Yaşasın Filistinli sinemacılar

Yaşasın Filistinli sinemacılar


Yaşasın Filistinli sinemacılar

 

 

Filistinli yönetmen-yapımcı May Odeh şöyle yazmış sosyal medyadan yaptığı açıklamada: “Böyle bir festivalin sponsorluk için savaş suçları işleyen bir ülkeyle işbirliği yaptığına inanamıyorum.”

Odeh’in “savaş suçları işleyen bir ülke” dediği yer elbette yere batası, bir daha belini doğrultamayası, tarihin çöp tenekesinde hak ettiği yeri bulası İsrail. “Böyle bir festival” olarak nitelediği festival ise, İKSV’nin düzenlediği İstanbul Film Festivali.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

Karışık mı anlatıyorum? O halde baştan alayım.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı, fevkalade büyük bir yanlışa imza atarak hem İstanbul Film Festivali, hem de İstanbul Müzik Festivali için ARTISRAEL isimli lanetli kurumla bir destek anlaşması imzalamış.

Nedir bu ARTISRAEL isimli lanetli kurum? Parasını doğrudan Siyonizm’in temin ettiği, tüm dünyada kendisini İsrail’i şirin göstermek için uğraşan, güya sanat sepet işlerini destekleyerek doğrudan İsrail’e halkla ilişkiler faaliyeti temin eden bir kurum.

Tabii, bu lanetli kurumun sponsorluğu ortaya çıkınca Filistinli sinemacılar derhal bir “festivali boykot çağrısı” yapmışlar.

Şöyle diyor Filistinli sinemacılar: “İKSV’nin düzenlediği İstanbul Film Festivali’nin bu yılki sponsorlarının arasında, ARTISRAEL adlı kurum aracılığıyla İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın da bulunduğunu öğrendiğimizde bir mektup yayımladık. Bu mektupta İKSV’den bu sponsorluk ilişkisinden vazgeçmesini istemiş ve festivale katılan yönetmenlere bu sponsorluk sürerse filmlerini festivalden çekmeleri çağrısında bulunmuştuk. İsrail’in, kültür ve sanatı kendisine meşruiyet sağlamak için bir araç olarak kullandığını biliyoruz. Bu gerçek ve İsrail’e yönelik boykot çağrısı, Roger Waters’tan Ken Loach’a, Judith Butler’dan Elvis Costello’ya, Jean Luc Godard’tan Eyal Sivan’a, aralarında Yahudilerin de bulunduğu büyük bir sanatçı ve entelektüel grubu tarafından uzun bir zamandır dillendiriliyor. İKSV yöneticilerinin bu çağrıdan haberdar olmaması zaten mümkün değildi. Sponsorluk buna rağmen kabul edilmiş ve sürüyor. İsrail’in iki haftadır Cuma günleri, Gazze’de yani İsrail sınırlarının dışında gerçekleşen ve hiçbir biçimde şiddet içermeyen ‘Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü’ne gerçek mermilerle saldırmasına ve otuzu aşan ölü sayısına rağmen.”

Şu ana kadar Ossama Bawardi ve May Odeh de davetlisi oldukları festivale katılmayacaklarını duyurdular.

Şimdi sıra, Türkiye’nin ve dünyanın antiemperyalist yönetmenlerinde, yapımcılarında... İsrail desteği devam ettiği sürece İstanbul Film Festivali’ne katılmayacaklarını açıklamalılar.

Esasen meselenin ne olduğu da açık... Festivale destek veren onlarca, hatta belki yüzü aşkın kurum var. Ve anladığım kadarıyla İKSV, film kopyası göndereni de, bir yönetmenin barınma ve ulaşım parasını vereni de o listeye yazıyor. Ancak bu sene İsrail’in o sevimsiz elçiliği ve ARTISRAEL’in adı var o destek listesinde. Mesele net: Bu rezalete izin verilmemeliydi.

İKSV’de şahsen tanıştığım ve sohbet etmekten mutluluk duyduğum insanlar kusuruma bakmasın. Toplasan on kuruş etmeyecek bir destek için İsrail yanlısı bir festival gibi görünmenin riski alınır mı Allah aşkına? Türk toplumunun Filistin duyarlılığına hiç mi saygınız yoktur? Bu duyarlılıktan hiç mi haberiniz yoktur? Filistinli sinemacıların sizi boykot edebileceği hiç mi aklınıza gelmemiştir?

İşte buradan bir boykot çağrısı da ben yapayım: Bu ARTISRAEL rezaletini ortadan kaldırmazsanız size destek veren bütün kurumları verdikleri destekten dönmeye çağırıyorum. Size haber desteği veren bütün yayın organlarını bu desteği çekmeye davet ediyorum. Festivale film izlemeye gitmeyi planlayan tüm insanlara “bu yıl festivalde film izlemeyin, Siyonizmi meşrulaştırmayın” diyorum.

Son söz: Yaşasın izzet ve onurlarıyla direnen Filistin halkı. Kahrolsun terör devleti aşağılık İsrail. Yaşasın tüm mazlumlar. Kahrolsun tüm eli kanlı zalimler.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp