Yağlı kazığa oturtma tehdidine, CHP kafası alkış tutuyordu!

Yağlı kazığa oturtma tehdidine, CHP kafası alkış tutuyordu!


Hukuk dışı hiçbir açıklamaya destek vermem mümkün değil.

Dostuma da yapılsa.

Karşıt birisine de yapılsa..

Hakaret-küfürle işim olmaz.

Tehditle hiç olmaz. 

 

Sonuçta da daha bir hafta önce, iki ayrı dosyadan, bana sorarsanız basın özgürlüğüne apaçık bir darbe olan icra dosyalarından yürüttükleri hacizleri ile karşı karşı kaldığımız Kemal Kılıçdaroğlu’na da yönelik olsa..

İlkeli duruşumdan taviz vermeme adına, tehditleri onaylayamam..

Dolayısı ile.

Alaattin Çakıcı’nın, daha önce Tayyip Erdoğan’a yönelik..

Şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sözlerini tasvip etmem..

 

Ama bir gerçeği de tespit etmemiz lazım..

Bizim bu “ilkeli duruşu”muzu, kimsenin istismar etmemesi lazım..

Onlara yönelik bir tehdit sözkonusu olduğunda, bizi koroya alarak, hep birlikte savunma geliştirilirken..

Başkalarına yönelik saldırılarda, tehditlerde, “başınızın çaresine bakın” deniliyorsa..

Hatta tehditler savuranlar alkışlanıyorsa..

 

Bunun da muhataplarımıza hatırlatılması gerekir..

Mustafa Kemal dönemindeki, “fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir”den başlarsak, bugüne gelemeyiz..

Adnan Menderes’e yönelik olarak, İsmet İnönü’nün sarf ettiği “Sizi ben bile kurtaramam” tehdidinin ayrıntısına girsek..

1961’e bile varamayız.

Ki..

 

“Sizi ben bile kurtaramam” dedikten sonra da..

Filhakika Adnan Menderes idam da edilmişti..

Kurtarmak istedi de mi kurtaramadı.

Yoksa; tehdidi ile idam sehpası ile zaten bütün oyunun kurgucusu bizzat kendisi miydi, ayrı bir konu..

Hızlı geçelim..

 

Ama siz o geçtiğimiz tarihlerde, bu ülkenin dindar insanlarına..

Muhafazakar siyasetçilerine, kimsenin tehditte bulunmadığı, ülkenin güllük gülistanlık olduğu izlenimine kapılmayın..

Mesela atlayacağımız dönemden, Necmeddin Erbakan’ın ilk kurduğu parti olan Milli Nizam Partisi’nin kapatılması davasında bile, “kapatmanın ardından idam talepli ceza soruşturmaları gelebilir” tehdidini bir kenara koyalım..

Gelelim, “yağlı kazık muhabbetli” 28 Şubat sürecine..

Bugünlerde de Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’na yönelik sözlerinde, “kazık” eksenli sözler var ya..

 

Bugün hemen her parti (Hepsi değil, ‘hemen her parti’ diyorum. Çünkü MHP’den henüz o yönde bir açık kınama gelmedi)  “kazık” kelimesi geçen tehdit sözleri sebebi ile kınamada bulunuyorlar ya..

O tarihte bakın “yağlı kazık” eksenli ne tehditler savurulmuş..

Bugünkü İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Necmeddin Erbakan başbakanlığındaki hükümette, İçişleri Bakanı’dır.. 

Darbeci generaller, hükümete sürekli tehditler savurmaktadırlar..

Hürriyet gazetesi, bu tehditlerden birisini, “Gerekirse silah kullanırız” diye manşete çekmiştir..

 

Bugün siyasi parti genel başkanına, şu veya bu kişinin yaptığı tehditlerden farklı bir ağırlığı sözkonusu mudur, TSK’da görev yapan bir generalin, “Gerekirse silah kullanırız” şeklindeki sözleri?

Ve bu sözü, sarf edilmiş olsa bile..

Bir gazetenin, manşetine çekmesinin hesabı sorulmuş mudur, bu ülkede?

Bu tehdit yapıldığında, bugünkü tehditlerden şikayetçi olan CHP kafalı siyasetçiler ne yapmışlardır?

“Yanlış oldu” mu demişlerdir..

 

Yoksa..

“Daha bu ne ki.. Çok daha ağırları gelecek” minvalinde açıklamalarla o illegal tehditlere destek mi çıkmışlardır?

Yine o günlerde..

Meral Akşener’e yönelik olarak, gazetelerde dedikodu gibi sunulan, ama gerekli yerlerin mesajı aldığından da şüphe edilmeyen, “yağlı kazığa oturtma” tehdidini ne yapacağız?

Değişik anlatım tarzları vardır ama..

 

Çevik Bir’in, Erol Özkasnak’ın, en sonunda ise, Çetin Şanver isimli bir generalin bu sözü sarf ettiği iddia edilmiştir ama..

Sonuçta ismi ne olursa olsun, görevde olan bir generalin, görevdeki bir İçişleri Bakanına, bu tehdidi yaptığından kimsenin şüphesi yoktur..

Şöyle anlatılmıştı, o günlerde, bu tehdit:

Bir general, Meral Akşener’e iletmesi için, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ünüsan’ı arar ve şöyle der: “Söyleyin o kadına ayağını denk alsın, yoksa İçişleri Bakanlığı önünde yağlı kazığa oturturuz!”

Hani, o tarihte söylenip, sonra unutulmuştur. Yine de biz, hep hoşgörülü taraftan olduğumuz için..

 

Es geçebiliriz, bu tehdidi..

Ama..

2002 sonunda, AK Parti tek başına iktidara geldikten sonra..

“Ayağınızı denk alın. Şimdilik generaller, 28 Şubat sürecindekine benzer şekilde, bu tehditleri direkt gazete manşetlerinde yayınlatmaya başlamadı ama. Uyarıları dinlemez, başörtü yasağını kaldırırsanız, katsayı zulmüne son verirseniz, 28 Şubat tekrarlanır” tehdidi zımnında..

2003 Eylül’ünde, tam da AK Parti’nin “İlk bir yıl içinde, başörtü yasağını kaldıracağız” şeklindeki seçmene verdiği sözün son ayında, birden bire medyada 28 Şubat hatırlatmaları yayına giriyor..

 

Bunlardan birisi de Bilal Çetin’in, Vatan gazetesindeki 28 Şubat dizisi idi. 

O dizi vesilesi ile Murat Bardakçı da topa girip, o tarihte bir de şu başlıkla bir köşe yazısı yayınlamıştı:

“Kazığa oturtmak öyle kolay değildir, çok maharet ister”..

Ondan sonra, sıkı ise, başörtü yasağını kaldırın siz..

Kaldıramadılar zaten..

 

2012’ye kadar..

Arada, Deniz Baykal’ın TBMM Cumhurbaşkanı seçeceği dönemde yaptığı tehditler..

O tarihte Kanaltürk’ün patronu olan Tuncay Özkan’ın, onunla paralel şekilde Anayasa Hukuku profesörü geçinen Erdoğan Teziç’in yaptığı, “Cumhurbaşkanı seçilirsiniz ama, Çankaya’ya gidemezsiniz. Yolda arabanın lastiği patlar, başka şeyler olur” tehditlerini de unutmadık..

Oktay Ekşi’nin, “Sonun Adnan Menderes gibi olur” tehditleri, daha dün gibi, gözümüzün önünde duruyor..

Dolayısı ile..

 

Siyasilere yönelik tehditlere karşı çıkalım.

Çıkalım da..

Bunda samimiyeti de elden bırakmayalım..

Muhafazakar siyasetçilere yapılan tehditleri alkışlayıp, hatta bazılarını bizzat kendimiz yapıp, sonra da bir başka tehdit sözkonusu olduğunda, “Devlet mafyaya teslim oldu” derseniz..

İnandırıcı olamazsınız.

 

Şunu da hatırlatayım..

Muhafazakâr siyasetçilere yönelik tehditler, sözden fiile geçen, somut örnekleri olan, hayata geçirilmiş, gerçek hayatta karşılığı olan tehditlerdir..

Not edelim..

Hiç kimsenin oyununa da gelmeyelim.

Google+ WhatsApp