Yancı operasyonlar ve Jeffrey gambiti...

Yancı operasyonlar ve Jeffrey gambiti...


Yancı operasyonlar ve Jeffrey gambiti...

 

 

Çin’in dev teknoloji şirketi Huawei’nin sahibinin kızı ve Mali İşler Direktörü Ming Vancou’nun İran’a yönelik yaptırımları ihlal ettiği gerekçesi ve ABD’nin isteğiyle Kanada’da gözaltına alınması zaten garip ama... Tam da Başkan Trump ile Çin lideri Xi Jinping’in G-20 zirvesinde attıkları ‘ticari ateşkes’ adımlarının ardından gelmesi gerçekten de manidar.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Pekin’e sorarsanız, ABD Huawei’yi vurarak İran konusunda uluslararası topluma mesaj veriyor. İbret olsun için. Doğru ama tam değil.

Benzer gelişmelere Başkan Trump’ın kimi kritik dış politika adımlarında da rastlıyoruz. İran konusundaki ABD tutumu yekpare olsa bile zamanlaması, kullanışlı klişe haline gelen, ‘Amerika içindeki Amerika’ çözümlemesini neredeyse şablona dönüştürecek.

Yine de politik gelişmelerin yanında bu tür ekonomik operasyonların daha derli-toplu ele alınması ve ana konuya yerleştirilmesi lazım...

Yoksa Paris eylemleri veya Almanya otomotiv sanayiine yönelik atakların izlerinin bizi nereye çıkardığını bulmakta zorlanır, İstanbul’da gerçekleşen/tekrarlanacak ‘Dörtlü Zirve’yi, Washington tarafından fişinin çekilmesi kararı alınan ‘Astana’nın veya sınırımıza dikilen ABD kuleleri gambitini anlayamayız...

BAŞKA ÜLKENİN İÇİNDE, ‘İÇİNDEKİLERLE’ OPERASYON YAPMA GÜCÜ...

Huawei’den önce bu alandaki son dikkat çekici gelişme Almanya’nın en büyük bankası -belki birçok başka ülkenin de!- Deutsche Bank’a yapılan operasyondu...

Frankfurt’taki merkezi dâhil, bankanın 6 şubesine yüzlerce polis memuru ve savcı baskın yaptı. Sebep, ‘Panama Belgeleri’!

Bu ve benzer olayları tek tek mi ele almak lazımdır yoksa sıraya dizip toptan yerine oturtmak mı, o biraz sizin merak meşrebinize bağlı...

Haziran ayında dizel motorlu araçlarda hileli yazılım kullandığı gerekçesiyle ABD tarafından tam 25 milyar Euro ceza kesilen ve yüzbinlerce aracı geri çağrılan Volkswagen Grubu’nun en önemli markalarından AUDİ’nin CEO’su Rupert Stadler tutuklanmıştı...

Fransız Renault ile Nissan ve Mitsubishi ortaklığının başkanı, otomotiv dünyasının ‘efsane CEO’su Carlos Ghosn Kasım ayında Japonya’da tutuklanmıştı.

Bana sorarsanız, önce bir süre kayıp olan, ardından Çin’de olduğu ve gözaltına alındığı ortaya çıkan Uluslararası Polis Teşkilatı’nın (İNTERPOL) Başkanı Meng Hongwei de öyküye dâhil edilmelidir. Fransa ile ilişkileri ve Çin’in eski Kamu Güvenliği Bakan yardımcısı olması da eklendiğinde görmezden gelmek zorlaşır...

Hasılı Huawei CFO’su Wanzhou’ya yönelik ABD operasyonu alacalı bir küresel savaşın cephelerinden. Bu marka konusunda tüm müttefiklerini de uyarmış ABD. Özellikle “Amerikan üslerinin

bulunduğu” müttefiklerini... (06/12, Hürriyet.)

ÖNCE ALIŞVERİŞ, SONRA FİŞ!..

Araya sıkıştırdığımız ‘gambit’ kelimesi oydu...

ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey’in Ankara’da yaptığı görüşmeler ve arifesinde söyledikleri arasında tezattan beslenen bir uyum var...

‘Astana’nın fişini çekme zamanı geldi’ açıklaması elbette Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaret göz önünde bulundurulmadan yapılmış olamaz. Bu denli gerçeklerle örtüşmeyen bir mesajın, yani Astana sürecinin -pratiğini beğenin beğenmeyin- işleyen tek zemin olması, emsallerinin bitkisel hayatta bulunması, ‘fiş çekme’ işleminin ancak Cenevre platformu için uygulanabileceği gerçeği tüm dünya tarafından apaçık bilinirken, ‘başarısız ve işlevsiz’ ilan edilmesi Jeffrey tipi bir oyuncunun aculluğu olamaz.

Yine de ne Rusya ne de Türkiye Cenevre’yi dışlamadı, hatta Astana sonrası için açık kapı bıraktı.

Astana kadar ABD’nin kurmaya başladığı gözlem noktalarını savunma biçimi, ‘yerimiz belli, işaretlerimiz belli’ diyerek Türkiye’yi ikaz etme dili de rahatsız ediciydi.

Görüşmelerin ardından ise Jeffrey’in söyledikleri şudur; “Gözlem noktaları savaş karakolları değil. Bunu unutmayın. Sahada neler olup-bittiğini önlemek için oradalar. Sınırdan Türkiye’ye ateş açan birilerine de caydırıcı olacak. Eleştirilerim Astana sürecine yönelik değil. Astana süreci işliyor”...

Şimdi bu nedir?

Biraz daha devam edelim...

“ABD ve Türkiye’nin Münbiç’teki işbirliği Suriye’nin tümüne barış getirilmesi için model oluşturuyor. ABD ve Türkiye’nin yakın işbirliği olmadan Suriye’de nihai bir çözüm bulunması mümkün değil”...

Bakla burada saklı...

Münbiç’te ortak devriye fikri ilk ortaya atıldığı anda, başarılı olması halinde diğer bölgelerde de uygulanabileceği aklı hep vardı. Şimdi bunun iyice elle tutulur halde iki ülke tarafından yüksek sesle tartışılıyor olması, gözlem noktalarını kolaylıkla gözden çıkarılır hale getirebilir.

Fakat vitrinde iyi dursa dahi gerçek bir kazanım olmaz. Münbiç’in Fırat’ın doğusuna ABD’yi taşıması olarak mı alacağız meseleyi? Zaten oradalar ama mevcudiyetleri gözlem noktaları gibi, terör koridoru gibi menfi tarif ediliyor şu anda.

Diğer oyuncular bu konuda ne diyor merak ederiz elbette ama Savunma Bakanlığı’nın açıklamasındaki, “ABD’nin terör örgütü YPG/PKK ile ilişkisini sonlandırması konusundaki haklı beklentimiz, gözlem noktalarından vazgeçilmesi ve ülkemizin güneyinde terör koridoru oluşmasına asla müsaade edilmeyeceği hususları ifade edildi” cümlelerinde sabit kalmak yerindedir.

Hatta ilk cümle kâfidir. Gerisi kendiliğinden çöker, çökertiriz...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp