Ulusalcı avukat-FET֒cü hain işbirliği

Ulusalcı avukat-FET֒cü hain işbirliği


Ulusalcı avukat-FETÖ’cü hain işbirliği

 

 

Hep anlatıyoruz..

“Derin devlet tektir.. Bir gün Ergenekon ile karşımıza çıkar. Bir gün Balyoz ile.. Bir gün Susurluk ile karşımıza çıkar, bir gün FETÖ ile..”

Ama anlayanlar çok az olmalı ki..

Aynı yerden, defalarca ısırılıyoruz..

“Nasıl olur.. FETÖ’cüler, Ergenekon’cuları tasfiyeye çalıştılar. Görmedin mi?”diye soracaklara..

Hatırlatayım..

“Bugün FETÖ’cüleri mahkemelerde, kimler savunuyor?”

Cevabını da vereyim: “Ulusalcı avukatlar!”

Hem nasıl savunma..

Ölümüne..

FETÖ’cü sanığın sözümona savunma yaparken, mahkeme heyetine karşı dönerek durmadan su içip, hakimleri tahkir etme girişimine, “Suyu ordan kaldırın, savunmasını yapsın” denildiğinde..

Ortalığı birbirine katan ulusalcı avukatlar..

Daha somut konuşalım..

İsimler verelim..

FETÖ’cü sanık, dün ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Fatih Şahin..

Darbeci Semih Terzi’yi vuran kahraman Ömer Halisdemir’i şehit eden FETÖ’cü hain..

Bu FETÖ’cü haini, mahkemede kim savunuyor biliyor musunuz?

Ulusalcı avukat Çiğdem Koç..

Nerden tanıyorum ben Çiğdem Koç’u?

Savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde, bana yaptığı hakaretlerden..

Kısaca hatırlatayım, ulusalcı avukatın, Akit düşmanlığını..

5-6 ay öncesi idi..

Adalet Bakanlığı’nın arabuluculuk kapsamını genişletmek üzere yaptığı çalışmalarda son aşamaya geldiği bir ortamda, avukat sıfatı ile bir TV’deki tartışma programına katılan zatın birisi, “AK Parti avukatlığı tasfiye etmek istiyor” türünden bir söz sarfetmişti.

Onun şahsında..

Avukatlığa “İhtilaf çıksın. Avukatlar para kazansın..” gözü ile bakanlara cevap vermiş, “Ne güzel, insanlar birbirleri ile sürekli husumet yaşamasın. Mahkemeye gitmeden, arabuluculuk ile ihtilaflar çözülsün. Avukatlar da, bu işe destek versin. Kazanamayacakları parayı düşünmesinler” mealinde bir yazı kaleme almıştım...

Aydın Barosu’nun MHP kaçkını başkanı Gökhan Bozkurt’tan başlayın..

Birçok baro başkanı hakkımda şikayette bulunmuşlardı.

Gökhan Bozkurt’un şikayet dilekçesindeki 20 avukattan birincisi, Çiğdem Koç idi..

Dilekçeye şöyle bir bakınca..

“Bu şikayet dilekçesi falan değil, bu düpedüz bir küfürname” demiştim, kendi kendime..

Dindar insanları itekleyen.. 

İkinci sınıf insan gibi görmek isteyen. Toplumdan dışarı atmak isteyen düpedüz yasakçı bir kafa..

Bir savcılığa verilen şikayet dilekçesindeki, kin ve nefret dolu şu ifadelere bakar mısınız:

(..) şüpheli, bu cehaletten beslenmek adına..”

“(..) bu cehalete dayanan ahlak anlayışının arkasına sığınarak..”

“Kendi karanlık çağdışı ahlak anlayışının dar ve tehlikeli bakış açısıyla..”

“(..) sığ, karanlık, çağdışı bir ahlakçılığa karşı durmanın..”

“(..) şüpheli, içine sindirememiştir.”

“Müvekkil Gökhan Bozkurt ne şüpheli şahısla, ne de onun gibi karanlığından ona buna çirkef atarak nemalanmaya çalışan zihniyetle kardeştir.” 

“Yazdığı her cümleden yalan, yobazlık ve düşmanlık taşan şüpheli ile değil kardeş olarak anılmak, aynı ülkede yaşamanın birle zul geldiği..”

“(..) şüpheli şahsın, müvekkilin tutarlığını sorgulama hadsizliği”

“(..) kişisel yalanlar ve çirkin uslupla..”

“(..) kendi beslendikleri karanlık, yobaz, eril karanlığı..”

Dilekçe böyle böyle gidiyor..

Peki bu avukat, nerden alıyor bu cesareti?

TSK içindeki darbe girişimini tersine çeviren Ömer Halisdemir’i şehit eden Fatih Şahin’in avukatlığını üstlenirken desteklendiği merkezden alıyor..

Düşünebiliyor musunuz..

15 Temmuz’da bir darbe girişiminde bulunulmuş..

En kritik görevlerden birisini Semih Terzi üstlenmiş..

O darbeci generali, vatansever Ömer Halisdemir vurup, darbenin daha fazla kan dökmesini önlemiş.

O Ömer Halisdemir’i, darbeci generalin yanındaki binbaşı Fatih Şahin, 10’dan fazla kurşun sıkarak şehit etmiş..

Bu katil darbeciyi, Aydın Barosu’nun, sözde milliyetçi geçinen başkanı Gökhan Bozkurt’un avukatı Çiğdem Koç savunuyor..

Savunuyor da, “Biz yapmadık. Yanlışlıkla ismimiz dosyaya karışmış” mı diyorlar?

Hayır..

“15 Temmuz darbesi senaryodur” söylemi ile..

Tam da Pensilvanya’daki hainin dile getirdiği söylem ile..

“Bana ne.. Bana ne.. Ben burada Zekai Aksakallı’yı görmek istiyorum. Ona soracağım sorular var” diyerek..

Sanki Zekai Paşa mahkemeye gelse..

Ömer Halisdemir’i şehit eden hainin işlediği cinayet ortadan kalkacak..

Sanki Ömer Halisdemir’i vuran katilin suçunda farklılaşma olacak, cezasında değişiklik olacak..

Maksat ne?

Davayı sulandırmak..

Aynen, bir duruşma sırasında, ulusalcı avukat Çiğdem Koç’un savunduğu sanık Fatih Şahin’in, bir yandan “Ben dağlarda üç gün susuz gezdim” deyip.. Bir yandan da, sözümona savunma yaptığını söylerken, durup durup su içerek, birilerine mesaj vermesindeki gibi..

Savunulan hain işi sulandırmak ister de..

Avukatı istemez mi?

O da bir duruşmada şöyle diyor:

“Zekai Aksakallı emir subayını arayıp bir generali öldürme emri veriyor. Ömer Halisdemir komutanına emrine uydu diyoruz ve kahraman olarak anıyoruz. Buradakiler ‘Operasyona gidiyoruz’ diyen komutanının emrini sorgulamadı diye suçlanıyor.”

Aklı sıra, mantık oyunları ile, mahkemenin kafasını karıştıracak..

Hiç düşünmüyor ulusalcı avukat, “Biri darbe için emir veriyor. Diğeri ise, darbeyi durdurmak için. Biri vazife, diğeri cinayet”

Ne dedik?

Bu ülkede derin yapı tektir..

Bir gün FETÖ olarak karşımıza çıkar. Bir gün Ergenekon olarak.

Ama arkasındaki güç, hep aynıdır..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp