Uyuşturucu ateşi şimdilik annelerin yüreğini yakıyor

Uyuşturucu ateşi şimdilik annelerin yüreğini yakıyor


Uyuşturucu ateşi şimdilik annelerin yüreğini yakıyor 

 

 

“İntihar geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. İsmet Özel

“Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” (Anayasanın 58. Maddesi)

Uyuşturucu bağımlısı olan çocukların, babaları anneleri büyük çaresizlik içerisinde yaşıyor.

Aileler, çocuklarının kurtuluşunu onları hapse göndermekle buluyor. Bir baba, evladının hapis yatmasını ister pozisyona geldi. Kendi oğlunu uyuşturucu kullanıyor diye ihbar etmek zorunda kalıyor.

Yeter ki bu illetten uzak olsun da cezaevinde yaşasın diye düşünüyor.

5 milyon genç evde oturuyor

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) “İstatistiklerle Gençlik 2018” araştırmasına göre, Türkiye nüfusunun yüzde 15,8’ini 15-24 yaş grubundaki genç nüfus oluşturmaktadır.

Ülke genelindeki genç sayısı 12 milyon 971 bin 396 kişi olarak hesaplanırken bunun yüzde 51,2›si genç erkek, yüzde 48,8›i ise genç kadın nüfus olarak kayıtlara geçti.

Nüfusumuzun yüzde 15’ini oluşturan bu grubun sadece yüzde 38’i eğitim görüyor. Yüzde 12’si hem çalışıp hem okuyor. Yüzde 23’ü okula gitmiyor, çalışıyor. Yüzde 27’si ise ne okuyor ne çalışıyor. Maalesef bu 5 milyon genç evde oturuyor.

TÜİK’in açıkladığı 2019 iş gücü istatistiklerine göre, genç işsizlik oranı yüzde 18,6’dan yüzde 26,7’ye yükselirken, Türkiye’de son 10 yılda öğrenim kredisi borcunu ödeyemeyen öğrencilerin sayısı 5 milyona ulaşmış durumda.

Bu durum öğrenim gören gençlerin sıkıntı içerisinde olduğunu gösteriyor.

Ülkemizin genç ve dinamik bir nüfusu var. Bu potansiyelin milli, manevi, bilimsel ve kültürel değerler çerçevesinde yoğrulması, kamu ve sivil toplumun en temel görevlerinden biridir.

13 yaşında uyuşturucu madde ile tanışıyorlar.

Ülkemizde uyuşturucu maddeler ile tanışma yaşı 13-15 olarak kabul ediliyor.

Tehlikeyi göremiyoruz… Sis perdeleri o kadar çok katmanlı ki şimdilik sadece ateşin düştüğü yerleri fark ediyoruz fakat tehlike görüldüğünden daha büyük… Önlemler, uygulama sahasında zayıf ve yetersiz kalıyor.

Yapılan araştırmalar çok iç açıcı değil. Uyuşturucu tüketimi 6 yılda 17 kat artarken yasadışı kumar da 3 yılda 10 kat büyüdü.

Son yıllarda devlet kurumlarımızın bağımlılıklarla mücadele konusunda almış olduğu acil eylem planlarında istediğimiz başarıyı yakalayamadığımızı söylemek gerekiyor.

Bağımlılıklarla mücadele kapsamında, kamu ve sivil toplumun kendi içinde istenilen iş birliği ve güç birliğini sağlayabilmiş değiliz.

Üniversiteler, medya ve kültür sanat çevreleri bu konu çerçevesinde yapıcı bir gündem oluşturmaktan çok uzaktalar.

Her gün çoğalan STK yapılanmaları, popülist güncel olan siyasi projelere daha çok angaje olmayı tercih ediyor.

Geçtiğimiz hafta içerisinde iki evin yüreğine ateş düştü. Samsun İlkadım’da pazarcılık yapan ve eline geçen her kuruşu zehir tacirlerine veren Hacı Ali Bahar (24), arkadaşlarıyla birlikte metruk binada aldığı uyuşturucu sonucu yaşamını yitirdi. Cenazede “Uyuşturucuya hayır” pankartı açan aile, yetkililere önlemleri artırması çağrısında bulundu.

Acılı anne Yasemin Bahar, “Ben evladımı kaybettim, başka yavrular ölmesin. Ben anneyim benim yüreğim yandı, canım gitti, kanım gitti, parçam gitti. Çok mücadele ettim, çok durdurmak istedim. Çocuklarımızın beyinlerini yıkıyorlar. Bu çocuklara önce bedavadan veriyorlar ‘sen adamsın, sen özgürsün’ diye beyinlerini yıkıyorlar. Devlet diğer çocukların yok olmasına izin vermesin. Biz çocuklarımızı kaybettik başkaları kaybetmesin. İlkadım’da uyuşturucu kullanımında çok büyük artış var. İlkadım’a rehabilitasyon merkezi açılsın” dedi.

Adana’da ise 15 yaşında uyuşturucu kullanmaya başlayan Fazıl S. (34), motosikleti ile geldiği köprüden nehre atladı. Fazıl S. suda kaybolurken, olay yerine gelen anne Aysel S. (61), “Bugün benim bayramım. Davul çalacağım, oğlum uyuşturucudan kurtuldu. Her gün 300 lira bulmaktan yorulmuştum. 15 yaşından beri oğlumla mücadele ediyorum. Götürmediğim, tedavi ettirmediğim yer kalmadı. Bu illetten kurtaramadım” diyerek gözyaşlarına boğuldu. 

Türkiye’de üniversiteler, araştırma şirketleri ve düşünce kuruluşları bağımlılıkla ilgili ciddi çalışmalar yapmalı…

Acil bağımlılık paradigmamızın oluşturulması ve kamuoyu ile paylaşılması gerekiyor.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp