninin imkansızlığını dile getirmektedir. Bell, inen Vahyi kaydetmekle görevli kişilerin yapmış olduğu hatalardan kaynaklanan nedenlerden dolayı, Kur’an’da mevcut çok sayıda pasajın bulunması gereken yere konulmadıklarını, bu tür yanlışların Kur’an’ı anlamada sorun yarattığına değinmektedir.(6) Ayrıca Richard Bell, Kur’an’da ilk bakışta Yahudi ve Hıristiyan etkisinin çok rahat görülebileceğini söylemektedir.

Klasik oryantalizmden farklı olarak yeni metotlarla tetkik ve inceleme yapan çağdaş oryantalistler, peşin hükümlerden ve hissiyattan uzak kaldıklarını iddia ediyorlarsa da ön yargılarını belirli küçük bir noktada da olsa belirtmekten kendilerini alamıyorlar. Genellikle eserlerinde Hz. Peygamber'i ve Kur'an'ı metheder gibi görünseler de, eserlerinin ana fikrini ifade eden bir veya birkaç cümlecik içerisinde İslam'ın temelini sarsacak ve inanç sistemini yıkacak fikirlerle karşılaşmamak mümkün değildir. Yeni metotlarla çalıştığını söyleyen pek çok oryantalistin eserinde iki mesele gizli ve aşikar olarak daima kendini göstermektedir. Bunlardan biri 'Hz. Muhammed'in nübüvvetinin sıhhati' diğeri de 'Kur'an'ın menşei ve onun bir vahiy mahsulü olup olmadığı meselesidir.(7) Eğer peygamberin peygamberliğinin sıhhatini tartışmaya açarlarsa, bu direk olarak Kur’an’ın da tartışmaya açılacağı yönünde bir gelişme olacaktır.

Batılı oryantalistlerin Kur’an’a yaklaşımları baskın bir düşünce olarak tarihsel bir metin içerdiği ve bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği yönündedir. Yani tarihselci bir bakış açısıyla, antik dönem sonrası metni olarak değerlendirilmekte, bu değerlendirme üzerinden yaklaşımlarda bulunulmaktadır. Batılıların Kur’an bu şekilde yaklaşımları, Hz. Peygamber (as) hakkındaki düşüncelerinin de temelini oluşturmaktadır. Resulullah (as) hakkında yazılan bütün eserlerde, Mekke müşriklerinin yaklaşımıyla eşdeğer olmakla birlikte, daha profesyonelce ve ikna etmeye yöneliktir. Batılılar tarafından Hz. Muhammed’in (as) hayatı hakkında sayısız eser yazılmıştır. Yazılan eserlerin tamamında Kur’an’ın Hz. Muhammed (as) tarafından yazıldığına değinilmiştir.

Hz. İsa’nın getirdiği dine de sahip çıkan ve kendisini İbrahimi geleneğin bir devamı sayan Hz. Muhammed’in peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkması, Hıristiyanlar üzerinde derin etki yaratmıştır. Zira bu, bir yönüyle Hıristiyanlığın sona erdiği anlamına gelmektedir. Bu yüzden onlar, Hz. Muhammed ve onun getirdiği İslâm diniyle uğraşmayı, var olma mücadelesi olarak gördüler. Müslümanların, Hıristiyanlar tarafından İncil’in tahrif edildiği iddialarına karşılık, onlar da Kur’an’ın Hz. Muhammed tarafından yazılmış, ilâhî herhangi bir yönü bulunmayan kitap olduğunu iddia ettiler. Bazıları daha da ileri giderek, Hz. Muhammed’e yönelik tahkir edici ifadeler kullanmaktan geri durmadılar.(8)

Hz. Muhammed’in (as) hayatıyla ilgili yazılan en önemlilerinden biri sayılabilecek Maxime Rodinson’a ait “Muhammed” isimli kitaptır. Kendisini bir ateist olarak ifade eden Rodinson, Resulullah’a (as) hakarete varan sözlerden kaçınmamaktadır. Rodinson Resulullah için karakter tahlili yaparken, “Onda  sinirli, tutkulu, endişeli ve sabırsız, özlemlerle dolu bir mizaç yatmaktadır. Bu mizaç, sahibini zaman zaman tamamıyla sinir krizlerine sürükleyecektir. Muhammed kesinlikle doyumsuzdur. ”(9) Demektedir. Rodinson ileriki sayfalarında biraz daha hakaretin dozajını artırarak, “Muhammed, ölçülü ve dürüst bir adam olarak çocuklarının anasına, bütün yazılı mecburiyetleri aşan derin bağlarla bağlıdır. Bununla birlikte, ileri yaşında ortaya çıkan şehvetli mizacını göz önüne alacak olursak, bilse kendisini çok şaşırtacak olan bir İncil deyimiyle, bir çok defa "fikren zina" yapmadığını söylemek gerçekten olanaksızdır. Demek ki Muhammed'in, şehvet duygusunu defalarca ve belki de ilk bakışta kolaylıkla içinde boğup susturmuş olduğunu rahatça ileri sürebiliriz. İster kolay, ister güç kazanılsın, bu tür zaferlerin insan ruhunda nasıl çöküntüler yarattığım ve ne kadar pahalıya patladığım artık biliyoruz.” Diyebilmektedir. (10)

İlerleyen süreçte daha da ağırlaşan birçok ifadeye yer veren Rodinson, Resulullah’ın (as) Uzza’ya bir koyun kurban ettiğini, onca müşrik içinde putlara tapmadan durmasının mümkün olmadığını ileri sürmektedir. Peygamber olmadan önce Hz. Muhammed’in (as) Mekke’de özel ayinler düzenleyen bir tarikata üye olduğunun da bizzat söylendiğini belirtmektedir. Aynı zamanda Rodinson yalancı Peygamber Müseyleme’nin Hz. Muhammed’in (as) peygamber olmadan önce ortaya çıkığını söylerken, İslam tarihçilerinin bu olayı peygamberden sonraya kaydırdığını belirmektedir. Peygambere (as) karşı yürüttüğü hakaret içerikli eleştirilerden sonra Kur’an içinde “ilkel bir şiirle karşı karşıya ” olduğunu ifade etmektedir. Bu bağlam üzerinden de İslam için en uygun sloganın, “Araplar için Arap dini” olabileceğini savunmaktadır.

Diğer bir oryantalist çalışmada, İngiliz Oryantalizminin ileri gelenlerinden William Montgomary Watt’tın “Hz. Muhammed Mekke’de” isimli kitabıdır.

Watt öncelikle İslam’ın esaslarında bir değişiklik yapmadan yeni bir ifadeye kavuşturulması gerektiğini ifade etmekte, lakin bu esasların neler olduğu konusuna değinmemektedir. Hz. Muhammed’in (as) risalet çağrısını kuşatan durumla ilgili kesinlik kazanmayan birçok şeyin bulunduğuna değinmeden geçmemektedir. “Karaa” ve “Kur’an” kelimelerinin Hıristiyanlığın Arabistan’a soktuğu dini lügatçeye ait olduğunu, bu kelimelerin kökünün Süryanice “Keryana” dan geldiğini izah etmektedir. Ebrehenin ordusunun Ebabillerce değil de vebadan telef olduğuna işaret eden Watt, “Hz. Muhammed’in Kur’an’ı bir çeşit tashih etme yoluna yani kendi görüşüne göre noksan veya yanlış şekilde vahyedilenin doğru şeklini bulma yoluna sahip olduğunun kesin gibi gözüktüğünü” söylemektedir.

 Eserinde, Hicretin bütün hikayesinin hayal ürünü birçok şeyle bezenmiş olduğunu belirten Montgamry Watt, oryantalist yaklaşımdaki gizli niyetinin üstünü örtmek için Müslümanların gönlünü alma yolunu da ihmal etmeden, “Hz. Muhammed ve vahyi anlamaya çalışırken, tamamen tarafsız olmaya çalışıyorum” şeklinde kendisine de bir savunma getirmektedir. (11)

Bir diğer kitapta Alman oryantalist Julies Wellhausen’e ait olan “Arap Devleti ve Sukutu” adlı çalışmadır. Wellhausen, İslam’ın Araplara inmiş bir din ve Hz. Muhammed’i de (as) Arapların peygamberi olduğunu söylemekten çekinmiyor. Peygamberin (as) yapmış olduğu İnanç propagandasının da, harbe bahane olmaktan çok fazla bir anlam taşımadığına değinerek, “İslam’ın Araplık ile bir, tutulması o kadar ileri gidiyordu ki, kimse bir Arap soyuna dahil olmadan veya böyle bir soya iltihak etmeden Müslüman olamıyordu” şeklinde bir yaklaşım sergiliyor. Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir’in devleti hukuki olarak değil de zorla ellerine aldığını savunmaktadır. (12)

Kur’an’a oryantalist yaklaşımlarda etkili olan diğer bir isimde İngiliz oryantalist Sir WilliamMuir’dir.(l819-1905) Sir William Muir bizzat Hindistan’da bulunmuş ve hem devlet görevlisi olarak hem de dindar bir Hıristiyan misyoner olarak misyoner literatüre katkıda bulunmuştur. Muir, yaptığı çalışmalarla Kur'an'dan ayetlere dayanarak elde mevcut Kitab-ı Mukaddes'in peygamber dönemindekiyle aynı olduğuna inandırmak ve dolayısıyla Müslüman okura eldeki Hıristiyan kutsal kitabının genel inanışın aksine tahrif edilmediği düşüncesine ikna etmeye çabalamıştır.

Muir Batılı okurunun dikkatini Kur'an'ın İslam ümmetinin gözündeki saygın yerine, önemine ve Müslüman toplumlarda icra ettiği fonksiyona dikkat çeker. 'Kur'an İslam'ın temelidir' diyen Muir Kur'an'ın din alanında olduğu kadar siyaset, ahlak ve bilim alanında da mutlak bir otorite olduğunu belirtir. Müslümanların Kur' an' a şiddetli bir bağlılık içinde olduğunu da ekleyen Muir Batılı okuyucusuna şu altın tavsiyelerde bulunmayı kendisine vazife hisseder: 'İslam dünyası ile işi olan veya bu dünyanın hareketlerinin temelinde olan ilkeleri anlamak isteyen her birey her şeyden önce Kur'an'ı bilmek durumundadır.' Der. (13) 

Muir’in Bu ifadelerini kullanmadaki niyeti, kendi dalında çalışacakları uyarmak ve daha etkili tezler ortaya koymalarını sağlamak amacı gütmektedir. Muir Kur’an’ın problemlerin kaynağını da Kur'an'ın müellifi olarak telakki ettiği Hz Peygamber' e dayandırır. Ona göre Peygamber döneminde Kuran'ın pek çok parçası bir takım geçici faydaları haiz olup tertip edildiği şartların dışında tezahür etmiştir ki nitekim söz konusu şartlar daha sonraları ehemmiyetini kaybedecektir. Muir'in ifadesiyle Kur’an 'Peygamber'in hayatı esnasında kaydedilen kendi sözlerinin deposudur'. Bu sözler peygamberin tüm peygamberlik devresini kapsar ve onun dini görüşlerini, sosyal davranışlarını ve ailevi özelliklerini açıklar. Bu nedenle Kur'an'ı anlamak için Muir'e göre önce Peygamberin karakterini, şahsi, ailevi ve sosyal hayatını anlamak gerekir, zira bunlar Kur'an'ı anlamanın anahtarlarıdır. (14) Bütün oryantalistlerde olduğu gibi Muir’in gayretinin Kur'an'ın ve tefsir kaynaklarının gerçekte Hıristiyan vahyini teyit ettiğini ispatlamak, İslam'ı ve peygamberini, ilmi tarafsızlıktan uzak yıkıcı eleştirileriyle yıpratmak olduğu anlaşılmaktadır.

Amerika asıllı günümüz oryantalistlerinden olan Richard C. Martin "İslam'a Giriş" adlı eserinde, "Kur'an Müslümanlar için çok önemli olduğuna göre, eğer biz Müslümanlara meydan okumak istiyorsak ve İslam'la mücadele etmek istiyorsak, O'nu çok dikkatli okumalıyız." der. Bodley "Kur'an-ı Kerim Hz. Peygamber(as)'in aklını okumak için en temel araçtır" tezini ileri sürer. (15)  

Burada kısaca Kur’an-ı Kerim araştırmalarıyla tanınan Alman oryantalist Rudi Paret’ten de (1901-1983) bahsetmeden geçmek olmaz. Ömer Özsoy tarafından derlenen ve çevrilen “Kur’an Üzerine Makaleler” de yer alan “Tarih Kaynağı Olarak Kur’an” başlıklı bir makalede tarihselci yaklaşımın bir örneği vermektedir. Paret Kuran’a nasıl baktığını söz konusu makalesinde şöyle ifade etmektedir: “Bu vahiy tarihi eksenli bakış açısı ve bizim tarafımızdan temsil edilen dinler tarihi eksenli bakış açısı arasındaki fark, daha ilk anda göze çarpmaktadır. Müslümanlar için tarih görüşü, kaynak eser olarak Kur'an'ın ezeli ve en yüksek merci karakteri taşıması ve bu özelliğiyle insanın oluşum ve gelişimine ilişkin sorulara karşı suskun kalması şeklinde belirlenmiş ve sınırlanmıştır. Bizim için ilginç olan ise, Kur’an’i verilere istinaden İslâm’ın oluşum tarihini ve bu muazzam dinin kurucusunun gerek bizzat kendisinin, gerekse yaşadığı çağın tarihini izlemektir. Buna bağlı olarak, Muhammed ve çağının tarihini araştırırken Kur’ân’ı birinci dereceden bir tarih kaynağı olarak değerlendiriyor ve onu derinlemesine bir yorum aracılığıyla konuşturmayı görev kabul ediyoruz.” (16) Paret’in Kur’an üzerine yazdığı kitabının önsözüne “Müslümanların kutsal kitabı olan Kur’an, tam anlaşılabilir bir kitap değildir” cümlesi ile başlaması, Kur’an’a karşı nasıl bir yaklaşım sergilediğini gözler önüne sermeye yetmektedir.

Bunlara bir örnekte Tor Andrae verilebilir. Andrae, 20. Yüzyılın İslam hakkında en çok eser veren oryantalistlerindendir. Pek çoğu Türkçeye çevrilmiş olan eserlerinde, Kur’an-ı Kerim’i Hz. Peygamber’in hayatı hakkında en önemli tarihi kaynak olarak görmektedir. Kur’an-ı Kerim’e yaklaşımlarında oryantalistlerin çoğunda görülen yanılgıları söz konusudur. Kur’an-ı Kerim konusunda Andrae’nin eserlerinde göze çarpan en önemli yanılgı şüphesiz Hz. Peygamber’i Kur’an yazarı olarak görmesidir. Bu konuyla beraber Kur’an-ı Kerîm’i yazdıran irade, Kur’ân’ın güvenilirliği, Kur’ân’a Yahudi ve Hıristiyan etkisi, Kur’ân’ın mucizeliği, Kur’ân’da nâsih - mensuh meselesi, Kur’ân’ın tasnifi gibi meselelere eserlerinde yer vermiştir. (17)

Burada Kur’an ve İslam Dini üzerine araştırma yapan Batılı oryantalistlerden ilk akla gelen birkaçının adını zikretmek faydalı olacaktır. William Montgomery Watt (1909-2006) İngiliz, Richard Bell (1876-1952) İngiliz, Tor Andre (1885-1947) İsveç, Edward William Lane (1801-1876) İngiliz, Rudi Paret (1901-1983) Alman, Theodor Nöldeke (1836-1930) Alman, William Muir (19-1905) İngiliz, Gustav Weil (1808-1889) Alman, Julius Wellhausen (1844-1918) Alman, Maxime Rodinson (1915-2004) Fransız.

Konu alabildiğine uzatılabilir, zira oryantalistlerin bütün çabası Kur’an ve İslam’ın modern algının yorumlaması üzerinde sürmüş/sürmekte, Batılıların konu üzerindeki pervasız çabaları baştan sona tahrife varan sonuçları elde etmeyi amaçlamaktadır. Bizim burada asıl değinmek istediğimiz nokta, Kur’an’a tarihsel çıkışın köksüz ve türedi olduğunu gündeme getirmek, bu düşüncenin de kaynağının Batı aklı olduğunu bir parça izaha çaba göstermektir. Son dönemde görülen Kur’an’a tarihselci yaklaşım düşüncesi, esas itibarıyla Batı’nın yaptığı modern yorumlamaların İslam Dünyasında bazı aydın-entelektüel-akademisyenlerce sahiplenilmesi, bir bakıma alçaklık kompleksini de içeren yaklaşımlardır. Özellikle kendi ülkemizde konuşulmaya başlanan Kur’an’ı anlama adına gaybi konulara dalınması, muhkem ayetlere bile yüzlerce soru sorulması, Hz. Adem’in ilk insanlığı ve peygamberliği, mucizenin olup olmadığı, Kur’an kıssalarının birer sembol ve hikayeden müteşekkilliği, kısas ayetlerinin tarihsel süreçte işlevsel olmasına rağmen farklı yorumlanması gerektiği gibi konular, yüzyıllar önceki ve günümüz oryantalistleri tarafından konuşulmuş, yorumlanmış şeylerdir.

Kur’an’ı anlama adına tarihselci yaklaşımları gündeme getiren yerli akademya her ne kadar Batılılar kadar pervasız ve açıkça fikirlerini ifade etmese de ileriki süreçte gelecekleri yer itibarıyla Batılılarla aynı konumda olacaklardır. Şimdi tarihselci görüş sahipleri direk Kur’an üzerinden başaramayacaklarını, İslam’ın temel kaynaklarına inerek başarmaya çalışacaktır. Bu konularında en başında nesh/nasih/mensuh, tarihi kaynaklardaki çelişkili ifadeler, hadis kaynaklarında bulunan değişik versiyonların eleştirisi konularında kendilerine alan açmaya çalışacaktır.

Şurası kesindir ki, bizim ne kitabımızdan, ne peygamberimizden ne de dinimizden bir şüphemiz yoktur. Lakin Müslümanlar olarak en azından genel itibarıyla bu konuya vakıf olursak, ileride önümüze çıkacak sorunlara karşı hazırlıklı oluruz.

Dipnotlar

1-(Esra Gözler-Kur’an Ayetlerinin Tarihlendirilmesinde Batılı Yaklaşımlar Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 51:1 (2010), sayfa 296)

2-(http://www.mustafaislamoglu.com/kuran-ve-oryantalist-bakis-acisi_H5018.html)

3-(Doç. Dr. Bilal Gökkır-Modern Dönemde Kur’an Tarihinin Ortaya Çıkışı: Kur’an’ın Korunmuşluğu Hususunda Oryantalist İddialar ve Müslümanlardan Cevaplar İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2012, 27 sayfa 11)

4-(Prof. Dr. Hüseyin Yaşar Batının Kur’an Algısı sayfa 81)

5-(Esra Gözeler-Kur’an’ı Geç Antik Döneme Ait Bir Metin Olarak Okumak Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 53:2 (2012) sayfa 221)

6-Yrd. Doç. Dr. İsmail Albayrak-Richard Bell Kur’an Çalışmaları ve Kur’an Vahyi Hakkındaki görüşleri Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 3/2001 sayfa 269

7-(Yrd. Doç Dr. Mesut Okumuş Arthur Jeffery ve Kur'an Çalışmaları Üzerine AÜFD CİLT XLIII (2002) Sayı 2 SAYFA 130

8-(Arş. Gör. Cemil Hakyemez Oryantalistlere Göre Hz. Muhammed İslâmî İlimler Dergisi, Yıl 1, Sayı 1, Bahar 2006 sayfa 162)

9-(Rodinson - Muhammed sayfa 80

10- Rodinson – Muhammed a.g.e.

11- Montgomary Watt Hz. Muhammed Mekke’de

12- Julies Wellhausen “Arap Devleti ve Sukutu

13-(Dr. Bilal bakır-İngiliz Oryantalist-Misyoner Literatüründe Kur’an ve Peygamber

14-(Dr. Bilal bakır-İngiliz Oryantalist-Misyoner Literatüründe Kur’an ve Peygamber)

15-(Hafsa Nasreen/Çev. Ozat Shamshiyev Oryantalistlerin Kur’an Üzerine İddiaları sayfa 109)

16- Rudi Paret Kur’an Üzerine Makaleler sayfa 118 çeviren Ömer Özsoy

17- Bekir Armağan Tor Andrae’nin Kur’an’ı Kerim’e Bakışı Kelam Araştırmaları 10:2 (2012) sayfa 276
 
 
küre medya

476

 

Yorum Ekle

Yazdır
 

YORUMLAR

RAST HABER.COM

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 20/08/2017 - 18:21 Tefrika - Dinî, fikrî veya siyasî birliğin parçalanması
8 04/07/2017 - 17:05 Laik-Seküler Düzenden Adalet Beklenir mi?
8 26/06/2017 - 16:38 İktidar nedir?
8 17/05/2017 - 16:14 Olağanüstü Hal Fıkhı
8 24/04/2017 - 00:02 Postmodernizm-Mikro Parçalanmışlık –I-
8 13/04/2017 - 00:28 Kur’an’a Tarihselci yaklaşımın arka planı
8 14/03/2017 - 22:41 Sömürgeci Batı’nın Ruh Hali
8 02/12/2016 - 16:25 Devletin Dinden Soyutlanması
8 13/10/2016 - 13:29 Kur’an ve Devlet
8 17/09/2016 - 17:34 Postmodern Tefrika
8 29/08/2016 - 22:30 Otorite-İktidar, Devlet-Hükümet ayrımı
8 24/08/2016 - 14:35 Modern Devlet Efsanesi
8 15/08/2016 - 13:21 MODERN DEVLET: ŞİDDETİN MEŞRU KAYNAĞI
8 02/08/2016 - 20:18 Darbe Girişimi İslami Camia ve Toplum
8 25/07/2016 - 13:18 Nurcular
8 12/07/2016 - 22:20 MODERN DEVLETİN VAROLUŞ ZEMİNİ
8 09/07/2016 - 16:20 Peygamber Sünnetinden Yeni Bir Dünya
8 28/06/2016 - 15:34 İsrail’le Normalleşme ve Devlet Gerçeği
8 25/06/2016 - 18:13 Modern Devletin varoluş zemini
8 15/06/2016 - 17:57 MÜSLÜMANLAR NE YAPMALI?
8 11/06/2016 - 16:35 Peygamber Devleti-6
8 27/05/2016 - 14:58 “Ben” Kalmak ya da “Biz” Olmak
8 25/05/2016 - 15:23 Peygamber Devleti-5
8 21/05/2016 - 13:40 Peygamber Devleti-4 Modern Müdahene-uzlaşma çabaları
8 10/05/2016 - 18:27 Peygamber Devleti-3
8 06/05/2016 - 20:11 Peygamber Devleti-2
8 28/04/2016 - 17:44 Peygamber Devleti
8 13/04/2016 - 13:59 İnsanlık Tarihinde Kırılma anları
8 26/03/2016 - 19:29 Eski Zaman İnsanlar
8 13/03/2016 - 15:33 Yeni Bir Dünyanın İnşası İçin
8 11/02/2016 - 17:39 Küresel Dünyada Devlet Tecrübesi
8 08/02/2016 - 13:43 Canlı Bir Tarih Daha Aslına Rucu Etti
8 19/12/2015 - 12:12 Ait Olma Duygusu ve Yalnızlık Korkusu
8 03/12/2015 - 11:15 Montelenmiş Modern Devlet ve Muktedir olamayan İktidarlar
8 20/10/2015 - 13:52 Hayrettin Karaman Ne Yapmak İstiyor?
8 06/10/2015 - 11:59 ABD-Rusya savaşından İslam Devleti çıkar mı?
8 23/09/2015 - 11:08 Modern Devlet: Şiddetin meşru kaynağı
8 29/08/2015 - 13:42 Sistem Eleştirisi
8 21/07/2015 - 11:10 Ümmetin Dostları ve Düşmanları Koalisyon Yapar mı?
8 08/06/2015 - 11:25 Tercihlerin Dünyası
8 16/05/2015 - 12:29 Şecaatini Arz Ederken Sirkatini Söylemek
8 09/05/2015 - 11:56 İnsanı Düzelt ki Dünya Düzelsin
8 07/04/2015 - 14:43 "An"da Var Olmalı İnsan
8 15/03/2015 - 11:36 Esenliğe Çağrı
8 10/02/2015 - 14:09 Yarınları Elimize Almalıyız
8 02/02/2015 - 15:37 Siyasal İktidarlar Açısından Yasallık ve Meşruiyet
8 17/01/2015 - 14:42 Cumhuriyetin Çocukları
8 03/01/2015 - 12:59 Davet Sorumluluğumuz
8 15/12/2014 - 13:32 Kendimle Kavgam
8 15/12/2014 - 13:29 Dünyevileşme ve Karşı Duruş
8 25/10/2014 - 09:14 Algı Koçları
8 10/09/2014 - 16:55 Yılanlar Bin Yıl mı Yaşasın?
8 10/09/2014 - 16:53 Hayatın Gerçeği
8 05/04/2014 - 08:27 Davet Bir Yaşam Tarzıdır
8 18/02/2014 - 14:07 Yermük Harbinde Üç Güzel Adam
 
 
 
 
1 -


Ahmet Anapalı

İslam Ordularının muhteşem Malazgirt Zaferi (1)

29/08/2016 - 20:23

Ahmet Anapalı
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Hayrettin Karaman
Hamdi Akan
Halime Kökçe
Hamza Er
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Songür
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Bozacı
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Nedret Ersanel
Osman Coşkun
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat