Yarım müttefikler dönemi...

Yarım müttefikler dönemi...


Yarım müttefikler dönemi...

 

 

Evet öyle oldu. Protokoler nezaket mecburiyetimiz yok ve ‘ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı, Genelkurmay Başkanı, Suriye Özel Temsilcisi’ne kapı gösterildi’ diye yazabiliriz.

Bolton süreci sabote etti ve Ankara ‘Biz yola Trump’la devam edelim’ dedi.

Özü budur.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Zaten biliyoruz, iki ABD ve sürpriz, iki Rusya var...

Ters çift de var. Yani ABD-Rusya yakınlaşması/uzaklaşması da iki tane...

Şükür, Türkiye tek.

ABD heyetinin Ankara’ya ayak bastığı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın The New York Times için kaleme aldığı makale elbette ‘ayarlanmış zamanlara, satır aralarına’ sahip. Planı gerçek muhatabına anlatırcasına teferruatlı. Dünkü görüşmelerden çok bunun önemli olduğunu söyleyebiliriz...

“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Suriye’den çekilme kararı alarak doğru bir adım attı. Ancak ABD’nin, uluslararası toplumun ve Suriye halkının çıkarlarının korunabilmesi için çekilmenin dikkatlice planlanması ve doğru ortaklarla işbirliği içerisinde hayata geçirilmesi gerekmektedir”...

Doğru ortaklar?

Kastedilen ‘sadece Türkiye’ olabilir mi?.. “NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye, bu görevi yerine getirme gücü ve kararlılığı olan tek ülke konumundadır”...

Bir de “yanlış ortaklar” olmalı. Elbette PKK/YPG/PYD ilk sırada. Konu Suriye olduğuna göre, İran ve Rusya da Türkiye tarafından “işbirliği ortağı” olarak ABD’ye tavsiye edilmiyor anlamı çıkar mı?

Tek başına alırsanız öyle. Ama devamı var: “Cenevre ve Astana süreçlerinin içerisinde bulunan bir ülke olarak hem ABD hem Rusya’yla eşzamanlı çalışabilen tek paydaş konumundayız. Bu ortaklıklar temelinde Suriye’deki meseleyi halledeceğiz”...

Güzel, anlıyoruz, ABD ve Rusya’nın sahada ve masada tek ortağı, tek paydaşlığı için kendimizi güçlü görüyoruz, ‘arada’ olmayı da gözümüz kesiyor. Konjonktür müsaittir.

BEŞ KÖŞELİ ÜÇGEN: TÜRKİYE-RUSYA-ABD...

ABD’nin bir tarafında çökme olduğunu gözlemleyebiliyoruz, çekilmeyi de çökertmek istiyorlar.

Ama şu soru nadir kuruluyor; Rusya, ABD’nin bölgeden çıkması hakkında tam ne düşünüyor?..

Sessizliğe iyi kulak kabartılırsa Moskova’dan da aynı cümleler duyulabiliyor. Rusya Dışişleri Bakanı (Lavrov’un) Yardımcısı Sergey Ryabkov; “ABD’nin Suriye’den çekilmesi uzun sürecek. Bu konuda herhangi bir illüzyona kapılmış değiliz. Çekilme süreci tartışmalı, belirsiz ve uzun olacak. ABD’nin buradaki varlığı illegal. Konuyu bu pencereden izliyoruz”. (05/01, TASS.)

Söylemdeki anti-Amerikan tınılar sizi kandırmasın. ‘Aynı şey’i söylüyorlar. ‘Aynı’lık bir anlaşmayı kapsıyor mu? Suriye krizinin ilk anlarından bu yana Ankara’nın kaygı listesinde tepe nokta buydu; ABD ve Rusya arasında bir anlaşma, hatta gizli anlaşma olur mu?

Güncel bilgi ve şartlar bunu göstermiyor. Fakat hangi ABD ve hangi Rusya arasında anlaşmadan kuşkuluyuz?

Rusya ve ABD Genelkurmay Başkanları’nın özel bir zamanlamayı arkalayarak görüşmelerine körleşemeyiz. Aynı tarih, aynı kaynak; “Rusya Savunma Bakanlığı, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford ile Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un Suriye’deki durumu görüştüğünü duyurdu. Taraflar, Suriye’de terörle mücadele ve karşılıklı çıkarları ilgilendiren kritik konuları ele aldılar”. (05/01, TASS.)

Bu temas, Ulusal Güvenlik Danışması John Bolton’un İsrail ve Türkiye ziyaretlerinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan-Putin görüşmesinin ve müstakbel Astana Zirvesi’nin öncesindedir.

Bir “ilk”tir; iki Genelkurmay Başkanı arasındaki görüşme, Trump’ın çekilme kararını açıklamasından sonra ilk Washington-Moskova temasıdır. ABD’nin bu sürede Rusya’yı görmezden gelmesi ilginçtir. Aynı zamanda askerler arasında da, ABD Savunma Bakanı oyundan düştükten sonraki ilk görüşmedir. O Dunford dün Ankara’daydı.

Bolton’un, “ABD askerleri, Suriye’nin kuzeyindeki Kürtleri korumaya yönelik bir anlaşma olmadan çekilmeyecek. Türkiye’nin ABD ile koordine olmadan askeri müdahalede bulunacağını düşünmüyoruz” sözleri bundan sonradır. ‘Bu nedenledir’ demiyorum. ‘Hayatın akışı’nı anlatıyorum.

‘TARİHİN KRİTİK DÖNEMİ’...

Herhangi bir ABD askeri yerinden oynasın oynamasın, Trump’ın çekilme kararının ardından tüm bölgede bir hareketlenme yaşandığı aşikar ve bir seri Arap ülkesi, Şam’a yönelik “organize hareketler” hissiyatı veren adımlar attı.

Kuşkusuz dikkat çekici. Ama İngiltere’nin, ‘Esad bir süre daha yerinde kalacak’ mealindeki resmi açıklamalarını da buna eklemek gerekiyor. Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt’ın sözlerini İngiltere’nin Şam yönetimine ilişkin pozisyonunu değiştireceği olarak anlayabiliriz. İngiliz ‘The Telegraph’ gazetesinin, “Bütün yollar Şam’a çıkar” başlıklı haberinden; “Bir İngiliz diplomatı şöyle diyor; ‘Bir-iki yıl içinde büyükelçiliğimizi yeniden açacağımıza bahse girebilirsiniz”... (‘How the world is welcoming Bashar al-Assad in from the cold’, 05/01.)

Son olarak... Cumhurbaşkanı’nın makalede altını çizdiği ‘tarihin kritik dönemi’ni anlayabiliyor muyuz?

Nedir bu?

İttifaklar sona en yakın hal için pozisyon alacak! ‘Yönetimlerin farklı kademeleri ve angajmanlar’ ayıklanacak.

Arifesinde olduğumuz odur...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp