“Utan Ali Bey” diyenlere: O işler ABD’de, Almanya’da nasıl oluyor?

“Utan Ali Bey” diyenlere: O işler ABD’de, Almanya’da nasıl oluyor?


“Utan Ali Bey” diyenlere: O işler ABD’de, Almanya’da nasıl oluyor?

 

 

Terör destekçisi Brunson’ın 5 yıl hapse mahkum edilip, indirimler uygulandıktan sonra cezasının 3 yıl 1 ay hapis olarak açıklanması, ardından da tahliye edilmesine getirdiğim yorum, bazı okurlar tarafından bombardımana tutuldu..

“Adalet çöktü, sen neden bahsediyorsun” diyen mi ararsınız..

“35 yıl ceza istemişsin, verdiğin 3 yıl.. 35 istedi isen, niye 3 yıl veriyorsun? 3 yıl vereceksen, niye 35 yıl istiyorsun” diyen mi!

Eleştiriler gırla gidiyor..

“Hani, hani?.. Hani casustu?.. 3 yılcık ceza aldı.. 3 yıl ceza alacak adama, ne diye casus suçlaması yaptık ki?” diyenden..

“Madem bırakacaktık, niye cezaevine koyduk ki?.. İlk istendiğinde niye tahliye etmedik ki?” diyene kadar..

“Söylesene Ali Bey.. Söylesene.. Brunson şimdi nerde? Hani Trump istese de, kararı yargı verecekti?” şeklindeki alayvari sözler edenlere kadar..

Ne yorumlar, ne hakaretler..

“Biz adam olmayız azizim! Böyle uygulamalarla, dünyaya rezil oluyoruz..”şeklindeki ılıman gibi görünen hafif sıklet itirazlardan..

“Verdik papazı vermesine de.. Karşılığında ne aldık şimdi” diye, elini cebine atıp, “Bir şey yok” ironik bakış açılarına kadar..

Hepsini okuduk, hepsini dinledik..

O zaman buyrun..

35 yıla kadar hapis cezası istenen Brunson’un, yargılaması sonunda toplamda 2 yıl tutuklu kalıp, 3 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılmış olmasını, çok vahim bir olay gibi göstermeye kalkışanlara..

Bu sonucu, adaletin iflası gibi takdim etmek isteyenlere..

Bu işler dünyada nasıl oluyor, gösterelim..

30-40 yıl önceki davalardan örnek vermeyeceğim..

Sadece gazete haberlerinden bilgi sahibi olanların  hatırlayamayacağı, uzmanlık gerektiren dar alanlarda yaşanmış olaylardan bahsetmeyeceğim..

Hepimizin bildiği..

Son iki yıl içinde yaşadığımız iki ayrı ülkeden, iki ayrı somut örnek vereceğim..

Birisi, tam da Brunson’un vatandaşı olduğu Amerika’dan..

Şunun şurasında daha 2,5 yıl önce, New York savcısı Bharara’nın tutuklattığı bir Rıza Sarraf var..

Hatırladınız değil mi?

ABD’yi dolandırmaktan, bankacılık işlemlerinde sahtekarlığa kadar bir dizi suç ile itham edilmiş.. 150 yıla varan ceza talebi ile tutuklanmıştı..

İddianame düzenlendiğinde, Rıza Sarraf için istenen ceza, 95 yıl idi..

Yani, ortalama ömür hesabı yaptığınızda, hayatı cezaevinde geçecekti..

Sonra ne oldu?

Adaletin beşiği(!) ABD’de, Rıza Sarraf ne oldu?

Cezaevinde daha bir yılını doldurmadan..

Çaktırmadan çaktırmadan..

İtirafçı oldu ayakları ile..

Serbest kaldı..

Şimdi, şu lokantada, bu gezi alanında fotoğraflarını görüyoruz..

Görüyoruz da..

Afedersiniz, niçin hiç kimse, “Bu ne biçim adalet? Adam için 150 yıl hapis istiyorsunuz.. Daha bir yıl olmadan, adamı sokağa bırakıyorsunuz” demiyor?

Veya..

Niye hiç kimse, “Ne oldu?.. Ne oldu?.. Hani o böyük ABD’nin, çok böyük savcısı 150 yıl ceza istiyordu?.. ‘Deliller çok sağlam’ diyordu.. Ne oldu?.. Sarraf şu an serbest!” demiyor?

Biliyorsunuz..

Tek olaylardan, genel sonuçlar çıkartmam..

Somut örneklerime devam ediyorum..

Rıza Sarraf olayında, bir kişi daha tutuklanmıştı..

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı M. Hakan Atilla..

Tutuklandığında, onun için ne denilmişti?

“Yazık adamcağıza.. Ömrü cezaevinde geçecek. Vah vah.. 95 yıl yaşar mı ki, cezaevinden çıkacağı günü görsün?”

Yargılama başladı, savcı Hakan Atilla için istediği cezayı açıkladı: “15 yıla kadar hapis.”

“Ne oldu, ABD adaletinde, şok indirim kampanyası mı başladı” diye merak mı ediyorsunuz?

Sakın, sakın ha.. ABD adaleti hakkında, böyle yakıştırmalar yapmayınız.. ABD adaleti bu.. Bizim ezikler, nerede ise karşısına geçip, tapınacaklar..

Sonra mı?

Sonra şöyle oldu.. Hakim kararı açıkladı: Hakan Atilla’ya, 2 yıl 8 ay hapis!

95 yıldan.. 2 yıl 8 ay hapse..

Ortalama 30’da biri...

Haydi, bir koro oluşturalım.. ABD’ye soralım: “Madem 2 yıl 8 ay hapis cezası verecektiniz, niçin 95 yıl ceza istediniz?”

Brunson kararı sonrasında, Türkiye için söylenen her sözü, alın, Hakan Atilla kararı için, ABD’ye söyleyin..

Dürüst iseniz..

Söylediklerinizde samimi iseniz..

Somut örneklerim bitti mi?

Bitmedi..

İlk örneklerim ABD yargısından idi.. Parasal iddialarla ilgili idi..

Şimdi.. 

Bir de Almanya’dan örnek verelim..

Hem de, Almanya’nın casusluk suçlaması ile yargıladığı bir Türkün başından geçenleri anlatalım..

Taha Gergerlioğlu..

2015’de, Türkiye lehine, Almanya aleyhine casusluk suçlaması ile tutuklandı..

Önce, 15-25 yıl hapis cezalarından bahsedildi..  Savcı 5 yıl hapis cezası istedi..

10 ay tutuklu kaldı.. Tahliye edildi..

Sonuç mu?

2017’de para cezası ile dava düştü..

Taha Gergerlioğlu, şimdi Türkiye’de, evinde..

Haydi bakalım, Brunson davasında Türkiye’yi yerin dibine batırmaya kalkışanlar, ekip halinde Almanya’ya haykırın: “Ne oldu? Ne oldu? ‘Casus’ dediğiniz Taha Bey, 10 ayda evine döndü. Hapis cezası bile almadan, dosyası kapandı..”

“Nerde Alman adaleti” diye sorun..

“Yok kardeşim, bu Almanlarda adalet diye bir şey yok. Adamlar 15 yıl ceza ile tezgahı açıyorlar.. 10 ay tutuklu bırakıyorlar. En sonunda bir günlük bile hapis cezası vermeden, adamı bırakıyorlar! Bu ne biçim hukuk!”

Veya işi siyasileştirin: “Ne oldu Merkel? Hani Taha Gergerlioğlu casustu? 15 yıl cezaevinde kalacaktı? Ne oldu, Taha Gergerlioğlu evine gitti.. Tayyip Erdoğan, dediğini yaptırdı!” 

Söyleyin canım, çekinmeyin.

Erdoğan aleyhine söylediğiniz her şeyi, verdiğim somut örnekler için, Trump’a söyleyin.. Merkel’e söyleyin..

Söyleyemiyorsanız, hiç kusura bakmayın..

Olaylara, at gözlüğü ile bakıyorsunuz..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp