Virüs’ün kontrolü Çin’e geçerken...

Virüs’ün kontrolü Çin’e geçerken...


Çarşamba günü; “Görülmesi gereken; durgunluk, sermaye kaymaları, salgın, petrol siyaset/istikrar çökmelerinin birleşerek ayrı bir vakum oluşturduğudur.. ‘Kara delik’ diyebilirsiniz” yazmışız..

Keza, “Salgın, politik sonuçlar üretir. Bu biraz da virüsü yönetecek/ yenecek lider(likle) ilgili. Türkiye’nin, ağır önlemleri ardı sıra ve gözünü kırpmadan almasının birincil sebebi elbette insanını ve ülkeyi korumak. Ama ikincil yani jeopolitik ve siyasi sebepleri de olsa gerek! Krizin mümkün olan en az hasarla savuşturulması, ortaya çıkacak küresel ekonomik durum ve tercihlerde ilk sıraya yükseltebilir Ankara’yı” diye eklemişiz... (18/03, Yeni Şafak.)

Aynı akşam Cumhurbaşkanı salgınla mücadele konuşmasının girişine şu cümleleri yerleştiriyor...

“Dünyada ağır sonuçları olan salgınlar, aynı zamanda büyük siyasi, sosyal, ekonomik dönüşümlerin de tetikleyicisi olmuştur... Sanayileşme, ardından gelen teknoloji ve bilgi devrimleriyle şekillenen bugünkü dünyanın nasıl bir geleceğe evrileceğini kestirmek şu anda zordur. Ancak, artık hiçbir şeyin eskisi gibi gitmeyeceği, gidemeyeceği de açıkça ortadır. Küresel ekonomik, siyasi ve sosyal düzende köklü değişiklikler yaşanması muhtemel yeni bir döneme giriyoruz. Türkiye’nin bu fotoğrafı özellikle kendi için avantajlı bir yerde durdurarak oraya bunu döndürmesi şarttır”...

**

Bu konuşmanın arteri, salgına karşı sağlıklı kalmanın önlem ve yolları ile alınan ekonomik tedbirlerdi. Çok doğal olarak kamuoyunan ilgisi de bu noktaya odaklandı. Ancak devletin meseleyi tutuş biçiminin hedefe “iki koldan” yürümesi kıymetli; bir, önce sağlık, iki, salgın sonrası yeni dünya...

Salgının dünyayı taşıdığı ‘yeni’ hakkında ilk bilinmesi gereken, dünyanın ekonomik ve siyasi olarak neredeyse hazır(lanmış) halde bekliyor olmasıydı. 2008 küresel mali krizi hem Batı’nın sarsılmasını hem politik, ekonomik olarak Çin’e yönelik kaymayı tetikledi. 2020 krizi/salgını, aynı yönde çok daha büyük bir kaymayı itekliyor!

Esasen, “salgının merkezi Çin’den Avrupa’ya kaydı” cümlesi ile Trump’ın, “kendimi savaş dönemi Başkanı gibi hissediyorum” sözlerinin tercümesi de bu.

Salgın ve ekonomik atakta hedef Wuhan merkezli Çin’di. Şimdi hedef aynı mı? Şu an Avrupa. Yarın ABD. Ve Başkanlık seçimleri geliyor. (‘Inside the Military’s top secret plans if Coronavirus cripples the goverment’, 18/03, Newsweek.)

Salgın/ekonomik kriz/politik istikrarsızlığın kontrolü Çin’in eline geçebilir! Kuşkusuz, ‘ortaklarıyla’ birlikte...

**

Çin’in virüsle savaşı son üç gündür ayrı bir evreye geçti ve yeni vaka sayısı sıfırlandı. Bu aşamaya yaklaşılır yaklaşılmaz Pekin yönetiminin “dünyaya yardım” için tamamen ayrı bir sayfa açtığı gözlemleniyor...

En merak edilen konuların başında, virüsün nasıl olup da yaşamı/yayılması için en uygun koşullara sahip Hindistan’ın etrafından dolaşarak Batı’ya ulaştığı geliyor. Hindistan’da hasta/kayıp sayısı nasıl bu kadar sınırlı kalabiliyor?

Soruyu şu şekilde sadeleştirebiliriz; Hindistan’ın salgınla baş-edebilmesinde Çin’in rolü nedir? Delhi kısa vadede ne görüyor?

İtalya bunların başında geliyor. Salgından en ağır darbeyi yiyen ülke Çin’den gelen yardımı (37 doktor grubu) alkışlarla karşıladı ve neredeyse mücadelenin yönetimini Pekin’e bıraktı.

Muhtemelen Çin’in yardım eli İngiltere ve Almanya’ya da ulaşacak. Bu iki ülkenin, ekonomik ve politik olarak Doğu-Batı rekabetinde kendine yeni yerler aradıkları, hatta zaman zaman ABD ile ters düştükleri artık günlü bilgi sayılıyor. Londra ve Berlin’in, hastalığın ülkelerindeki potansiyel etkisini/risklerini nasıl tarif ettiklerini anımsadığımızda yardımın bu başkentlere ne kadar nüfuz edebileceğini de kestirebiliriz...

Kraliçe’nin karantina karantina virüsten kaçırıldığı, Prens Philip’in virüsten öldüğü iddialarının dünya televizyonlarında bangır bangır döndürüldüğü ortamda, “Britanya’yı kim kurtaracak” sorusunun cevabı ‘Pekin’ olursa, Beyaz Saray’ın, “Çin virüsü” etiketini ısrarla salgının ilk adresi üzerinde tutmaya çalışmasını daha iyi anlayabiliriz...

**

Çin’in ‘mikropla’ mücadeleyi, virüsle savaşta imkân/kabiliyet/stratejisi bulunmayan, coğrafi konumlanması kendi hedeflerine uygun ülkelere taşımaya başladığı açık...

Pakistan öyledir. (‘Xi holds talks with Pakistani president to deepen ties amid fight againest Covid-19’, 17/03, Xinhua.) Rusya öyledir. (‘China ready to organize emergency supplies of medicines to Russia, 19/03, TASS.) İran öyledir. (Chinese people, firms send new anti,corona aid to İran’ 13/03, Tehran Times.) Afganistan öyledir ve Asya-Pasifik’teki kimi ülkeler dahildir. (‘South Asia’s Coronavirus Cases may be tip of the İceberg’, 17/03, Foreign Policy.) Yani, Batı’ya giden yollar ile Batı’dan gelen yollardır. Yani, Pasifik savaşlarının biyo-politiğidir...

Çin hükümeti ve uluslararası büyüklüğe sahip kimi şirketleri, şimdiden, Fransa, İspanya, Belçika, Irak, Filipinler ve.. ABD’ye doktor ve sağlık ekipmanı göndermiş durumda. Bu öncelikle ‘yardım’ ama sadece yardım değil. Çünkü dünya medyası ve kamuoyu, Washington’un her gün Çin’i salgın konusunda yerin dibine sokarken Pekin’den gelen yardımları görüyor. (‘As the U.S. blames China for the Coronavirus pandemic, the rest of the world asks China help’, 18/03, The İntercept.)

Google+ WhatsApp