Yalancılıkta usta emperyalizm

Yalancılıkta usta emperyalizm


Bu hafta Cuma hutbesinin konusu yalancılıktı ve yalanın kötülüğü, doğruluğun önemi üzerinde Kur’an-ı Kerim’e ve sünnete dayalı güzel tavsiyelerde bulunuldu. Yalanın sosyal medyada çok ciddi bir sorun olmasına da temas edildi ve reel hayatta yasak olan yalancılığın sosyal medyada da yasak olduğu vurgulanarak güzel hatırlatmalarda bulunuldu. 

 

Ama ne yazık ki özellikle medyanın oldukça etkili olduğu günümüz şartlarında yalan, küresel emperyalizmin uluslararası platformdaki sultasını sürdürmesinin en önemli araçlarından biridir. Bunun örnekleri üzerinde durursak bayağı kafaları şişirmemiz gerekecek. O yüzden doğrudan, bugün bizi böyle bir konu üzerinde durmaya yönelten hadiseyle ilgili tespit ve tahlillerimize geçmek istiyorum. 

 

En başta şunu belirtelim ki bizi takip eden değerli okuyucularımız kısaca IŞİD veya DAİŞ diye bilinen örgüte, bu örgütün stratejisine ve eylemlerine başından beri karşı olduğumuzu, onun oluşturduğu kötü imajın genel anlamda İslamî harekete olumsuz yansımalarının olduğunu sıkça dile getirdiğimizi bilirler. Ama bu konudaki tavrımız öbür tarafta, ABD’nin IŞİD’e karşı savaş gerekçesini kullanarak sergilediği vahşeti onaylamamızı da gerektirmez. 

 

Bilindiği üzere hâlen küresel emperyalizmin başını çeken ülkelerden olan ABD’nin işgal güçleri 2 Şubat Çarşamba gecesi Suriye’nin İdlib bölgesinde, IŞİD’in yeni lideri olduğu söylenen Ebu İbrahim El-Haşimi El-Kureşi’ye karşı operasyon düzenledi. 

 

Saldırıdan hemen sonra ABD Başkanı Joe Biden, askerlerinin IŞİD liderine yönelik oldukça başarılı bir operasyon gerçekleştirdiğini ve Ebu Bekir El-Bağdadi’den sonra örgütün başına geçen liderinin de öldürüldüğünü duyurdu. 

 

Başlangıçta her şey yolundaydı ve Biden’a göre ABD askerleri çok başarılı bir operasyon gerçekleştirmişlerdi. 

 

Ama olay yerinde yapılan teşhislerde, saldırıda aralarında 6 çocuk ve 4 kadının da bulunduğu 13 kişinin öldürüldüğü tespit edildi. Gerçi çocuk sayısı daha sonra bazı kaynaklarda 3 olarak verildi ama biz başlangıçta verilen bilgilerin dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz. 

 

Durum, ABD askerlerinin, iddia edildiği gibi bir örgüt liderini imha etmekle kalmadığını, tam anlamıyla bir vahşet sergilediklerini, etraflarında neler olup bittiğinin farkında olmayan çocukların ve sivil kadınların da vahşice katledildiğini gösteriyordu. 

 

Böyle bir katliamın ve vahşetin tepkilere ve eleştirilere sebep olacağını anlayan Biden hemen ağız değiştirdi ve Amerikan askerlerinin aslında, IŞİD liderini sağ ele geçirmeyi ve kendince “adalet (!)”e teslim etmeyi amaçladığını, bunun için teslim olma çağrısı yaptıklarını, ama Ebu İbrahim El-Kureşi’nin kendini patlatarak beraberindeki çocuklarla ve kadınlarla birlikte hedef alınan binada bulunanların tümünü imha ettiğini ileri sürdü. 

 

Hadiselerle ilgili görüntüler ve gelişmelere tanıklık edenlerin verdiği bilgiler ise Biden’ın iddialarını doğrulayacak nitelikte değildi. Çünkü Amerikan işgal güçlerinin operasyonu üzerine çatışma çıktığı, hedef alınan binadan füze atıldığı, hatta bir helikopterin düşürüldüğü ve bu çatışma üzerine Amerikan güçlerinin binayı yıkarak içindekilerin de tümünü korkunç bir şekilde katlettikleri anlaşılıyordu. 

 

Olayın gerçekleştiği Atme bölgesinde yaşayanlar, Amerikan güçlerinin saldırısı üzerine saatlerce çatışmalar olduğunu dile getirdiler. Bu arada bir helikopterin de düştüğü belirlendi. Ancak ABD, bu helikopterin arıza yaptığı ve kendi güçlerinin onu imha etmek zorunda kaldıkları iddiasında bulundu. Oysa bu da tamamen saçma bir iddiaya benziyor. 

 

Olay yerinde meydana gelen enkaz ve tanıkların verdiği bilgiler hedef alınan binaya havadan saldırı düzenlendiğini gösterirken Biden, sivillerin zarar görmemesi için binanın çevresine havadan indirme yaptıkları ve hoparlörlerle içeridekilere “teslim olun” çağrıları yaptıkları iddiasında bulundu. 

 

Tanıklıklar ve ortaya çıkaran manzara, ABD’nin iddialarının tamamen saçma ve Biden’ın da usta bir yalancı olduğunu gösterirken maalesef piyasada onun söyledikleri dolaşıyor. 

Google+ WhatsApp