Yalnızlığın ikinci boyutu

Yalnızlığın ikinci boyutu


Yalnızlığın ikinci boyutu

 

 

Günümüz insanı için yalnızlık dar bir sokak, derin bir kuyu, dibi görünmez bir uçurum… Bu kuyuya düşen kişi dış dünya ile bütün bağlarını koparıyor ve dev dalgalarla boğuşmak zorunda kalıyor. Zira patolojik yalnızlığa saplanan kişi insanlarla yan yana yürüse ve onlarla aynı ortamda bulunsa da iç dünyasında mutsuz ve kopuk bir yaşam sürüyor. Düşse elinden tutacak tek kişi dahi olmayacakmış hissine kapılıyor ve kendini zifiri bir karanlıkta buluyor. İnsanlarla alış veriş yapıyor, aynı iş ortamında bulunuyor, aynı taşıtta yolculuk yapıyor, aynı mekânda nefes alıp veriyor fakat onların varlığını hissedemiyor. Bu durum zamanla iletişim bozukluğuna ve ruhsal sorunlara sebebiyet veriyor. Zira bu türden bir yalnızlık insanın tabiatıyla uyumlu bir durum değil.

Peki, gündelik hayatta yalnızlığa ihtiyaç duyduğumuz anlar yok mudur? Elbette vardır, olmalıdır da… Kişinin zaman zaman kendisiyle baş başa kalıp düşünmeye ve tefekküre vakit ayırması patolojik yalnızlık değil aksine bir kazanımdır. Tarihe damga vurmuş birçok kişi, zamanın bir kısmında yalnızlığa çekilerek hayatlarının muhasebesini yapmış ve bu süreçte yararlı işlerle meşgul olmuş, eserler yazmış ve ilmi çalışmaları ile mum olup büyük kitlelere ulaşabilmişlerdir.

Birey ve toplumların maruz kaldığı sorunlara kafa yoran duyarlı insanlar vaktin bir kısmında yalnızlığa ihtiyaç duyarlar. Bu kişiler için yalnızlık ruhsal bir arınmaya, içsel bir yolculuğa ve insani bir tekâmüle dönüşür ve manevi bir kazanım olur. Nitekim Resulûllah, Ramazan ayında belli bir süre dünya ile ilgili kargaşalardan uzaklaşır ve itikâfa çekilirdi. Resulûllahın izini takip eden İslam büyükleri de günün bazı vakitlerinde yalnızlığı tercih etmişlerdir. Böyle durumlarda yalnızlık kişinin motiv güçlerini harekete geçirir ve ona iç görü kazandırır. Halini kritik eden kişi yeteneklerini geliştirme imkânı bulur ve toplum için faydalı eserler ortaya koyar.

Ruhi arınma ve içsel yolculuk için tercih edilen yalnızlık, sahibi için bir kazançtır. O nedenle yalnızlığın bu türünü sosyal izolasyondan ayırmak gerekir. Zira patolojik bir yalnızlık, kişiyi toplumdan ve kendinden uzaklaştırıp, kaygı bozukluğu, depresyon, korku ve stres, güvensizlik gibi sorunlara neden olurken içsel yolculuk ruhen olgunlaştırır. O yüzden insanın yalnızlığını iki kategoride değerlendirmek gerekir.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp