Ya ‘irtica’yı açıkla ya da her şey haram olsun!

Ya ‘irtica’yı açıkla ya da her şey haram olsun!


Ya ‘irtica’yı açıkla ya da her şey haram olsun!

 

 

28 Şubat darbesinin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı emekli olduktan sonra, aynı koltuğa oturan Hüseyin Kıvrıkoğlu, şimdi devletin imkanları ile denize nazır mekanlarda emekliliğinin tadını çıkartırken, bu milletin parasını yerken, bu milletin değerlerine de, hayali kavramlar üzerinden saldırmaya devam ediyor..

Türkiye, zor da olsa, uzun bir süreçten sonra da olsa, ‘irtica’ hayali suçlaması ile tahkir edilen bu ülkenin özbeöz çocuklarının haklarını verdi. Temel hak ve özgürlükleri tanındı..

Başörtü yasağı, sadece üniversitelerde değil, memurlarda da, hatta poliste bile, askerde bile kalktı.. İHL’lere uygulanan katsayı zulmü bitti. Çocuğunuza Kur’an öğretmek istediğimizde karşımıza çıkan engeller kaldırıldı..

Ama, hâlâ birileri, içi boş “irtica” kelimesi üzerinden, eski alışkanlıklarını devam ettirmeye çalışıyorlar..

Bu ülkenin dindar insanlarını tahkir etmeye çalışıyorlar. Dindar insanların haklarını kısıtlama potansiyelini diri tutmaya çalışıyorlar.. 

Kıvrıkoğlu’nu, şimdilik kötü niyetliler grubuna almayalım..

İrtica deyince, herkesin kafasında bir başka hayali niteleme oluştuğundan hareketle, hüsnü zan besleyelim..

Hatırlatalım..

İrtica denilince, kimisinin aklına; eline silah almış, kafa kesen DAEŞ geliyor olabilir..

Kimisinin aklına; kerameti kendinden menkul şeyhini, belki de CIA’nın kucağında oturan şeyhini peygamber gibi her dediğine itirazsız itaat edip, Allah’ın emirlerine bile aykırı isteklere boyun eğen kim oldukları belirsiz gruplar geliyor olabilir..

Önemli olan, 28 Şubat’taki zalimlikleri, irtica gerekçesi ile normal gibi göstermeye çalışanların, kafalarındaki ‘irtica’nın ne olduğu..

Ve o ‘irtica’ için, kimlere ne vicdansızlıkları yaptıkları..

Onun için Hüseyin Kıvrıkoğlu’na çağrıda bulunuyorum: ‘Kafanızdaki irtica nedir?’

‘Sizin kafanızdaki irtica nedir ki, o hain süreçten 22 yıl geçmiş iken bile, o dönemde yaşanılanların yanlış olmadığını söyleyebiliyorsunuz..’

Ne söylemiş, Hüseyin Kıvrıkoğlu?

Meşhur “28 Şubat bin yıl sürecek” sözünü açıklarken, sözümona kendisini haklı çıkartacakmış gibi sandığı, öncesindeki bir olaya atıf yapmış..

Gazeteciler, Başbakan Bülent Ecevit’e, ‘28 Şubat bitti mi?’ diye sormuşlarmış..

Başbakan Ecevit de, Merve Kavakçı’ya başörtülü olduğu için milletvekili yemin ettirilmemesinin, RP sonrasında bir de Fazilet Partisi’nin bile kapatılmasının rahatlığı ile, ‘28 Şubat defteri kapandı’ şeklinde bir cevap vermiş..

Yani, “Hakimiyet artık bizde. Kafalarına vurup, defterlerini dürüyoruz. Artık kimse kımıldayamaz” demiş..

Yani, “Başörtü yasağı, artık sadece memurlar için değil. Üniversitelerde, hatta ilahiyat fakültelerinde bile uygulanıyor. İHL’lerin önünde, başörtülü kızları okuldan içeri almadığımız gibi, direnenleri topluca otobüslere bindirip, şehrin dışına götürüp orada bırakıyoruz.. Bu ahlaksız vicdansız, insanlık dışı uygulamalarımıza bile, kimsenin çıt çıkarttığı yok.. Artık 28 şubat kapandı”demiş..

Bülent Ecevit bunu söylerken, Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun da küçük bir itirazı varmış..

O itirazı, kendisine sorulduğu için yapmış.

Ecevit’in sözleri kendisine sorulduğu için, Kıvrıkoğlu, o tarihte şunları söylemiş:

“MGK toplantısında söz aldığımda, Başbakan’ın bu sözünden (28 Şubat defteri kapandı) ötürü, ‘28 Şubat kararları TSK’nın değil, MGK’nın kararlarıdır. Kararlar Anayasamızın 3’üncü maddesinde ifadesini bulan değerleri aşındırmaya çalışan irticai faaliyetlere karşı alınmıştır. Bunlara karşı Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak için alınması gereken tedbirleri kapsar. Amacı, irticai faaliyetleri yok etmek veya asgariye indirmektir. Dolayısıyla irticai faaliyetler olduğu sürece 28 Şubat devam edecektir. İrtica bin yıl sürerse 28 Şubat da bin yıl sürecektir’ dedim.”

İyi polis, kötü polis numarasını bilirsiniz. Haksız yere gözaltına alınan masum kişiye, önce kötü polis gelir işkence yapar. Sonra iyi polis gelir, kendisine yardımcı olabileceğini söyleyerek, olmayan suçu itiraf etmesini ister.. ‘Ben ne suçu işledim ki itiraf edeyim’ denildiğinde de, tekrar kötü polis işkenceye devam eder..

Bunların ki de, o hesap..

Ecevit “kapandı” diyor..

Sanki o tarihte, başörtü yasağı kalkmış. Sanki o tarihte, katsayı zulmü bitmiş. Sanki o tarihte Kur’an kursuna gitme hakkına getirilen engelleme kalkmış gibi.

Hemen ardından Kıvrıkoğlu devreye giriyor..

“Bugün biz o yasakları kaldırmadık. Birisi kaldırmayı aklına getirecek olursa, biz buradayız. 28 Şubat 1000 yıl sürecek ha” mesajını vermiş..

Ve o rezilliklerin, o hayasızlıkların üzerinden, üniversiteye giden 18 yaşındaki kızların saçlarından çekilip, fakülte binalarından çıkartıldığı o ahlaksız görüntülerin yaşandığı fotoğraflardan dolayı, 80’ine dayanmış bu genelkurmay başkanı, halktan bir helallik isteyeceğine..

28 Şubat döneminde yapılan zulümlerin anayasa gereği olduğunu söyleme cesaretinde bulunuyor..

Sorsak Kıvrıkoğlu’na, “Göster bize, Anayasa’nın 3. maddesinin neresinde, başörtülü kızın üniversiteye gidemeyeceği yazılı” diye..

Verebileceği cevabı yoktur.

Ezberlemiş bir şey..

“İrtica” diye kafasına sokmuşlar bir şey..

80’ine gelmiş, “irtica ne” cevabını vermeden, ezberini tekrarlayıp duruyor..

Bize de..

“Ya irticayı açıkla.. Başörtü yasağının doğru olmadığını, kastının dışında olduğunu söyle.. Ya da.. Aldığın emekli maaşın da.. Yararlandığın tüm devlet imkanların da.. Sana haram olsun” demek düşüyor..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp