Üzüntüyü def etmenin yolları

Üzüntüyü def etmenin yolları


Üzüntüyü def etmenin yolları

 

 

Kindi, Üzüntüden Kurtulma Yolları adlı risalesinde insanı hüzünlendiren etkenlere vurgu yapar ve itidal sınırları dahilinde kaldığı sürece hüznün kişiyi güçlendireceğini ifade eder. Kindi’ye göre üzüntü, sevilen şeylerin kaybı neticesinde ortaya çıkan bir duygudur. Üzüntüyü kontrol altına alabilmek için ise kişinin sevgi ile bağlandığı nesne ya da eşyaların kendisine ait olmadığının ve bir gün elinden alınacağının farkına varması gerekir. Kişinin emanet olarak verilen imkânları kendinden bilmesi ya da hiçbir şekilde sahip olamayacağı şeyleri hedeflemesi kronik hüzne ve karamsarlığa neden olur. Huzur ve sükûna ulaşabilmek için ise kişinin evrendeki konumunu doğru şekilde kavraması ve geçici olana değil, kalıcı olana odaklanması gerekir.

Peki nedir hiçbir zaman kaybetmeyeceğimiz şeyler? İman, erdem, cömertlik, iyilikseverlik, fedakârlık, şefkat ve sevgi gibi asli değere sahip olmak kalıcı bir huzurun garantisidir. İnsan eğer isterse fıtratında mevcut olan bu değerleri yeşertir ve arzu ettiği huzura ulaşabilir.

Ruhumuzu kanatacak olaylardan ve hüzün veren şeylerden uzaklaşmaya çalışırız. Peki hüzünle yollarımızı tamamen ayırma şansımız var mı? Hayır. İnsanın olduğu yerde hüzün mutlaka vardır. Zira insan varsa orada imtihan da vardır ve yaşadığımız imtihanlar hüznü de beraberinde getirir. Eğer imtihan varsa, hastalık, ayrılık, ölüm, yoksulluk ve yoksunluk gibi mahrumiyetler de var demektir ki, bu mahrumiyetlerin yolu acıya ya da hüzne çıkar. Peki ne yapabiliriz? Acıyı ve hüznü sabır, tevekkül, dua ile karşılayıp teslimiyet göstermek zorundayız. Eğer bunu başarabilirsek hüzün bizim için bir ızdırap değil, kazanca dönüşür.

İnsan, talepleri bitmeyen muhteris bir varlıktır. Oysa insanın ulaşma şansı olmayan hedeflere yönelmesi hüzne ve karamsarlığa davetiye çıkarır. O nedenle elimizden gidenler için sabrı kuşanırken elde edemeyeceğimiz şeyler için hırsa kapılmayıp teslimiyet göstermeliyiz. Unutmayalım mülk Allah’ın, yer Allah’ın, gök Allah’ın ve canlı cansız bütün varlık âlemi O’na ait, O’nun emrinde… Bizler bahşedilen nimetlerin şükrünü eda etmek ve bu nimetleri olması gerektiği şekilde kullanmak zorundayız.

İNSAN NASIL YOKSULLAŞIR?

Günümüz insanı yaşlanmaktan korkuyor: Oysa yaşlanmayı ortadan kaldırma şansı yok. Fakat hayırlı işler peşinde koşarak bunu kazanca çevirebilir.

Günümüz insanı ölümü yok sayıyor: Oysa ölümü kabullenmek, aynı zamanda gerekli çabayı göstermek ve zamanı kazanca çevirmek demektir.

Günümüz insanı yoksulluk, hastalık, ayrılık ve yalnızlıktan korkuyor: Unutmayalım, bütün bunlar insana mahsus imtihan halleridir. Eğer imtihana sabırla karşılık verebilirsek Allah’ın müjdelediği kullardan olabiliriz.

Modern kültürün şekillendirdiği insan, kul hakkı yemekten korkmuyor: Kul hakkı konusunda hassasiyet göstermeyen insanlar görünene bakarak kazandıklarını zannediyorlar. Oysa kul hakkı haramdır, harama bulaşan kişi ise kaybedenler safındaki yerini almıştır.

Günümüz insanı kalp kırmaktan korkmuyor: Kalp, Allah’ın sevgisinin barındığı bir değerdir. O nedenle kalp kırmamaya özen gösterilmelidir.

Günümüz insanı Allah’a şirk koşmaktan, namazı terk etmekten korkmuyor: Müslüman şirkten uzak durmalıdır. Namaz ise İslam’ın ilk şartıdır. Bu iki önemli noktada hassasiyet göstermeyen kişi manen yoksullaşmakta ve bütün servetini kaybetmektedir.

Günümüz insanı harama bulaşmaktan kaçınmıyor: Harama bulaşmaktan kaçınmayan insan körleşmiş, sağırlaşmış ve duyarsızlaşmıştır. Bu kişi artık dünyanın en yoksul insanıdır.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp