Yaptırım öyle değil, böyle olur!

Yaptırım öyle değil, böyle olur!


Artık sabahtan akşama kadar tartıştığımız konu, Amerika Birleşik Devletleri’nin, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımları.

İçimizde o kadar çok Amerikancı varmış ki..

Sevinen sevinene..

“Elbirliği ile karşı çıktık” diyenler bile..

Bıyık altından gülerek, “Oh oh.. Erdoğan’ı başka türlü indirmemize imkân yok. Şu ABD biraz daha destek çıksa, devireceğiz de.. Her seferinde bizi yarı yolda bırakıyorlar..” diyor, derinden derine hayıflanıyorlar..

Bir başka ABD atağının gelmesini de, dört gözle bekliyorlar..

ABD’nin Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımları tartışılırken, aslında Türkiye’de de bir yasa çıktı..

CAATSA yasası gibi bir şey..

Bu da “Türk yaptırımı” diyebileceğimiz, sosyal medya düzenlemesini öngören bir kanun..

Aynen CAATSA yaptırımları gibi, içinde yaptırımlar barındırıyor..

Bizim çıkardığımız kanunda, neler öngörülüyor?

Büyük ölçüde ABD merkezli olan sosyal medya platformlarına, Türkiye’de temsilcilik açmaları zorunluluğu getirme ile işe başlanıyor..

Açmadıkları takdirde de, bizim yaptırım kanunumuzda, somut müeyyideler aşama aşama sıralanıyor.

Bizdeki yaptırımların, öyle “Temsilciler Meclisi kabul etti, Senato onayladı, Başkan veto hakkını kullandı” muhabbetleri ile işi karışıklığa götürme, sulandırma boyutları da yok..

Her şey açık ve net.

Burası muz cumhuriyeti değil..

İçimizdeki Amerikancılar mızmızlık etmiş de olsalar..

Cumhuriyetin kurucusu geçinen CHP, “kem küm” etmiş olsa da..

Milliyetçi geçinen İP’li milletvekilleri, tarihe geçecek şekilde rezil bir söylem ile, “sansür mü geliyor” muhabbetleri ile karşımıza çıkmış olsalar da..

Kanun TBMM’den geçirildi..

Yürürlüğü girdi..

İlk cezalar kesildi..

Diyebilirsiniz ki, “Koskoca YouTube’a, Twitter’a, Facebook’a 30 milyon ceza ne ki?”

Doğru..

Bu devasa şirketlere, o cezalar, şimdilik devede kıl mesabesinde..

Ama şunu da unutmayalım:

“Düne kadar, beğenmediğiniz o 30 milyonluk cezalar da yoktu ki! Adamlara ceza bile veremiyorduk.. Bunu öngören kanunumuz bile yoktu..”

Ve şimdi..

Cezalar kesilmeye başlandıktan sonra..

Türk yaptırımları devreye girdikten sonra..

İçimizdeki hainlere, “ABD’nin yaptırımlarını konuştuğumuzun binde biri kadar, Türkiye’nin yaptırımlarını konuştuğumuz an, bakın dünyada neler oluyor” hatırlatması yapacağımız aşamada..

Dün Youtube’dan açıklama geldi..

“2012 yılında Türkiye’de kullanıma sunulduğundan beri YouTube, yaratıcı ve güçlü bir ekonomiye katkı sağlayan on binlerce başarılı içerik üreticisine ev sahipliği yapıyor” girişi ile..

“Türkiye’de temsilcilik açacağı” duyurusunda bulundu..

Yaptırım öyle değil, işte böyle olur..

ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarında, henüz bizden bir geri adım yok..

Ama Türkiye’nin yaptırımlarında..

Bakın ABD’nin dev medya şirketinde, geri adım var..

Düne kadar, içimizdeki hainleri de satın alarak, “Bu sansür anlayışıdır. Basın özgürlüğünü kısıtlamadır” diyerek, Türkiye’de temsilcilik açma isteğimizi geri çevirenler, şimdi birer birer, sıraya girdiler..

YouTube, “pes” dedi..

Diğerleri de diyecekler..

Başka çıkar yolu yok..

Ha şunu diyebilirsiniz..

“O kadar da şişinmeyelim.. Yaptırım kararlarının gerekçelerine baktığınız zaman, Türkiye’nin yaptırım uyguladığı konudaki haklılığı yüzde yüz açık ve net.. Yüzde yüzlük haklılık payımız var. ABD’nin aldığı yaptırımdaki haklılığı ise su götürür..”

İyi de..

Bu net tabloya rağmen, Türkiye’deki muhalefet, ABD sözcülüğü yapar gibi, aylardır “ABD yaptırımları” diye tepemizde boza pişirirken.. Sosyal medyaya getirilen düzenlemeleri de, basın özgürlüğünün kısıtlanması diye takdim etmeye çalıştılar..

İçimizdeki muhalefete rağmen, bugün, ABD yaptırımlarında bir sonuç yok ama.

Türk yaptırımları netice vermeye başladı.

Diyebilirsiniz ki:

“Türkiye tabii ki, kendi ülkesinde para kazananların, bir muhatap yetkilendirmesi yapmalarını ister. Her devlet bu hakkı kendisinde görür.. Bunu yaptık diye, çok büyük bir iş başarmış havalarına da girmeyelim.”

İşin acıklı tarafı da bu değil mi?

Kendi ülkenizdeki milliyetçi insanlardan oy alan İyi Parti milletvekilleri, TBMM kürsüsünden çıkıp, “Basını susturma operasyonu” dediği bir yasa ile, şimdi susturulduğu iddia edilen ABD şirketi bile hizaya gelip, “İsteğinizi yapıyoruz” diyorlarsa..

Burada Türkiye’nin haklı bir gururu olsa gerek..

ABD, 3 senedir bize “yaptırım.. yaptırım” tehditleri savururken, biz aslanlar gibi dik dururken..

Türkiye üç ayda, YouTube’a temsilciliği açtırdı ise..

İçimizdeki hainler sevinmese de..

Bizler sevinelim..

Google+ WhatsApp