Varan Bir: Sakarya Gaz Sahası

Varan Bir: Sakarya Gaz Sahası


Türkiye yıllık yaklaşık 40 milyar doları enerji ithal etmek için kullanıyor. Hep söylenegeldiği gibi, bugüne kadar enerji fakiri bir ülkeydik ve enerji konusunda dışa bağımlıydık.

Son yıllarda yerli enerji kaynaklarını bulma ve değerlendirme konusunda büyük adımlar atıldı. Hakkını teslim etmek gerek; Berat Albayrak’ın Enerji Bakanlığı döneminde atılan cesur adımlar sonucu enerji konusunda kendi kendine yetebilen, hatta belki de uzun vadede net ihracatçı konumuna geçebilecek bir ülke olabileceğimizi hayal etmenin ötesine geçmiş durumdayız.

Güneş enerjisini unutmayalım…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma gününü işaret ederek müjdeli bir haber vereceğini Ankara’da yapımı tamamlanan Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası’nın açılış töreninde duyurdu.

Beklenen müjdeli haberin yanında belki sönük kalmış olabilir ancak biz hatırlatalım: Bu hafta Ankara’da Türkiye’nin ilk, Avrupa ve Orta Doğu’nun tek entegre güneş paneli üretim fabrikası devreye alındı. Bu tesisin de ihalesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 2016 yılında gerçekleştirilmişti. İnşası tamamlanan tesis yıllık 500 megavat güneş paneli üretim kapasitesine sahip olacak. Böylece, gerçekleştireceği üretimle her yıl yaklaşık 100 milyon dolarlık panel ithalatını önleyecek. Bu paneller, Konya Karapınar’da kurulacak güneş enerjisi santralinde kullanılacak ve söz konusu santral yıllık 2,6 milyar kilovatsaat elektrik üretecek. Eylül ayı itibarıyla her ay 40 megavatlık bölümler halinde devreye alınacak olan Konya Karapınar santrali 33 ay içinde tam kapasite üretime geçecek ve en nihayetinde Türkiye’de güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı yüzde 25 artacak. En genel yenilenebilir enerji şekli olan güneş enerjisinden yararlanışını artırmaya kararlı olan Türkiye, bu sayede yıllık iki milyon ton karbondioksit salınımını engelleyecek.

Kalyon Güneş Enerjileri fabrikası, dünyada bu kapsamdaki 20 entegre tesisten biri oldu. Aynı zamanda bir de Ar-Ge merkezi kurulacak olan fabrikada 100 araştırmacı çalışacak ve sadece bugünle yetinmeyen, Türkiye’nin geleceği için daha fazla araştırma yapan, daha fazla geliştiren insanlar sayesinde çocuklarımıza daha güçlü bir Türkiye bırakabileceğiz.

“Milletin parasıyla doğal gaz buluyorlar”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Karadeniz’de, Karadeniz Ereğlisi’nin yaklaşık 150 km açığında, bugüne kadar Tuna-1 bölgesi olarak bölgede bulunan 320 milyar metreküplük doğal gaz bulunduğu müjdesini verdiğinde, ülke içinde karalar bağlayanlar galiba çocuklarımızın geleceğini hiç düşünmüyor. Öyle şeyler söylendi ki bu müjdenin doğal gaz bulunması ihtimali olduğu haberlere yansıyalı beri… Çıkarmaya değmeyeceğinden tutun, vatandaşa faydasından çok zararı olacağına kadar… “Milletin parasıyla doğal gaz buluyorlar,” demeye kadar getirdiler…

Yollar yapıldıkça, hastaneler yapıldıkça, havalimanları, fabrikalar, barajlar inşa edildikçe, silah sanayiimiz büyüdükçe, Türkiye’nin ilk yerli arabası projesi ilerledikçe ve daha nice somut yatırımlar yapıldıkça “istemezük” diyenlerin en azından bu harika haberi takdir edeceklerini düşünüyordum, yanılmışım.

ABD’de ya da Rusya’da uzaya gitmek için dev yatırımlar yapılırken “Ne işimiz var uzayda?” ya da “Vatandaştan aldıkları vergilerle uzaya gidiyorlar,” veyahut “Ne gerek var şimdi buna?” diyen olmuş mudur acaba? Açıkçası dün sosyal medyada, Türkiye’nin doğal gaz bulması haberi üzerine karalama kampanyasına geçen muhalefetin yazdıklarını okuyup “Bunların yaptıkları gerçekten ihanet” diyen yabancıları görünce içim acıdı. Türkiye yükselirken paçasından tutup aşağı çekmek isteyenlerin küresel rekabet içindeki ülkeler olması normal karşılanabilir, ancak bunu içeriden yapanlar malum kesimin iktidarı döneminde yıllarca Türkiye’de neden taş üstüne taş konamadığını çok iyi anlatıyor.

“Yerli ve Milli”

Arama ve sondaj faaliyetlerinin yenilenmesi ve özellikle de yerlileşmesiyle alınan bu netice, “yerli ve milli” vurgusunun ne kadar önemli ve yerinde olduğunu gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu sözleri de bu bakımdan oldukça önemli:

"Ülkemizde çok uzun yıllar boyunca petrol ve doğalgaz arama çalışmaları genellikle kiralama usulü ile yapıldı. Hele derin deniz sondajlarında tamamen dışa bağımlıydık. Yüzlerce milyon dolarlık arama faaliyetleri sonunda elimize 3-5 sayfalık rapor dışında hiçbir şey geçmedi. Kimsenin günahını almıyoruz, belki de gerçekten aradılar. Ama bulamadılar. Ama sonuçta biz, artık bu şekilde yürüyemeyeceğimizi gördük."

Fatih sondaj gemisi 29 Mayıs’ta İstanbul’dan hareket etti ve Tuna-1’deki rezervi 20 Temmuz’da tespit etti. Karadeniz’de bu kadar kısa sürede 320 milyar metreküplük bir rezerv bulunması, artık Sakarya Gaz Sahası olarak adlandırılacak olan bölgede bunun devamının gelecek olması ihtimalini oldukça güçlendiriyor. İsrail, 10 yıl boyunca Doğu Akdeniz’de doğal gaz ararken durmadı. Acaba 10 yılın sonunda Tamar’da 320 milyar metreküp doğalgaz bulduğunda, herhangi bir İsrailli buna bir eleştiri getirmiş midir acaba? Ya da İsrail burada dursaydı, Leviathan’da 600 milyar metreküp doğalgaz bulabilir miydi? Kıbrıs Rum Kesimi, Afrodit’te 130 milyar metreküp, Kalipso’da 200 milyar metreküp doğalgaz bulup Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesini kızıştırırken bir Rum da çıkıp “Ne işimize yarayacak?” demiş midir?

Oysa dün Türkiye’de “Doğu Akdeniz diyorlardı, şimdi Karadeniz çıktı; Erdoğan neler çeviriyor?” diyerek tüm denizlerimizde verilen çabayı bilmez ama konuşur “objektif (!)” gazetecilerle bile karşılaştık. Türkiye, Karadeniz’de olduğu gibi Doğu Akdeniz’deki arama ve sondaj faaliyetlerini sürdürecek, bu keşif Türkiye’yi daha da motive edecek. İleriye dönük her hamlede suyu bulandırmaya çalışanlara rağmen, bu ülke hak ettiği yere doğru yürümeye devam edecek. Vatanımıza, milletimize hayırlı olsun. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun.

Google+ WhatsApp