Yasin Börü’nün katilleri ile iş tutan dindarlar, ülkücüler!

Yasin Börü’nün katilleri ile iş tutan dindarlar, ülkücüler!


Bugün, 6-8 Ekim olaylarının yıldönümü..

2014 yılında, Suriye’deki Ayn El Arap isimli, Kobani diye tanıtılan bölgede, IŞİD’in kuşatması tartışılırken, TSK’nın ülke dışında görevlendirilmesine yönelik tezkere, TBMM’ye sevkedilmişti..

CHP ve HDP, buna “hayır” oyu kullanırken..

Bir hafta içinde Kobani’de IŞİD’in kuşatması karşısında aciz kalan PYD’nin talebi ile, önce HDP’liler, ardından da CHP’liler, AK Parti iktidarına yalvarmaya başladılar: “Kobani’ye yardım götürün.”

İyi de, bir hafta önce, TSK’nın sınır ötesinde görevlendirilmesine karşı çıkan siz değil miydiniz?

Şimdi sizin isteğinizle, TSK niye o bölgeye yardım götürsün ki?

“Kobani işgal ediliyor” diye oluşturulan hava, bir tuzak olabilir miydi?

ABD’nin binlerce TIR silah dağıttığı PYD, Türkiye’ye kafa tutar iken, nasıl oluyor da, üç tane IŞİD teröristine güç yetiremiyordu?

Türkiye, o tarihte, kendisini tuzağa çekmeye çalışan, PYD-HDP-CHP maskeli, ABD’nin oyununa gelmedi..

Gelmediği için de, HDP hemen bir toplantı yapıp, özellikle Kürt vatandaşları sokaklara çağırdı.

Ve, sokaklarda gösteriler, işgaller, kamu araçlarını yakmalar, hatta dindar vatandaşlarımıza saldırılar düzenlendi.

Hatırlayın..

“IŞİD, Kobani’de Kürtleri öldürüyor, biz de burada onun intikamını alacağız” diyen PKK’lılar, çeşitli illerimizde, kaç sakallı insanımızı şehit etti..

O insanlarımızın öldürülmesinin tek sebebi, sakallı olmaları idi..

Sakallı birisini gördüler mi, “İşte bu IŞİD’li” diyerek, saldırdılar ve katlettiler.

İşte tam da o kapsamda, Yasin Börü de, kurban eti dağıtırken, PKK’lılar tarafından şehit edildi..

İşte bu olayların talimatını veren HDP’li siyasetçiler, bugün hesap veriyorlar..

Ama bakıyoruz, üç tane oy uğruna, halkı sokağa çağıran bu HDP’lilere kol kanat geren siyasetçilerimiz var.. Gelecek Partisi’nden, DEVA Partisi’nden yöneticiler, HDP’lilere yönelik gözaltıları eleştiriyorlar..

Amaçları ne?

“Biz HDP’lilere yönelik gözaltılara eleştiri getirelim. Onlar da bize, bazı bölgelerde destek versinler!”

Hak nerede, hukuk nerede, vicdan nerede?

Hepsi iflas etmiş..

Partilerin yönetimlerini bir kenara bırakın..

O partiler içinde, sırf ülkücü kesimin oyunu alabilmek için bulundurulan isimler de, adeta dillerini yutmuş konumda, sessizliklerini sürdürüyorlar..

HDP’liler için, AK Parti çatısı altında iken, aslan kesilen, tehdit üzerine tehditler savuran Gelecek Partili Selçuk Özdağ, şimdi susmuş, tek kelime etmeden, “Bu fırtınayı bir atlatalım” modunda hareket ediyor..

Bu nasıl bir ilkesizliktir?

Bu nasıl bir riyakarlıktır?

HDP’liler, hem de Kürt vatandaşlarımızı, sırf dindar oldukları için katlettirmişler..

Böyle bir vicdansızlığa karşı, devlet 6 yıl sonra da olsa, olayı soruşturma, üzerine ciddi şekilde gitme kararı almış..

Ama Gelecek Partisi’nin “Küçük dağları ben (haşa) yarattım” cakası ile hareket eden Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yasin Börü’lerin katillerine destek çıkarken..

Gelecek Partisi’nin içindeki Selçuk Özdağ da, suskun kalmayı tercih ediyor..

Aynı durum, DEVA Partisi için de geçerli..

Ali Babacan da, “Acaba bize üç tane oy gelir mi?” diye düşünerek..

Yasin Börü’leri karşısına almayı tercih ediyor da, PKK’yı karşısına almak istemiyor..

HDP’lilere gözaltıları eleştiriyor..

Peki..

Kongresinden bu yana, haber alamadığımız İyi Parti ne yapıyor?

Meral Akşener ne yapıyor?

Yavuz Ağıralioğlu, Müsavat Dervişoğlu ve diğer ülkücü abiler ne yapıyorlar?

Bir dönem, AK Parti’nin çözüm sürecini ölümüne eleştiren bu isimler, şimdi ne oldu ki, HDP aşıklığına soyundular?

HDP’nin cinayete azmettirici açıklamasının hesabı sorulurken, niçin gözlerini kapatmış, “Biz bir şey görmüyoruz. Göremiyoruz. Duymadık, bilmiyoruz” diyorlar..

Onlar görmesinler.. Duymasınlar, bilmiyorlarmış gibi hareket etsinler.. 

Gerçeklerin üstünü örtemeyecekler..

Destekledikleri CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının, oturdukları koltuklarda nasıl PKK hamiliğine soyunduklarını, istedikleri kadar görmezden gelsinler..

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, tiyatrolara destek adı altında, PKK sempatizanı gruplara verdiği desteği, İyi Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu görmezden gelebilir.

Partisinin genel merkezinden de belki gizleyebilir..

Ama demokrasilerde, sandık var..

Sandığa gidildiğinde, aldatılmak istenilen seçmenin göstereceği tepkiler var..

Tayyip Erdoğan’a bir ders vermek için, haydi gittiniz, CHP’ye oy verdiniz..

“Kendi başımıza kazanamayız” dediniz, CHP ile birlik oldunuz..

Yetmedi, PKK’nın Kandil’den yaptığı “AK Parti’ye kaybettireceğiz. Karşısında kim varsa, ona oy vereceğiz” talimatını duymamış rolüne yattınız..

Tamam, İstanbul’u, AK Parti’den aldınız..

Ama, sizin ömrünüz boyunca küfrettiğiniz PKK’lılar, o belediyeden beslenmeye başladı..

Şimdi seçmenin karşısına çıktığınızda, ne diyeceksiniz?

Karşıtlık yaparak var olmaya çalıştığınız PKK, sizin elinizle koltuklara oturtulanlar tarafından, paraya boğuluyor..

Yarın seçmeninize ne anlatacaksınız?

“Yasin Börü’nün katiline soruşturma” konusunda suskun kaldınız..

Uyanıksınız ya..

“Biz susarsak, herkesi idare etmiş oluruz.. HDP ile işbirliğimiz bozulmaz.. Ülkücü tabanı da kızdırmamış oluruz” dediniz..

Peki..

PKK’lılara destek veren Ekrem İmamoğlu’nun skandallarına da suskun mu kalacaksınız?

PKK’ya verilen desteği, görmezden mi geleceksiniz?

Sorun, ülkücüsü ile, dindarı ile, “ilkeli siyaset”te..

İlkesizlik üzerinden, bir gün seçim kazanabilirsiniz..

Makamlara gelebilir, adamlarınıza imkan sağlayabilirsiniz..

Ama bir sonraki seçimde ne yapacaksınız?

Bu rezaletler önünüze gelmeyecek mi?

Sırf Tayyip Erdoğan düşmanlığı için, imza attığınız tüm ilkesizlikler, önünüze konulmayacak mı?

PKK ile iş tutan dindarlarımız, ülkücülerimiz, bunun hesabının sorulmayacağını mı sanıyor?

Bakın ne diyorsunuz, “6 yıl sonra mı hesap sorulur?”

Bekleyin, şu kirli politikanızın hesabı da belki 6 yıl, belki 6 yıl da dolmadan, sizden mutlaka sorulacaktır..

Google+ WhatsApp