Veliaht çıplak!..

Veliaht çıplak!..


Şimdi, ‘veliaht çıplak’ diyenlerin dönemi ve Biden ABD’si ‘ısırabileceğini’ dişliyor…

Amerika’yı gösterip, ’Kral Çıplak’ diyenlerin kazanacağı dönemdeyiz ama o Kral Riyad’da yok..

Başta CIA, Amerikan istihbarat camiasının, 2 Ekim 2018’de İstanbul’da yaşanan dehşete, Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan konsolosluğunda katledilmesi ve ardındaki şebekeye ilişkin raporu-bir ihtimal siz bu satırları okurken yayınlanmış olabilir-açıklanmak üzere…

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın cinayete karıştığını gösteren ‘Çok Gizli’ belgelere ilişkin kırıntılar ABD medyasında yer bulmaya başladı…

Eğer bu rapor ve içerdiği belgeler, Veliaht Prens’i Kaşıkçı cinayetinin faili olarak işaret ederse, ABD’nin Suud’a, “eğer ‘Krallık’ın, hanedanın devam etmesini istiyorsanız yeni veliaht bulun” dediğine inanmaya başlayabiliriz…

Bu önce Suud politiğinin, sonra Körfez ve Ortadoğu politiğinin, İran ve İsrail politiğinin değişeceği anlamına gelir. Ve bu ana resmin orta boy pikseli olur.

Pekin-Riyad ilişkileri, Aramco-enerji ilişkileri, Rusya, ABD’nin Arabistan’la silah ticareti ilişkileri, hele hele İngiltere ilişkileri, biraz Yemen, biraz Mısır ilişkileri anlamına gelir…

Sonunda resim öyle büyür ki, Amerikan iç siyasetinin ana parçasına dönüşür, hafif yaralı ama gayet heyecanlı, 2022 Kongre ve 2024 ABD Başkanlık seçimlerinde intikam arayan, ‘hırsla’ ittifak yapan herkesin politik infazına dönüşür!..

***

Biden yönetimi önce S. Arabistan yönetimiyle yapılan silah anlaşmalarını askıya aldı. Hani Trump’ın Oval Ofis’te Prens Salman’ı yanına oturtarak kamuoyuna kartonlarla gösterdiği anlaşmalar. Ardından, Yemen savaşına müdahale etti ve Riyad’ı çerçeveledi. Hatta Katar’la barışması ve yaptırımları kaldırması için yaptığı baskı da eklenebilir. Devamla, ülkedeki demokrasi üzerine konuşmalara, en sonunda da bahsettiğimiz raporun ucunu göstermeye başladı.

Esasen bu abanmanın nedenleri içinde Riyad’ın Çin’le gelişen enerji dahil ilişkileri, Rusya ile sınırı aşan temasları, Biden’ın İran politikasına çelmeyen adımları da sayılabilir ama.. Krallığın en çok ‘ABD ile ilişkilerinin’ Biden tarafından hedefe konduğu hissediliyor…

Arabistan’ın paniğe kapıldığı bu mesafeden bile izlenebiliyor. Nitekim sorun çözme pratiği hemen kendini gösterdi ve ayın 21’inde Amerikan Lockheed Martin firmasıyla on milyarlarca dolarlık savunma anlaşmasını bir kalemde imzalayıverdi. Washington bunu memnuniyetle kabul edecek ama dişinin kovuğuna bile gitmeyecek.

Hatta Arabistan, bölgede İsrail’le normalleşme rüzgarına kendini iyice bırakıp, diplomatik ilişki kurmayı kabul etse dahi paçayı kurtaramayabilir. Çünkü Biden’ın istediği, Başkanlığını kısa ve orta vadede garantiye alacak, Trump ve ekibini siyaset sahnesinden silecek bir ‘iddianame’…

Trump(izm) riskinin hem ABD ‘eliti’nde hem Beyaz Saray’da yarattığı endişenin yanında hanedanın ABD karşısında hissettiği hiç zaviyesinde kalır…

***

Washington söylenceleri, ne kadar gerçekçilik rendesiyle budarsanız budayın, açıklanacak raporun veliaht prensin cinayeti onayladığı hatta emrettiğini ortaya çıkaracağını anlatıyor…

Biden bu raporu okudu. Perşembe gecesi ilerleyen saatlerde de Kral’la görüştü. Rapor kadar heyecanla beklenen bir gelişmeydi bu. Resmi açıklamalarda raporun esamesi bile yok. Ama konuşulmamış, en azından ima edilmemiş olması mümkün değil!

En hafif haliyle dahi bu gelişme, veliaht prensin gücünü ve bölgeye yönelik politikalarını hadım edecek. ABD-Suud ilişkisini fabrika ayarlarına döndürecek; otur, otur-kalk, kalk.

Yeni durumdan kıssa çıkaracak başka ülkeler de olmak lazım. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri bu gelişmeleri kendi adına nasıl yorumlayacak? Tıpkı Salman gibi BAE’nin prensi de, Biden’a kadar ABD ile kurduğu ilişki biçimine tövbe ederek çözülecek mi?

Amerika elbette S. Arabistan iç dengelerinin farkında. Ülkenin birden çok yumuşak karnı var. Ama veliaht prensin istikbalini karartmak aşırı güç kullanımı, ölçüsüz beklenti sayılabilir. Çünkü herkes biliyor ki, Selman, alternatiflerin hepsini oyun dışına attı ve bunu yaparken de herhangi bir merhamet duygusu beslemedi. Riyad’daki güç merkezlerine kendine göre ayarladı. Bu yüzden, tahta çıkamayacağını söylemek iddialı olabilir.

ABD önünde-sonunda Veliaht Prense kalabilir. Ama Salman tahta çıktığında gücünü Amerika ile paylaşacak kıvamda olacaktır…

***

Bu dosya içinde şimdilik öncelikli görünmeyen iki noktayı gözümüzü rapordan ayırmadan akıl cebimizde tutalım; birincisi ABD-Arabistan ilişkisinin ‘petrol’ boyutu!..

Petrol fabrika ayarlarına dönmeyebilir. Biden yönetiminin “iklim anlayışı”, üzerinde uzun uzun düşünülmesi, çalışılması gereken küresel siyasi hedefler güdüyor. ABD, ‘petrol kıtlığı’ korkusu duymuyor. ‘Bolluk’ değil, ‘ihtiyaç yok’ mânâsında alın!..

İkinci konu İngiltere. Londra, Arabistan’a en çok silah satan ülkeler listesinde ikinci sırada. Büyük paralardan bahsettiğimiz açık. Bu konumunu kaybetmek istemiyor. ABD’nin silah satışlarını askıya almasına bu yüzden omuz silkti. Birleşik Krallık’ın Arabistan ve Körfez üzerindeki etkisi, ABD’nin çıkarları ile uyuşmayan politik kademeler yaratabilir.

Şimdi ayaklarımızı uzatıp, raporu okumaya hazırlanabiliriz…

Google+ WhatsApp