Uyuyanların dünyası

Uyuyanların dünyası


Uyuyanların dünyası

 

 

Platon, “mağara metaforu” ile toplumsal ve bireysel değişimi ve bu değişimin diğerleri üzerinde uyandırdığı etkiyi ima eder. Mağara metaforunda yer alan zincir sıradan insanları, mağaranın dış çevresi ise varlık âlemini sembolize eder.

Hatırlayacağınız üzere mağarada zincire vurulmuş insanlar duvara dönmüş, öylece durmaktadırlar. Arkalarında yanan ateşin kıyısında ise nesneler ve bu nesnelerin duvara yansıyan gölgeleri vardır. Mağaraya kilitlenmiş vaziyette duran insanlar ateşin duvara yansıyan gölgesini görürler fakat dış dünyada olup biten gerçekleri göremezler. Zira onlar duvara yansıyan gölgelerin gerçek dünya olduğuna inanmakta ve bununla avunmaktadırlar. Sonra içlerinden biri bütün cesaretini toplar, zinciri kırıp dışarı çıkar ve burada nesneleri, güneşi ve varlık âlemini görür. Mağaraya geri döner ve arkadaşlarına dışarıdaki dünyayı, olayları, hareketleri ve güneşi anlatır fakat kimse ona inanmaz.

 

Metafor bilinci uyanık insanların, bilinci körelmiş bir toplumda karşılarına çıkabilecek sorunları özetler nitelikte. Zira bilinçsiz kitlelerin sakinleri, aklını kullanan, soru soran ve uyuyan fertleri uyandırabilmek için çaba gösteren kimseleri düşman olarak görür ve tepkilerini ortaya koyarlar. Doğruya doğru demekten kaçınmayan bunun için ağır bedeller ödeyen kimseler ise ölümü göze alarak kendilerine katılan birkaç kişi ile birlikte mücadeleye devam ederler.

İslam, Müslümanlara şuurlu bir ümmetin inşası için çaba göstermelerini emreder. Ancak küresel terörün kuşatması altında ağır imtihanlardan geçmekte olan bizler, esarete rıza gösterip tepkilerimizi kaybediyoruz. Hemen her dakika, her saniye üzerimize ateşten bombalar yağıyor, ölüm ve yoksullaştırma tehditleri alıyoruz. Yani kültürel değerlerimizi, haysiyetimizi ayaklar altına alan, çocuklarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı, erkeklerimizi katledip, kaynaklarımızı talan eden bir dünya terörüyle karşı karşıyayız. Kaynaklarımız işgal, altında, değerlerimiz işgal altında, onurumuz işgal altında, geleceğe dair umutlarımız işgal altında. Fakat Müslümanlar yönlerini mağaraya dönmüşler ve kendilerine sunulan yalancı vaatlerle avunmaya çalışıyorlar. Gerçeklere karşı gözlerini kapıyor, kulaklarını tıkıyor ve vehmettikleri hayal dünyasında silik ve pasif bir yaşam sürüyorlar. Anlayacağınız bizler o mağarada yaşayan bilinçsiz fertlerden farklı değiliz. Uzaktan yankılanan demokrasi, barış, eşitlik, özgürlük söylemlerine itibar edip öylece bekliyoruz. Eğer biri mağaradan çıkıp da küresel zihniyetin Büyük Ortadoğu, büyük İsrail hedeflerinden, Müslümanlar aleyhine yazılan senaryolardan, kültürel yozlaşmadan, gerçeği görememekten bahsederse  küresel medya devreye giriyor ve mağaranın sakinleri hemen ayaklanıyor. Ve bu kısır döngü hep böyle devam ediyor…

 

milli gazete

Google+ WhatsApp